Ferrari, F40′dan sonra, 10 senede bir çıkan safkan süper sporları gelenek haline getirdi. Ferrari F50, gerek hatları, gerekse üretim tarzı olarak F40′ı fazlasıyla andırıyor. F50′de, İtalyanlar biraz daha abartıp, Formula 1 teknolojisini bir yol aracı olarak, yeni Ferrari F50′ye aktarmak istemiÅŸler. Gerçekten de, motordan ÅŸasiye, 1990′da Alain Prost’un Formula 1′de kullandığı araç, Ferrari 641/2 , F40′ın veliahtı F50′ye rehberlik etmiÅŸ. Aynı onun gibi, 12 silindirli, 60 sübaplı ve 65 derece açılı bir motor kullanılıyor. F40′ın aksine, Tipo F130 SFE 4.7 VJGAEA kodlu motor, turbo ya da supercharger desteÄŸinden yoksun.
Tüm ihtiÅŸamlı mekanik müdahalelere raÄŸmen, Ferrari F50, performans ve “kült olma faktörü” açısından, F40′ın gerisinde bir araç. 0-100 ve son sürat dereceleri, 10 sene önce üretilen F40 ile aynı (3.7 saniye ve 327 km/s). Üstelik, “lüks” bakımından aynı olmalarına raÄŸmen, 100 kilonun üzerinde fazlalığı var. Daha hafif motor ve daha hafif bir ÅŸasiye raÄŸmen.
MOTOR
Öncelikle, motorun “çevreci” olduÄŸunu söylemek mümkün; öyleki, üreticilerin kabusu haline gelen California eyaletinin oldukça sıkı emisyon normlarına bile uyuyor. Ferrari, bunu büyük ölçüde egzos sistemine güvenerek baÅŸarmış. Önce manifolddan bahsedelim; 6′ya iki, ikiye bir manifoldlar (6 silindirlik sıradan gelen kanallar önce iki kanalda, sonra bu iki kanalda tek kanalda birleÅŸiyor) birleÅŸerek farklı uzunluklarda iki egzos hattına baÄŸlanıyor. Gazların çıkışını saÄŸlayan egzos hatları arasında bir valf var. Bu valf, motor soÄŸuk ya da devir düÅŸükken, gazların kısa ve daha dar olan hattan çıkmasını saÄŸlıyor; ikinci kanal ise yüksek motor devirlerinde açılıyor. Ferrari’nin V12’si, motor soÄŸuk çalışırken sadece birinci kanalı kullanıyor ve bu kanalda son derece etkin çalışan katalizörler mevcut.
Karbon fiber emme manifoldu da, uzun süredir en küçük motorlarda bile standart hale gelmeye baÅŸlayan deÄŸiÅŸken emme geometrisi denen basit bir sisteme sahip. Kullanılan ek valflerle, emme kanalının debisi kontrol altında tutularak üst ve alt devirler için en ideal debi saÄŸlanmaya çalışılıyor. Bunların altından kalkmak için, daha önceki motorlarda kullanılan Weber-Marelli ECU yerine, bu sefer oldukça standart diyebileceÄŸimiz Bosch Motronic 2.7 ECU kullanılmış. Elbette üzerinde bayağı bir modifikasyon yapıldığı belli; zira egzos sistemindeki sübaplar ve süspansiyonun kontrol sistemine de bu ünite kumanda ediyor.
Uzunlamasına yerleÅŸtirilen 60 sübaplı, 65 derece açılı V12 motor, aynı Ferrari F40′da olduÄŸu gibi, ortada duruyor. Motor bloÄŸu enteresan ÅŸekilde demir döküm; ancak silindir kapakları aluminyum alaşımından dökülmüÅŸler. Silindir başına 5 sübabın üçü emme,ikisi ise egzos. Biyeller dövme titanyumdan üretilmiÅŸler (Formula 1 motorlarında olduÄŸu gibi); krankta ise dövme çelik kullanılmış. Motorun pistonları meÅŸhur üretici Mahle tarafından, dövme aluminyumdan üretilmiÅŸ.
