Mahmud Ahmedinecad’ın anladığını anlamamak
Mahmud Ahmedinecad, muhtemelen tahmin ettiğimden çok kişinin bilmeyeceği üzere, İran Devlet Başkanı.
“Şeriatçı yobaz” diye kestirip atamıyorum; çünkü “devletler böyle çalışmıyor”. Ahmedinecad, aslında Hıristiyanlığa inanmış, ardından ateist olmuş biri bile olabilir; sadece siyasi çıkar ilişkilerinden dolayı ianmış şeriatçı rolüne soyunmuştur belki de. Bilemeyiz.
Gelgelelim, bence büyük bir devlet adamı Ahmedinecad. Muhtemelen Türkiye’nin 20-30 sene daha göremeyeceği kadar büyük bir devlet adamı.
ABD’ye kafa tuttu; hatta zekice hamlelerle adamları tuzağa düşürdü. Dünyanın en güçlü ordularından ve ekonomilerden biri İran. Biz buradan bakınca yobaz ve şeriatçı bir ülke görsek de, üniversiteleri, bizimkilerin aksine tıkır tıkır çalışıyor. Hatta geçenlerde, AIDS’in ilerlemesini yavaşlatan bir tedavi açıkladılar ve tamamen bitkisel tabanlı olduğunu ileri sürdüler. Bu alanda hiçbir uzmanlığım olmadığı ve iddiaları da inceleyemediğim için, elbette doğrudur ya da yanlıştır diyemem. Gelgelelim; bu konuda benden çok daha temkinli, zeki olması beklenen bazı “yerli otoriteler” -ki bunlar tıp profesörleri!- “olmaz öyle şey” dediler. Bu “olmaz öyle şey” açıklamalarını gazeteler manşetten duyurdu. Fakat, manşetin altındaki “zavallı” gerçek şuydu: “Bilim otoritelerimiz”, iddiaları inceleyip yanlış olduğunu tesbit etmemiş, “İranlılar beceremez(!)” tarzı sefil bir yaklaşımla beyanat vermişlerdi!
İşte Türkiye’nin hali…
Ama asıl bahsetmek istediğim bu değil.
Bizde “siyasetçiler”, seçimlerde köylere gider, her önüne geleni şap şup öper, kahvede “geldimi namaz vakti ağalar, camiye gidip bir namaz kılalım” diye ucuzluk yaparlar.
“Şeriatçı”, hatta zekası hakkında bizim basında abuk sabuk yakıştırmalar yapılan Ahmedinecad, blog açmış! Hem de 4 dilde!
Ahmedinecad’a demokrat diyen taş olur da, niye “halkın içinde gözükmeye pek meraklı” siyasetçilerin blogları yok? Ahmedinecad’dan daha mı çok işleri var?
Üstelik blogunda bir hayli demokrat tavırlar gösteriyor!
Gelen bazı yorumlar:
Shut up please, would you? I get headache reading your nonsense stuff.
I think you are an evil leader. Freedom and tolerance are necessities in this day and age, and the fact that your country kills intellectuals, journalists, minorities, etc. is horrible and deeply disturbing.
I hate you. you are retarted. that simple mentally retarted
Tabi muhtemeldir ki, Ahmedinecad’ın “yardımcıları” tarafından kaleme alınmış birsürü övgü dolu sözler de var; çoğu da ABD vatandaşlarından(!) gelmiş.
Ama adamlar, kötü eleştirileri de yayınlamışlar. Elbette çoğu sansürlenmiştir ama, siz Türkiye’de bir siyasetçi ya da bürokrat’ın blog açıp, “kardeş sen gerizekalısın” içerikli bir yorumu yayınlayacağını düşünebiliyor musunuz?
Ahmedinecad, oldukça kısıtlı bir kitleye bile olsa, çok pozitif bir tanıtım yapıyor. Blog girdilerini okusanız, İran’ı dünyanın en demokratik devleti sanırsınız!
Aslında, Ahmedinecad’ın yaptığını Batı demokrasileri bile yapamıyor, sorun sadece bize özgü değil.
Emekli olduktan sonra, ABD’li işadamlarına pazarlama dersi verirse şaşırmam!
