Bazı pembe yalanlarım
Samed of Eventualis (ben uydurdum; şık oldu, “angara dükü” filan gibi, bir parça asalet kattım kendi çapımda:P) pembe yalanlarından bazılarını yazmış, benim de olduğum bir kümeye pas atmış. Eh, ortada sıçan olmayayım, bende yazayım birşeyler…
Jerence’nin yalanına benzeyen yalanların sayısını bile bilmiyorum; çünkü uykuda inanılmaz seri, mantık zinciri mükemmel ve acaip uzun ve de detaylı yalanlar söylüyormuşum…Bunlardan biri şöyle;
1.Teyzemi ertesi gün hastaneye götürecektim. O gece erken yatmak niyetindeydim; zira sabah 7.30 gibi kalkmam gerekiyordu. Ne halt ettiysem, eve geldiğimde ezan okunuyordu. Panikle yattım; ama kafa filan iyi olduğundan ve aşırı yorgunluktan dolayı 2-3 saat uyuyup kalkmam mümkün değildi.
Sabah annem uyandırmış beni; hatırlamıyorum ama yataktan kalkıp kenarına oturmuşum, gözlerimi açıp şuna benzer şeyler söylemişim:
“Anne, akşam teyzem aramış seni konuşmuşsunuz, sonra gece 11′de doktor aramış cepten, yarın İtalya’ya konferansa gidiyormuş, aslında teyzeme baktıktan sonra gidecekmiş ama son anda biletini bir önceki uçağa aldırmak zorunda kalmış çünkü öğlende yedek listedeymiş, yer boşalmamış. Randevuyu önümüzdeki Salı’ya almışlar. Teyzem sana söylemeyi unutmuş, sonra aklına geldiğinde gece 1′miş saat. Beni cepten aradı, haber verdi, annene not yazıp telefonun üstüne bırak dedi. Ben de eve gelince unuttum not yazmayı”
Yalan çok teferruatlı olunca annem uykuda konuşma (daha doğrusu yalan söyleme) huyumu bildiği halde, inanmış. 1 saat sonra da teyzem arayıp annemi yamultmuş tabi:)
2.Bir iş için eski ortakla birlikte şirketin birindeki hatuna telefonda baskı uygulayıp duruyoruz. Kadın nuh diyor peygamber demiyor, artık işten ümidi kestik, aradım hatunu tekrar, “bir yazayım,bakayım ne olacak” havasına girdim. Baktım kadın insafa gelmeye başladı, “hemen hamle yaparsam kıllanır” diyerek işten bahsetmedim. Ertesi gün ben yokken ortakla konuşmuş, Barış beyle görüşelim filan demiş. Ben de ortağa durumu özetledim; fiks Türk erkeği muhabbetleri döndü; “abi sen bu işi bağlarsın” diye gazı verdi bana.
Hatunun sesi de kadife gibi; “neden hem iş hem eğlence olmasın?” diyerek hatunu birşeyler içmeye davet ettim; lakin kadın kapı gibi Bir şey, üstelik 3 ay traş olmasam ondaki kadar sakal-bıyığım çıkmaz:)
“Allah vere de kimse görmese” diyerek ve gözü karartarak cilvebaz şekilde mevzuyu işe döndürdüm, baktım olay işten özel hayat tarafına kayıyor sürekli, aklıma “süper parlak” bir fikir geldi: “ya ben gayim” dedim:) Hatun bozuldu, “banane ya, herkesin cinsel tercihi kendine” diye durumu toparlamaya çalıştı, ben de inandırıcı olsun diye çaktırmadan yaparmış gibi yan masaların birindeki herifi kesiyorum arada:) Olayı yine işe getiriyorum ama hatunun eski sıcaklığı giderek kayboluyor; direk evlere dağıldık sonuç olarak. İş de olmadı.
Seneler sonra bu olayı arkadaşlara anlatıyorum gülüyoruz filan, herif “ibnelik yaparsın diye işi vermemişlerdir sana” diye bir laf atıp kırıp geçirdi bizi. Üstelik bu lafı eden herif de, dünyanın en delikanlı gayidir, o da ayrı mevzu:) (İnanılmaz derecede Avrupa Yakasındaki kel ve sarı sakallı elemana benziyor, adını unuttum ama bir dönem o aptal diziyi sırf o eleman için seyrettim!)






Yorum Yaz