web, bilgisayarMicrosoft nasıl ve ne zaman batar?

Jan15

* * * ½   3 oy

Microsoft SilverlightŞirketler de insanlar gibidir. Microsoft, artık bir hayli yaşlandı. Üstelik bir ayağı da çukurda; sağlıklı bir yaşlılık sürmüyor…

Dev Silicon Graphics, sonraki adıyla SGI, paldır küldür dibe çöktü. 386 tabanlı işlemcilerin, güçlü ve özel işlemcili, pahalı workstation’ları gömeceğini anladıklarında iş işten geçmişti. Anlamamakta uzun süre direndiler.

Senelerce ses kartına bel bağlayan Creative, akıllıca bir hamleyle son anda tüketici elektroniğine yönelerek paçayı kurtardı.

Sun’da son anda kefeni yırtanlardan oldu. Solaris ve Sun SPARC macerasından vazgeçip, Linux ve AMD’ye sarıldı. JAVA’yı akıllıca bir şekilde pompaladı ve büyüyen cep telefonu pazarı sayesinde kara geçti. Hatta o kadar başarılı oldular ki, şimdilerde tekrar eski aşklarına, SPARC ve Solaris’e geri dönüyorlar. Solaris, Debian benzeri bir paket sistemiyle dönüyor ve SPARC mimarisi hızla gelişiyor.

Microsoft ise, çok iyi pazarladığı, köhne bir ürünle ayakta kalmaya çalışıyor: Windows. Vista’dan herkes nefret etti; senelerce bekledikten sonra. Artık aklı olan hiçkimse, ne MS’in ofis paketine, ne de server çözümlerine para ödüyor.

Windows, DirectX sayesinde birsüre daha ayakta kalacak; Microsoft batmasa bile, yarın öbür gün Red Hat’in gölgesinde küçük bir şirket olarak hayatına devam edebilir.

Çünkü, web’i ve Internet’i ıskaladılar.

Aslında, bu kaçınılmaz bir tercihti. Donanım üreticileri ve Microsoft, yıllardır sağlam bir iş ortaklığı kurdu. İki taraf birbirini ölesiye destekliyor; en azından her yeni Doom oyunu çıktığında, makinaları atıp yenisini alıyoruz. Playstation 3, 300 doların altına düşer ve en azından PS 4′ü biraz daha bilgisayara benzetirse, iddia ediyorum evlerin yarısındaki PC’lerin yerini alır. Elbette, iyi bir tanıtım kampanyasına da ihtiyaçları olacak.

Microsoft, silkinmeye çalışıyor. Web yarışında, Sun’ın Java ve Macromedia’nın Flash’ına boş boş bakmakla yetindiler. AIR ile Adobe gümbür gümbür geliyor ve Microsoft, Silverlight ile tutunmaya çalışıyor. Bu olmayacak. Silverlight, kaybedecek. (Adobe, 3 milyar doları boşuna saymadı Macromedia’ya)

Bugün en çok ASP tabanlı site herhalde Türkiye’de; Microsoft’un deneyimsiz ve bilgisiz programcılarımıza açtığı kapılar sayesinde. Hakkını teslim edelim; Microsoft Türkiye iyi yönetiliyor. Türkiye’de güçlerini uzun süre koruyacaklar; çünkü PHP ile web tabanlı program geliştirenler bile, GNU/Linux, UNIX, Solaris gibi platformlara yabancı; hatta bunlardan neredeyse habersizler. Kamu ihaleleri, küçük yerli Linux firmalarını semirtmediği sürece, ki böyle bir şey en azından kısa vadede olmayacak, Microsoft, Türkiye’deki ticari başarısının tadını çıkartmaya devam edebilir.

Microsoft’a Jonathan Schwartz gibi biri gerek…

Popularity: 6% [?]

bilgisayarNUMA ne zaman gelecek?

Oct26

          0 oy

NUMA architecture linux kernelYok, bizim Pascal Nouma değil. Muhtemelen artık yürüyemeyecek kadar alkolik olmuştur; bahsettiğim NUMA, Non Uniform Memory Access; ve bunu kullanan işlemciler.

