Şu aralar bazı forumlarda, Pozitif Linux ile ilgili tepkileri ölçüyorum. Daha önce bu işi deneyip altından kalkamamış 1-2 kişi ve bazı dağıtımları ölesiye benimsemiş kitleler hariç, bugün indirip deneyenler hayatlarından memnunlar.

Kimisi de, hesapta alay ediyor ya, sormuş: “tek kişi bunca şeyi nasıl başaracak?”

Pozitif PC projesi iki kişiyle başladı. Demekki hem katkıda bulunanlar, hem okuyucular bize inandılar ki, aylarca sıfır reklamla 230-240 sayfa dergi çıkardık.

10 kişi, 20 kişi biraraya gelip değişim yaratamaz. Koskoca kurtuluş savaşları bile, tek bir kişinin “bunu yapalım” demesiyle başlar. Kişiliğine, imkanlara, yapılanlara bağlı olarak başarıya ulaşır ya da ulaşmazlar. Şimdi “biz Atatürkçüyüz” diyenler, acaba o dönemde yaşasalar, ona inanırlar mıydı? Emin olun, çoğu “bu adam palavracı” derlerdi. İlk çıktığında, çoğu insanın dediği gibi.

Mark Shuttleworth ile herkes alay etmedi mi? Torvalds’a Bill Gates bile gülmedi mi?

Medeni cesareti olmayanlar, tek başlarına ortaya çıkıp sorumluluk alamazlar. Yapılan işe de .ok atıp, içlerinden başarısız olması için dua ederler. Çünkü, başkalarının da kendileri gibi başarısız olması, hayatlarını biraz daha değerli kılar.

Sadece şüpheci olup eleştirenlere ayıralım; onlar farklıdır. Zaten üsluptan, farkı hemen anlarsınız. Şüpheciler neden ileri sürerler, şunları yaparsa başarılı olabilir derler. Şüphecileri daima ciddiye alırım. Birşeyler yaparken, potansiyel terslikleri ve çıkış yollarını görebilen beyinlerle birlikte olmak başarı şansınızı artırır.

Laf olsun diye birşeyler yapmayı sevmem. Bu yüzden, etrafımda fazla insan da olmasını tercih etmiyorum. Pozitif PC’yi küçük bir ekiple çıkardık ve herkes üstüne düşeni kusursuz yaptı. Şu an çoğu, aynı mükemmeliği yaptığı diğer işlerde de sergiliyorlar.

Başarıya odaklanmanın bedelleri var. Herkes bildiği için Atatürk’ten örnek verelim, herkesin gıpta ettiği bu adam çok mu rahat yaşadı? Hayatı cephelerde, toz, toprak, ölüm, barut kokusu, kan arasında geçti. Oh diyemeden, rejim muhalifleri ile uğraşmak zorunda kaldı. Bill Gates çok mu rahat? Hayır işi yapmaya gittiğinde bile kafasına yumurta atıyorlar. Milyonlarca insan küfür ediyor.

Hiçbirşey yapmazsanız, kimse sizi eleştirmez.

Daha şimdiden, 2 yeni katılımcımız var. Pozitif PC zamanından tanıdığınız Serhan, zaten siteler, artwork konusunda çalışmaya devam ediyor.

Birisi kalkıp -daha önce dağıtım çıkaranlardan, Emre Sokollu değil- “daha şimdiden para kazanmayı hedeflediğine göre, dediklerini yapar” demiş. Umarım bunu ciddi söylemiştir. Birisi de kalkıp ona cevap olarak “kendini bill amca zannediyor herhalde demiş”

Bakış açısındaki sığlığa bakın! Keşke çok para kazansak, o parayla yerli geliştiriciler tutsak. Devlet para verip Amerikan malı işletim sistemi almasa da, Fransa’da, Brezilya’da olduğu gibi ulusal geliştiricileri tercih etse. İnsanlar da gidip 2 milyona korsan CD almasa, hırsızlıkla suçlanmasa kötü mü olur? Kötü olur tabi, Türkler bir alanda başarılı olup, onlarında başarılı olma şansları olduğunu, ama bunu beceremediklerini göstermiş olur! Böylece, dünya bizi reddediyor yalanı suya düşer, takke düşer keller görünür.


bill gatesBunun kısa bir cevabı filan yok…Açıkçası tam olarak bilmemiz de olanaksız. Maalesef, bazıları diğerlerinden çok daha şanslı oluyor; durum bu.

Microsoft’u bugüne getiren olaylar dizisi birinin UNIX’e alternatif, kolay kullanılan, basit işlemciler üzerinde çalışabilen bir işletim sistemi fikri ortaya atmasıyla başlıyor. O zamanın durumuna bakılırsa, bu çok iyi bir ticari fikir. Ama elbette dahiyane değil. Şu an için “hadi cep telefonu melodisi satalım” demekten daha zekice değil en azından..

Sonra, IBM bu gençlerin elinden tutup “yürü ya kulum” diyor. Yani başarısız olmak,mucize kabilinden birşey.

O gençlerden biri de, Bill Gates. Bill Gates, çok ünlü (ve tabii zengin) bir avukat babayla yine çok zengin bir annenin çocuğu. Harvard” dan ise poker tutkusu yüzünden atılması, “bu çocuk dahi mi?” sorusuna verilebilecek ilk hayır cevabının da temelini teşkil ediyor. Sözkonusu oyun briç olsaydı, bu kusur azıcık mazur görülebilirdi!

Uzun uzadıya Gates”in hayatını analiz edecek filan değilim; doğrusunu isterseniz olağanüstü servetine karşın sürdüğü sıkıcı hayat üzerinde konuşmaya değmez. Ama birgün Larry Ellison”dan bahsedebilirim; en azından konuşulmaya değer sivri tarafları olan, renkli bir kişilik Ellison.

Doğrusunu isterseniz, Gates’in başarılı olmama şansı yoktu. Tıpkı, Google”ın kurucuları gibi. Bugün aranızda hala Google”ın adwords sayesinde çok ama çok zengin olduğunu düşünen saflar var mı bilmiyorum ama, başta ABD olmak üzere birçok devletin Google gibi, Microsoft gibi şirketlere “örtülü ödenekten” bolca para akıttığı kesin. Bilhassa Google’a…

Gates, şimdi şirketi tamamen Ballmer’a bırakmış gibi görünüyor. Herhalde, en büyük emeklilik heyecanı, Ballmer”ın şirketi batırmasını görmek olurdu (ben gittim,böyle oldu diyebilmek için). Aslında Gates, birçok konuda poker oynuyor. Ama artık kazanmak için poker değil, briç oyuncularına ihtiyaç var. Yazılım sektörü öldü ama kimse cenazesi kaldırıp,onun öldüğünü kabullenmek istemiyor. Belki de, Gates”in en akıllıca hamlesi buydu; Microsoft”u bırakmak yani..

Çok zengin olmak, aşırı parlak bir zekanın emaresi olmayabilir. Öyle olsa, herhalde Tesla gibi adamlar dünyanın gelmiş geçmiş en zengin adamları olurlardı. Nitekim, Da Vinci gibi dahiler, büyük servet sahipleri olmuşlardı ama olağanüstü üretkenliklerini ve sanata,bilime aşırı değer verilen zaman dilimleri ve yerlerde de yaşadıklarını unutmayalım.