Astrolojiye inanmayı seviyorum. “İnanmayı seviyorum” diyorum, çünkü gerçekte inanıyor filan değilim. Aslında, gerçek olması halinde kendimi daha rahat hisseder miyim onu da bilemiyorum. Bir yandan, şanslıyım şayet inanabilirsem: Koç burcuyum ve sağolsun astroloji bu burca pekçok harika(!) özellik bahşetmiş.
Öte yandan, milyarlarca insanı 12 kategori içinde tasnif edebilmek sıkıcı olurdu. Hayatı çok kolaylaştıracağı kesin; ama çok sıkıcı olurdu. Düşünsenize, aşık olmuşsunuz ama -aptal gibi!- burcunu sormamışsınız. “Burcun ne?”, “İkizler”, “Olmadı yavrum; ben ancak boğa ve akreple güzel bir cinsel hayat sürebilirim; hadi bilemedin yay olsan makara filan yapardık ama ikizler sarmadı”
Bazen burcumu soran birine “Anadolu hisarı” diyesim geliyor; ama canım sıkkınken, astroloji sitelerinin ya da gazetelerin koç burcuna yağ çekmesini okumak hoşuma gidiyor.
Astrolojinin bilimsel olarak nasıl bir palavra olduğunu açıklamaya bile gerek yok. “Doğum sırasında Mars ananızı etkilemiş olabilir” gibisinden akla yakın görünümlü -ama akılla alakası olmayan- açıklamalar yapılsa da,cep telefonunun şarj aletinin içindeki trafonun size etkisi, Mars’dan daha fazla.
Aslında, astroloji, palavra olduğunu bile bile, gerçekmiş gibi kabul ettiğimiz birçok gündelik şeyden biri sadece. Çok aklı başında insanlar bile astrolojiye inanmayı seçebiliyor, hatta bunların arasında ateistler bile mevcut. Elbette tanrı ve astroloji arasında aslında bir bağ yok. Dediğim “tanrı gibi varlığı aleni birşeyi bile inkar eden astrolojiye inanıyor” gibi de katiyen algılanmasın; zira bu da çok yanlış bir önerme olur. Demek istediğim biraz şöyle bir şey; içinde derin şüphecilik taşıyan insanlar bile, astrolojiye inanmayı “masum” buluyor. Sanırım nedeni,psikolojik bir rahatlama. Zira kendi adıma konuşmam gerekirse, yeni biriyle tanıştığımda onu cidden bir burç kalıbına sokmak işime geliyor.
İtiraf etmek gerekirse, astrolojiye ilgim lise sıralarında başladı; zira boş kafalı hatunlarla konuşacak ortak bir noktamız oluyordu (lütfen “ben boş kafalı değilim” gibisinden yorumlar yazıp kınayın beni!) Aslında astroloji tutkusunun sakıncalı etkileri de yok değil. Özellikle küçük yaşlarda birinin kafasına bilmemkaç ışık yılı uzaklıktaki minicik bir yıldızın -göreceli olarak- tüm hayatını etkileyeceği fikrini sokarsanız, bundan sonra hurafelere de daha kolay inanacaktır. Zaten bunlar için şahane bir ortam hazırlanmış durumda.
Bir yalanın yalan olduğunu iyice anladıktan sonra, şayet bizi rahatlatıyorsa, inanmanın bence fazla bir zararı yok. Gerçekten kabullenmediğiniz sürece, Tayyip Erdoğan’ın aslında tavşan adam olduğuna “inanabilirsiniz”. Ne zamanki havuç sallayarak Irak’a sokabileceğinizi sanırsınız, o zaman hayatınız ve mantığınız çuvallamaya başlar.
Popularity: 2% [?]




2 yorum yapılmış.
Çok güzel yazı her şey güzelde şu son cümleye takıldım hocam;
Tayyip Erdoğan’ın aslında tavşan adam olduğuna “inanabilirsiniz”. Ne zamanki havuç sallayarak Irak’a sokabileceğinizi sanırsınız, o zaman hayatınız ve mantığınız çuvallamaya başlar.
Bir zamanların gözleri buğlu bakan Tayyibi zamanla değişmişe uğramış pek bir hazır cevap olmuştur. Lakin o havucu yemeyen Tayyip değil gül yanaklı nur yüzlü Abdullahtır hocam… Bence tavşan adam benzetmesi uygundur… Saygılar sevgiler…
Bende son cümleye takıldım; “Tayyip Erdoğan’ın aslında tavşan adam olduğuna “inanabilirsiniz”. Ne zamanki havuç sallayarak Irak’a sokabileceğinizi sanırsınız, o zaman hayatınız ve mantığınız çuvallamaya başlar.”
Sanırım tavşan adam, Irak’a havuç sallamayı başardı, ne dersiniz?