Medyadaki insanların cehaleti beni sık sık hayrete düşürürdü; birgün “kör satıcının kör alıcısı olur” sözünü hatırlayarak bunun üzerinde düşünmekten vazgeçtim.
Kültürsüzlük filan da bir yana, geçen ayki bir bilgisayar dergisinde okur mektuplarından birine verilen cevabı görünce güleyim mi, ağlayayım mı şaşırdım. Hani tipik bir mühendis arketipi vardır Türkiye”de; sadece eğitimini aldığı konuyu bilir başka da bir boktan anlamaz. Okura verilen cevapta gördüm ki, adam Lise düzeyi bilgisayar eğitiminden bile nasibini almamış;kültürsüzlük biryana işini bilen insanda çok kalmadı. Ha bunu o adam mühendistir diye söylemiyorum; muhtemelen parası bile ödenmeyen 15 yaşında bir gençtir. (Ersin Akman”dan hiç hoşlanmam ama onun bile kovulmuş olması aslında dergilerin “ucuz adam çalıştırma” politikasının çok güzel bir ispatı)
Eğer haberleri seyrediyorsanız ya da gazete okuyorsanız, “hayalet tabanca Glock” fiyaskosundan haberiniz vardır.
Neymiş, dedektörden geçer ama dedektörün gıkı çıkmazmış; X-ray cihazı bile göremezmiş bu silahı..
Bunu ilk ortaya atan gerizekalının kim olduğunu çok merak ediyorum. Tamam silahtan hiç anlamadığın belli de, beynin yok oturup düşünemiyorsun. “Hayalet” dediğin silahın çoğu kısmı hala çelik.
Hadi silahtan anlamıyorsun, kafan da basmıyor, Internet”ten de mi haberin yok?
En azından Wikipedia var, Google var. Kaç okka geldiğinden fiyatına kadar her tür bilgiye ulaşmak mümkün. Ama adamın herhalde porno sitelerde gezip, MSN’de geyik yapmaktan vakti olmuyordur bu sitelere bakmaya.
Glock hakkında kısa birkaç bilgi vereyim: Avusturya yapımı. ABD dahil, birçok ülkenin polis ve askeri teşkilatları tarafından kullanılıyor. İsabet oranı oldukça düşük olmasına rağmen, askeri standartları karşılamak için üretildiğinden son derece güvenilir. Yani bir nevi AK-47; gerçi bizim medya anlamaz belki; Kalashnikov yani. Ya da onların tabiriyle “keleş”.
Türkiye”de en çok bulunan model, 9mm ve orta boy bir tabanca kabul edilen Glock 17. Standart şarjörle 16 mermi alabiliyor; ancak modifiye şarjörlerle bu sayı 30”a kadar çıkabiliyor.
Manuel bir emniyet tertibatı yok. Tetik üzerinde minik bir “tetikçik” var; ilk önce ona basmadan tetik düşürmek mümkün değil. Silahın, modern silahlara öncülük eden horozsuz bir tasarımı var. “Striker” denen iğne, klasik horozlu otomatiklerden daha uzun ve mukavim; uzun uzun nasıl çalıştığını anlatmayacağım.
Neden “hayalet” derseniz, sebebi kompozit malzemeden üretilen çerçeve ve sürgünün X-ray”de diğer döküm,dövme ya da pres modellerden biraz daha silik çıkması. Dedektörden geçerken uyarı vermiyor diye bir şey de yok; zira namlu, tetik mekanizması -ve elbette mermiler!- gibi birçok parça hala metal.
Glock‘ların çoğu Türkiye”ye Irak”tan kaçak olarak girdi. ABD”nin Kürtlere ve polis teşkilatına dağıttığı silahlar sınır kaçakçılığı yoluyla Güneydoğu”dan Türkiye”ye dağıldı. Aslına bakarsanız, tek “hayalet” tabanca da Glock filan değil. MKE”nin sattığı Walther P99 da Glock gibi kompozit bir silah. Keza Beretta PX4 ve birçok yeni model tabanca da öyle; ancak şu an hangilerinin satışta olduğunu bilmiyorum. Walther P99 birara MKE tarafından satılıyordu ve enteresan şekilde fiyatı ucuzdu; ayrıca envanterde de vardı. (Normalde ABD fiyatının 5 katına silah satın aldığınız halde, MKE”nin listesinde olan birçok silah ithal edilmiyor)
1 yorum
Trackback & Pingback