Mustafa Altıoklar beni yanıltmamıştı
Gerçi yıllardır Mustafa Altıoklar adı geçmiyor ama, İstanbul Kanatlarımın Altında’yı “herkes seyrediyor, bari bende göreyim” bahanesiyle seyrettiğimde “bu adam son derece yeteneksiz” demiştim. Nitekim, filmde tek konuşulan şey 4.Murad’ın eşcinselliğiydi; sonra da Arzu Yanardağ sayesinde gündemde kaldı Altıoklar.
Kısa bir kemankeşlik macerasının ardından, 4.Murat’ın neden iyi bir hattat olduğunu biraz olsun anladım: 30 kiloluk gürzü sallayıp, ardından da yayı germek, insanın koluna anormal şeyler yapabilir. Modern, kompozit, makara sistemli bir yay bile, 20-30 kez gerilince, kolunuz He-Man’inki gibi oluyor. Birsüre, eliniz zangır zangır titriyor; ama alıştığınızda el ve kol hareketleriniz zarifleşiyor, çay bardağını kavrarken bile çok daha kontrollü ve hassas oluyorsunuz.
Atalarıyla öğünüp, onlara zerre kadar benzemeyen, hatta çoğu da muhtemelen olsa olsa Patrona Halil’in sülalesinden gelen zerzevatların aksine, ben filmden ve Altıoklar’ın tutumundan, 4.Murad’a eşcinsel yaftası yapıştırdı diye nefret etmedim. Koca koca adamların, hatta padişahların “güzel oğlanlara” şiirler yazdıkları gerçektir; ama beste yapan, muhtemelen dünyanın en iyi kemankeş’i olan, derin bir kültüre sahip olmanın yanında muazzam bir savaşçı olan adama, tutup da sadece “.bneydi işte” demek, sadece “ben sansasyon yaratmadan gündeme gelemeyecek kadar beceriksizim” ile eşanlamlı. Bu oyuna gelenlere de ayrıca bir yuh çekiyorum.