Aynı Ferrari F40′da olduÄŸu gibi, Ferrari F50′de de kuru karter yaÄŸlama sistemi kullanılmış. Daha önceki yazılarımda bahsettiÄŸim gibi, kuru karter yaÄŸlama sistemi, krank denge ağırlıklarının yaÄŸa çarpıp sürtünme yaratmamasından dolayı, çok ciddi bir güç kazancı saÄŸladığı gibi, motorun da daha rahat devirlenmesini saÄŸlıyor. YaÄŸ pompası, diferansiyel içinde çalışmakta. 8500 devirlik redline’ı ile, Ferrari’nin V12’si gerçekten yüksek devir çeviren (ve seven) bir motor. Nitekim 347 lb/ft’lik tork (Nm’ye çevirmedim),6500 gibi yüksek bir devirde elde ediliyor. Maksimum güç, 8000 devirde 513 beygir.
11.3:1 gibi yüksek bir sıkıştırma oranına sahip Ferrari V12 motor, 85×69 çap/strok oranıyla, kısa stroklu bir motor. Bu sayede, İtalyanların sevdiÄŸi yüksek devirleri kolayca çıkarabiliyor. Öte yandan, insan bu motorun yetersiz olduÄŸunu düÅŸünmeden de edemiyor;zira performans 10 sene önce çıkan Ferrari F40′dan daha iyi deÄŸil ve ekstra 4 silindirin F50′ye kazandırdığı sadece 40 beygir. Küçük ve düÅŸük basınçlı turbolar ya da bir supercharger ile rahatça 650 beygirin üzerinde güç çıkarabilecek bir motor, fazlasıyla dizginlenmiÅŸ gibi.
ÅžANZIMAN
Zamanında birçok otomobil dergisinde “yanlış yazılanın” aksine, Ferrari, F50′de direksiyondan kumandalı, hidrolik tahrikli bir deÄŸiÅŸtirme sistemi kullanmamış; manuel 6 ileri ÅŸanzıman bulunuyor. O zamanlar henüz olgunlaÅŸmamış bir teknolojiyi, Ferrari, F50′ye taşımak istememiÅŸ. Debriyaj hidrolik kumandalı ve çift plakalı kuru tip. Enteresan olan, hidrolik desteÄŸin sadece debriyaj sisteminde kullanılmış olması. Ne direksiyonda, ne de frenlerde hidrolik destek bulunmuyor. Åžahsi fikrim, direksiyonda hidrolik desteÄŸin olmamasının yerinde bir karar olduÄŸuydu, ancak frenlerde bu kararı saçma bulmuÅŸtum. Nitekim yıllar sonra, Ferrari F50′yi kullananların, fren sistemi konusunda benimle aynı fikirde olmaları (ABS’inin olmaması eleÅŸtirilmiÅŸ, fren mesafesi fazlaymış, üstelik frenler iyi dozajlanamadığı gibi çok erken kilitleniyormuÅŸ) gururumu okÅŸadı!
LASTİK VE JANTLAR
İki favorim bir arada: Speedline jantlar ve Goodyear Eagle F1 GS Fiorano lastikler…Hatta, Goodyear, bu seriyi özel olarak Ferrari F50 için üretmiÅŸ. Eagle F1 serisi alacaklara burada küçük bir uyarıda bulunmak isterim: Hemen hemen aynı görünseler de, Goodyear Eagle F1 serisi çok geniÅŸ bir aile. Bazılarının performansı cidden vasat ve fiyatları da son derece yüksek. Bazı Goodyear Eagle F1‘ler ise, gerçekten muhteÅŸem bir performansa sahipler. Aslında, bu Goodyear’ın aynı kodlu bütün serileri için geçerli sanırım. GeçmiÅŸte 3 takım NCT serisi GoodYear kullandım. NCT2′ler, son derece beÄŸendiÄŸim lastiklerdi, ancak NCT 3′lerden resmen tiksinmiÅŸtim.
Ferrari F40′da olduÄŸu gibi, F50′de de, tek merkezi bijon kullanılmış. Bu arada, jantlar magnezyum alaşımı. Son derece hafif olduklarından ÅŸüphem yok.
