Hyundai Veloster - Pokemon kabusu gördüm

Hyundai VelosterDıştan o kadar kötü görünmüyor; en azından önüne bakıyorsanız. Arkası ise sanki başka bir arabadan alınmış. Mesela, orta sınıf bir SUV’den. İçerisi ise tam bir facia, tarif edecek kelime bulamıyorum.

Koreliler tasarımı öğrenemediler, neyse ki, Hyundai dışında bazıları bunun farkında-örneğin, Samsung telefon dizayn ederken yanına Bang & Olufsen’i, Armani’yi filan alıyor. Hyundai’nin ise çok daha ciddi bir yardıma ihtiyacı var. Bence Bertone, Pininfarina, Porsche ve Gandini, yanlarına Chris Bangle’ı da alarak Hyundai ile en az 10 sene çalışmalı.

Hyundai’nin tasarım şefi Oh Suk-Geun -Oh my God!- “Veloster ile gerçekten farklı birşey denemek istedik. 20′lerin başında olan Y kuşağı için radikal yeni tasarımlara ihtiyacımız olduğunun şiddetle farkındayız, bu da gerçekten cesur bir yol” filan gibi birşeyler söylemiş.

Evet; Hyundai Veloster gerçekten “radikal” ve “cesur”. Cesaret sadece kesinlikle nefret edilecek bir araba çizmekte değil, direksiyon başına geçmek için de oldukça cesur ve sağlam bünyeli olmak gerek. Fotograflara bakınca bile gözlerim yandı; güneş ışığı altında beyaz torpidoya nasıl bakabileceğimi hayal dahi edemiyorum. Sadece bu kadarla da yetinmemişler, aracın her tarafını fosforlu kırmızı şeritlerle donatmışlar. Hatta gösterge tablosuna kaynakçı maskesi takmadan bakabileceğinizi hiç sanmıyorum. Retinanız yanabilir.

Hyundai VelosterHyundai VelosterHyundai Veloster

Ne olduğunu kavrayamadığım tuhaf bir materyali de torpido üstü ve altında bol bol kullanmışlar. Fotograftan kasapların giydiği eldivenlerin yapıldığı örme çeliğe benziyor, ama güneş ışığını onlardan daha kuvvetli yansıtabildiğine şüphe yok. Sadece sürücünün değil, karşıdan gelenlerinde gözünü alması için dikiz aynasını kroma benzer birşeyle kaplamışlar. Doğrusunu isterseniz, bu arabanın medeni ülkelerde yollara çıkabilecek kadar güvenli olduğuna inanmıyorum.

Koltuklarda ise kitsch’in sayısız kombinasyonu denenmiş. Özellikle 70′li yılların beyaz laminat mobilya modası, sadece koltuklara değil direksiyona da titizlikle uygulanmış. Biz İstanbullular için biraz nostaljik sayılabilir; bana 1985-1990 Magirus modasını hatırlattı. Sedef görünümlü direksiyon simitleri ve vites topuzları o zamanın vazgeçilmez Magirus-Deutz aksesuarlarıydı.

Eğer kullanmaya tahammül edebiliyorsanız, arabanıza binmeye ikna edebileceğiniz az sayıda insanı derinden etkileyeceğinizi söyleyebilirim; zira hiçbir insan evladı bu acı tecrübeyi bir daha unutmayacak ve kuvvetli ışık efektleri sayesinde muhtemelen kendinden geçecektir.

Hyundai Veloster’da üretilirse -umarım üretilmez- 2 litre bir motor koyulacakmış. Detayları yok.




Siz de birşey söyleyin!