Parlak Ekran LCD laptop

Bilgisayar endüstrisini oldum olası sevmemişimdir; bunun başlıca nedenlerinden biri “maliyet odaklı” üretim yapmaları.

Yıllarca direndikten sonra, ana monitörüm olarak bir Samsung SyncMaster 226BW LCD kullanmaya başladım. Sony G200 CRT monitörüm, zamanında ödediğim astronomik rakamı fazlasıyla hakettikten sonra emekliye ayrıldı. Aslında Sony’den hala memnundum; ancak Samsung’u onun yerine koyduktan sonra çalışma masasında artık daha rahat “yayılabiliyorum”.

22′ olmasına rağmen, widescreen formatında olan Samsung, 1680×1050 gibi göreceli olarak düşük bir çözünürlüğü destekliyor (Sony’de 1600×1200′de titremesiz görüntü alabiliyordum). Elbette bu çözünürlük düşük; ama bana rahatsızlık vermiyor. Açıkçası, şu an 226BW, 22′ kategorisinde, Türkiye’de bulabileceğiniz en iyi monitör. Fiyatı da, yaptığı işe göre, oldukça düşük.

Fakat LCD, iyi bir teknoloji değil: yüksek çözünürlüklere çıkamadığı gibi, kontrast son derece düşük. Bunun en büyük nedenlerinden biri, CRT’lerde olduğu gibi, ekranın başlı başına ışık kaynağı olmaması. Bu nedenle, oluşan görüntüyü görülebilir hale getirmek için floresan tüpler kullanılıyor. Arkadan ışık vurduğunda da, özellikle siyah tonlar, artık siyah değil, füme, hatta gri oluyor!

Plasma, bu konuda çok daha iyi olsada, komik çözünürlük değerleri yüzünden bilgisayar monitörü olarak kullanılmaları imkansız; en azından pikseller daha makul ölçülerde imal edilemediği sürece..

Dolayısıyla, görüntü kalitesi açısından LCD ileri değil, geri bir adım. Endüstri, LCD’yi derhal kucakladı çünkü üretim maliyeti CRT’den çok daha düşük. Kullanıcılar da durumdan hoşnut; zira çok az yer kaplıyor ve az elektrik tüketiyorlar.

Öte yandan, LCD üreticileri mevcut kusurları iyileştirmek yerine, daha iyi görüntü vermenin hilelerini araştırıyor. Bunlardan biri, matah bir bokmuş gibi piyasayı kaplayan “parlak ekran” modeller.

Tanıdığım çoğu insan bu parlak ekranların cazibesine hızla kapılarak, bu tür bir monitör ya da “parlak ekranlı” laptop edindiler. Ben daha ilk bakışta dehşete kapıldığımdan, bu eğilimi oldukça garip buldum; ancak görüntünün de birçok LCD monitörden daha keskin olduğunu farkettim.

Sonra düşündüm: bir üretici, monitöre bakanın suratını gördüğü birşeyi neden üretir? Zira CRT zamanında, yansımayı azaltan anti-glare kaplamalı modellere ekstra para öderdik.

Hile şu: Önceki cam, aslında optik bir filtre. Üretici, daha adi bir ekran kullanıyor ve arkadan verdiği ışığın miktarını artırıyor. Böylece, kontrast bir miktar daha artmış oluyor; ancak oluşan aşırı parlaklık ve daha da azalan siyah-gri tonları da kompanse etmesi lazım. Bu noktada ise devreye optik filtre giriyor!

Sonuç olarak, bu tip bir ekranı olan tanıdığım herkes son derece rahatsız olmaya başladı; çünkü o optik filtre neredeyse ayna kadar yansıtıcı! Neden parlak yaptıklarını henüz anlayamadım ama onun da bir nedeni olsa gerek.