Kernel 2.6′dan bahsetmişken, NUMA’ya ister istemez girdim. 2.6 ile NUMA desteği geliyor. Merak ediyorsanız, alıp eve koyabileceğiniz herhangi bir bilgisayarda NUMA desteği muhtemelen olmayacaktır; eviniz birkaç bin metrekare, siz de Karun’un mirasyedi (ve boş gezenin boş kalfası) evladı değilseniz.

NUMA mimarili işlemcilerde, bizim çok çekirdekli işlemcilerin aksine, ayrı RAM alanları bulunuyor. Bu işlemcilerin herbiri, node (düğüm) adı verilen bir küme içindeler. Bu düğümlerin her biri, işlemci, RAM ve buna erişimi mümkün kılan muhtelif ıvır zıvır silikondan müteşekkil. İşlemciler -doğal olarak!- kendi aralarında konuşabiliyorlar. Bunun bizim kabak tadı veren çok çekirdekli işlemcilerden farkı şu: SMP destekli çok çekirdekli işlemciler, RAM’e ortak bir veriyolu üzerinden erişmek durumda. Her bir çekirdeğin 8 şeritli otobanı olması bir şey ifade etmiyor; zira o yollar eninde sonunda Murphy yasaları gereği(!) asla yeterli olmayan RAM’in 3 şeritli tali yoluna bağlanmakta.

Şu an NUMA desteğine sahip işlemciler, NEC’in şu meşhur süperbilgisayarında bulunan işlemciler. Ve de diğer büyükbaşlar.

Merak ettiğim şudur; bu şirketlerin zaten yıllardır kendi UNIX sürümleri mevcutken, neden Linux kerneline NUMA desteği koyulsun diye kastırırlar? Bunun çok pahalıya patladığından da şüphem yok; zira bahsettiğim bilgisayarlar bir kasabanın elektrik tüketimi kadar elektrik harcıyorlar. Üstelik mimarileri haddinden fazla karışık ve zaten doğru dürüst de bilinmediğinden, kernel’e o değerli kodları koyan abi/ablalar (abla olduğundan şüpheliyim) herhalde bu işi sevabına yapmadılar. (Dünyada o aletleri sistem düzeyinde programlayacak 100 kişi olduğundan şüpheliyim). Üstelik, sigara paketinin arkasında C ile kod yazıp “al bunu yaz, kesin çalışır” denmediği de ortada.

Hemen bu işin arkasında IBM’i arıyorum doğal olarak. Daha piyasaya çıkmadan, Playstation 3′deki Cell işlemcisinin aslında sunucu/süperbilgisayar alanında büyük bir fark yaratabileceğini sıkılmadan defalarca yazdım. Üstelik, Playstation 3, en az para kazandıran Playstation modeli. Bizde ABD fiyatının iki katına satılsa da, (dış mihrak aramayın yahu, dost kazığı!) Playstation 3, işlem gücüne göre çok ucuz bir alet. IBM, son araştırdığımda Cell işlemcili sunucular üretmek için hazırlıklara başlamıştı.

Aslında IBM, bir iki manevrayla, hem oyun, hem de masaüstü PC pazarını kolayca değiştirebilir. Senelerdir, DirectX’in yerini alacak bir oyun API’sinin (“oyun” ile kısıtlayarak aşağıladım, özür dilerim, idare edin!) olmaması, Microsoft’un en büyük silahı. Artık sadece GNU/Linux üzerinde değil, Solaris gibi daha “fantezi” işletim sistemlerinde bile çok kaliteli programlara sahibiz. Gelgelelim, iş oyun oynamaya gelince, ister istemez herkes Windows kurmak zorunda kalıyor. Bir de, Cubase filan gibi sadece Windows ve Mac OS üzerinde çalışan programlar var -Adobe’un tüm serisi neredeyse sorunsuz GNU/linux üzerinde çalışabiliyor- ama onların kullanıcı kitlesi zaten sınırlı. Ama oyun ciddi bir sorun. Geliştiriciler Direct X’i seviyor. Birincisi, programlaması kolay. İkincisi, OpenGL’in aksine, sadece bir grafik API’si değil; içinde sesten joystick kontrolüne kadar birçok ıvır zıvır var. (Gerçi işin içine EAX filan girince, hadise ıvır zıvır kategorisinden çıkıp “bilim” haline geliyor). OpenGL+SDL de bir alternatif tabi; ama iki ayrı araç kullanıyorsunuz ve SDL, DirectX’in ses API’lerinin olgunluk,performans ve özellik setine sahip değil.

