Amcalarımın hepsi (3 tane) son derece komik adamlar. Bunlardan en büyüğü, zamanında Ankara’da nam salmış bir sokak yarışçısı; üstelik aynı zamanda motormuş, mekanikmiş yalamış yutmuş biri. Bana gerçek anlamda araba kullanmayı öğretmiş adam olduğundan, kendisine ekstra bir yakınlığım var.

Tanıdığı birisi, yaşı da oldukça geçkin, yakınlarda araba almış; ancak çoğu ehliyet sahibi gibi araba sürmekten tamamen bihaber! Amcamdan kendisine ders vermesini istiyor; daha 2 dakika geçmeden amcam “senden bir cacık olmaz” (nazikçe söyledim!) diyerek iniyor arabadan. Amcam bodoslama bir adam olduğundan darılmıyor bu kişi; öyle cahil biri filan da değil, üniversite mezunu ve Trabzon’da bir “kamu kurumunda” müdürmüş. Tam olarak ne iş yaptığını anlamadım;zira o sırada bundan ilginç Bir şey çıkmayacak diye düşündüğümden, anlattıklarını pek dinlemiyordum.

Adamın Rize’de akrabaları filan var;o sıra çok Trabzon-Rize arasında, zar zor kullanmayı öğrendiği arabasıyla gidip geliyor; birgün amcamın arkadaşlarına araba aşırı benzin yaktığı için artık otobüsle gidip geldiğini söylüyor.

Amcam, ona araba kullanmayı öğreten arkadaşına “sen bu adama nasıl vites değiştireceğini anlattın mı?” diye soruyor. Adam “öğrettim abi, 30′dan sonra ikiye tak, 50-60 gibi üçe geçersin..” diyor. Amcam şöyle enteresan bir iddia ortaya atıyor: “O muhakkak yolun 30. kilometresinde ikiye tak gibi anlamıştır”. Amcama böyle “saçma” bir iddia ortaya attığı için gülüyorlar; amcam direniyor, “sorun bakın aynı benim dediğim gibi çıkacak” diyor.

Gerçekten de, adam 30 km boyunca sadece birinci viteste gidiyormuş!

Onun için ikinci el araba alırken, yaşlı birinden ya da kadından almaktansa, hırt ve serseri birinden almayı tercih ederim; çünkü darbeliyse anlamak kolaydır ve muhtemelen aksları,debriyajı filan kötü durumdadır. Bir de, binlerce kilometre sadece birinci viteste kullanılmış araba aldığınızı düşünün!