Önde 245/35 ZR 18, arkada ise 335/30 ZR 18 ebadında lastikler bulunuyor.
FRENLER
Önde 360, arkada ise 330 mm çapında delikli Brembo diskler görev başındalar. Bu diskler, karbon fiberden üretilmiÅŸler. Balataları ise Pagid üretmiÅŸ. Çift kanallı fren sisteminde servo desteÄŸi ve ABS bulunmuyor. Yüksek teknoloji ve sofistike üretim tekniÄŸine raÄŸmen, frenlerin yeterince etkili olmadığı, çabuk kilitlendiÄŸi rivayet ediliyor. Hem önde, hem arkada, yine Brembo imalatı olan 4 pistonlu kaliperler bulunmakta.
Ä°Ç MEKAN
Aracın konfor seviyesi, F40 ile aynı; yani tamamen çıplak bir Ferrari. Connolly derisi kaplı koltukların sadece ileri-geri ve arka sırtlık ayarı mevcut. Sadece klima bulunuyor ve bir ses sistemi yok. Olsa bile, kullanmanız olası deÄŸil; zira Ferrari F50, rölantide 82 db gibi son derece yüksek bir sese sahip, bu ses düzeyi 104db’e kadar tırmanabiliyor. (Kafanızın üstünden savaÅŸ jeti geçmesine yakın bir ses düzeyi bu)
Aynı Ferrari F40′da olduÄŸu gibi, Ferrari F50′de de bir motor çalıştırma düÄŸmesi mevcut; kontağı açtıktan sonra V12′yi çalıştırmak için bu düÄŸmeye basmanız gerekiyor.
Camlarda F40′da olduÄŸu gibi, kollar çevrilerek açılıyor. Göstergeler, Formula 1 araçlarındaki gibi, tamamen dijital.
ÅžASİ VE SÜSPANSİYON
Süspansiyon sistemi, tipik bir Formula 1 aracının neredeyse aynısı. Amortisörler pushrod sistemi ile çalışıyor ve monotüp amortisörler, bu sefer Koni yerine, meÅŸhur Alman üretici Bilstein tarafından geliÅŸtirilip üretilmiÅŸler.
Süspansiyonda küçük bir elektronik müdahale var: hız,ön tekerleklerin açısı gibi faktörlere baÄŸlı olarak, amortisör sertliÄŸi otomatik olarak ayarlanmakta. Bu, Citroen Xantia ya da C5′lerdeki, ya da yeni nesil Mercedes’lerdeki gibi geliÅŸmiÅŸ bir sistem deÄŸil.
İlginç noktalardan biri, yine aynı Formula 1 araçlarında olduÄŸu gibi, lastik takozların hiç kullanılmamış olması. Motor ve süspansiyon elemanları, direk ÅŸasiye monte edilmiÅŸ ve arada vibrasyonu alacak hiçbir lastik parça yok. Bu nedenle, Ferrari F50′nin ürettiÄŸi vibrasyon, tipik bir Formula 1 aracından pek de farklı deÄŸil.
Arka lastiÄŸin hemen önündeki hava kanalları, motorun yaÄŸ soÄŸutucularına gerekli havayı saÄŸlarken, kaputtaki derin oluklar, önlere yerleÅŸtirilmiÅŸ radyatörlerin soÄŸutulmasını saÄŸlamakta. Aynı Ferrari F40′da olduÄŸu gibi, Ferrari F50′de de motoru ÅŸeffaf bir kapak örtüyor. Motor, çaÄŸdaÅŸ sanat müzelerinde sergilenecek kadar şık olduÄŸundan, bu yerinde bir karar olmuÅŸ.
Karbon fiber şasi, aslında bir yol aracının altında duran Formula 1 şasisini andırıyor ve ağırlığı sadece 102 kg.
Ferrari F50, 1995-1997 arasında sadece 349 adet üretilmiÅŸ ve yaklaşık 480.000 dolardan satışa sunulmuÅŸ.



















1 yorum
abi o araba ne öle hızda tekerlekleri geri gitmiş gibi oluooo nasıl çektiniz onu yaw