Haber meşhur ve bence şehir efsanesi, ama bilmeyenler için özetleyelim:

Belçikalı bir Türk, ikinci el Ferrari Testarossa’sına LPG taktırmak istiyor çok yaktığı için. Tamirci işi beceremiyor, Ferrari‘ye akıl danışıyor. Ertesi gün Ferrari‘den adamlar geliyor, arabanın parasını ödeyip geri alıyorlar. Bir de şöyle bir açıklama var, efendim LPG takılınca Ferrari markasının karizması çiziliyormuş, Ferrari herkese satılmıyormuş (kırolar Ferrari alamaz iddiası var,acaip güldüm), bu olay satış sözleşmelerine aykırıymış, falan filan…

Bir kere, artık üretimi duralı 10 seneden fazla olmuş ve Ferrari’nin F40 modeli gibi prestij modeli olmayan bir aracı Ferrari iplemez. Üstelik ikinci el almışın, Ferrari‘nin satış sözleşmesi sana işlemez. Arabayı kiralamıyor, satın alıyorsun. Senin malın, istersen pembeye boyar, kenarlarına fırfırlı etek takıp dolaşırsın. Ferrari‘lerini hatchback haline getirip market alışverişine çıkan kıro Arap şeyhlerine za zu yapıyor mu Ferrari? Yapmıyor, yapamaz; zira en büyük müşterileri onlar!

Ha, Belçika yasaları izin vermez ayrı. Örneğin İsviçre’de, orijinal lastik ölçünüzden ancak bir boy büyük lastik takabilirsiniz. İngiltere’de araç muayene istasyonuna girince neredeyse tepeden tırnağa sökülüp incelenir, geçer raporu almak deveye hendek atlatmaktan zordur. Bizdeki gibi muameleciye 50 kayme verdinmi, ruhsatına vurmazlar mührü…

Artı LPG çevreci bir yakıt, Ferrari‘nin karizması neden çizilsin çevreci yakıtla çalışınca? Elin hödüğüne satınca çizilmiyor da, gaz takınca mı çiziliyor? İstersem ineğimden elde ettiğim metan gazıyla çalıştırırım, sıkıysa desinler birşey!

Cebinize koyun 250.000 doları, girin galeriye, “ben hayvanın tekiyimdir ama Ferrari alacağım, nah bu da parası” deyin, bakalım satıyorlar mı satmıyorlar mı? Ha, vitrinde satacak arabaları yoktur, o başka. İşte o zaman, yetiştiremiyoruz değil de, herkese satmıyoruz derler.

Zamanında Bugatti filan yapardı bunu, ÖSS sınavından beter kriterlerle araba satardı. Nasıl ştonkladıklarını gördük.