Okumak isteyenler için://www.ahmadinejad.ir/
Tapan :
Ara 01, 07 at 6:25 pmVaktiyle karayoluyla Hindistan seyahatine çıkmış arkadaşlarımdan İran’dan geçerken edindikleri izlenimleri dinlemiştim. Malum İran kapalı bir toplum. Hakkında edindiğimiz haberlerin çoğunun kaynağı en büyük düşmanı A.B.D. Dolayısıyla kafamda canlandırdığım İran korkulacak bir yerdi. Oysa arkadaşlarım (3 kız 3 erkek) İran’dan geçerken hiç bir sorunla karşılaşmamışlar aksine “mutlaka gitmelisin” tembihlerinde bulundular. Tabi Amerikan vatandaşı olmamalarının faydası büyük olmuş.
Gelgelelim İran demokrasisine. İran en az A.B.D. kadar demokratik bir devlettir. Amerikan demokrasisi çift başlıdır, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar seçeneklerinin dışına çıkılması pek mümkün değildir. Oysa Ahmetinejat’ın geçmişini biraz araştırırsak İran demokrasisinde sıradan bir insanın başkan olma olasılığının A.B.D. demokrasisinden daha fazla olduğunu görürüz. Demokrasi, Bush’un oğlundan sonra Clinton’un karısı seçeneklerinden daha fazlasını sunmuyorsa durup “bu nemenem bir demokrasi” diye düşünmek gerekir.
Barış Atasoy :
Ara 01, 07 at 9:46 pmAhmedinecad’ın nasıl başbakan olduğunu cidden bilmiyorum. Sadece bazı uygulamalara karşıyım; şeri hukuk sistemi, kadınların örtünmek zorunda olması, Internet sansürü filan gibi.
Gelgelelim, İran büyük bir medeniyetin mirasını taşıyor, bunu unutmamak gerek. Tanımak fırsatı bulduğum birkaç İranlı da var, bunların bir kısmı İran kökenli Türk vatandaşları. İnsani özelliklerinden çok etkilendim. Nedense hepsinde bir “ermiş” havası var. Yaklaşımları çok olgun, çok insancıl ve ağırbaşlılar. Kültür seviyeleri genelde çok yüksek. Üstelik bu bahsettiğim insanlar İran entellektüelleri filan değil; bildiğiniz “sokaktaki insan”.
Ben ABD’yi bizden farklı görmüyorum; o yüzden demokrasi konusunda referans aldığım bir ülke değil. Üstelik ABD’nin birçok güney eyaletinde pekala özgürlük filan olmadığını söyleyebiliriz. ABD’nin dikkat edilmesi gereken tarafı, yobazın da, entellektüelin de en uç örneklerini barındırması.
Fahri ÇAKAR :
Ara 02, 07 at 1:23 pmFarklı ve aydınlatıcı bir tarzda yazmışsınız, teşekkür ederim.
Amacım, bir tartışma başlatmak değil, çünkü bu soruları kendime de sorarım zaman zaman, (bu arada, ne İran ne de Nejadın hayranı değilim)
Ancak, şunu merak ettim:
Nejad böyle Nejad şöyle derken, gerçekten kendi gözlüğümüzü mü takıyoruz.
Demokrat olup olmaması İran dışındaki diğer insanları neden bu kadar sinirlendiriyor, neden bu kadar ilgilendiriyor, yoksa bunun nedeni yine “bush oğlu bush” ya da “clinton karısı clinton”ların bilinaltımıza sürdüğü demokrasi kültürü mü? Yani, yanıbaşımızdaki komuşumuzu, dünyanın diğer ucundaki birilerinin gözüyle yargılıyor olabilir miyiz, acaba?
Saygılarımla…
Barış Atasoy :
Ara 02, 07 at 1:43 pm@Fahri
Benim düşüncem şu: Bizde medyanın doğru dürüst bir dış haber servisi yok. Ancak savaş filan çıkarsa, savaşı magazinleştirmek amacıyla 1-2 adam yolluyorlar. Dolayısıyla, aslında “bizim” bir dünya görüşümüz yok. Gelen haberler, ABD medyası ya da reuters gibi ajanslardan. ABD medyasının ne kadar güvenilmez bir kaynak olduğu zaten tescilli. Mesela Mars’a uzay istasyonu filan yapılsa ve ABD koloni kursa, ordaki haberi ABD medyasından alacağız. Düşünüki aslında oraya hiç gidilmemiş bile olabilir, haberler tamamen “stüdyoda üretiliyor” olabilir, ama bizim bu dezenformasyona inanarak Mars hakkında bir görüşümüz olacak, daha doğrusu oluşturulacak. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bence Türkiye’nin batısını alıp güneydoğuya gezmeye götürseniz, eminim siyasi dengeler yerinden oynar. Modern insan aslında bilgiye çok fazla ulaştığını sansa da, bu kaynakların neredeyse hiçbiri birinci elden elde ediliyor.