Geçenlerde EA Games’in üst rütbeli yöneticilerinden birisi (OYAK gibi oldu!) bir açıklama yaparak, cross platform bir oyun API’sine “gerek olduğunu” söyledi. Bunu Electronic Arts telaffuz ettiyse, “her platformda çalışacak oyun API’leri tiz yapıla!” olarak algılayabiliriz. Sony ve IBM’de bu işe yeşil ışık yakıp, rivayete göre programlanması son derece zor olan Playstation 3′ü open source hale getirirse, öncelikle tüm rakip konsolları piyasadan silerler. Buna Sony kadar, Microsoft’u sevmemesi hiç de haksız olmayan IBM’de sevinir. (OS/2 ve “fason” verilen DOS işinden zengin olmaları bile Microsoft’dan hoşlanmamaları için yeterli neden; hadi Lotus paketinin akibetini filan katmayalım işin içine). Daha sonra IBM ve Sony’nin yapmaları gereken tek şey, geliştiricilere birkaç milyon dolar gibi cüzi bir para saçmak. Ondan sonra herşey çok kolay ve güzel olacaktır.

Yine NUMA’ya dönecek olursak, şayet IBM bu işleri sallamaz da yaparsa, masaüstünde GNU/Linux iyiden iyiye yayılır. Üstelik, x86′da çalışma gibi bir zarureti de olmadığından, IBM ve iş ortakları, kısa birsüre içinde Cell işlemcili masaüstü bilgisayarları satmaya başlayabilirler. Tek bir hamleyle hem sunucu pazarında çok iddialı duruma gelecekler, hem Microsoft’u ağır zarara uğratacaklar, hem de işlemci üreticisi olarak AMD ve Intel’i çok ciddi biçimde rahatsız edecekler. Cell’i de biraz daha geliştirirlerse, NUMA destekli, gerçek bir süperbilgisayar gücünde blade server’lar görmeye başlayabiliriz. Hem de çok ucuz fiyata.

Ama benim bildiğim IBM, bu fırsatı da kaçırır!

Popularity: 3% [?]

blog, webTürkiye’nin ilk blogcusu kim mi? Benim tabi.

Oct19

          0 oy

Evet; “aaa ben neden bilmiyorum” demeyin. Muhtelif nedenleri var; siz o zaman kısa pantolonla geziyordunuz, bir. İkincisi, henüz dünya “blog” ismini bulamamıştı. Matt’in elinden tuttum, sonra Wordpress’i filan yaptılar. Wordpress’in isim babası benim. Hatta Bill Gates’e zamanında dedim, bak bu blog işine gir, sonra pişman olursun. Girmedi, aradı birgün beni cepten, bırakıyorum Microsoft’u dedi. Blog işine girmeyerek hata yaptığını itiraf etti. “Çok yazmasın kapat, eve gidince oradan konuşuruz” dedim, aramadı bir daha.

O zamanlar Türkiye’de Internet’te yoktu. ABD’de Interneti CD’lere kaydedip Türkiye’ye bavullarla getirdim; millet o zaman kendini Internette sanıyordu, oysa benim evdeki proxy server’ın içinde dolaşıyorlardı. MIRC’de chat yapanların çoğu bile, ordaki tayfanın benim botlar olduğunu bilmez.

Hal böyle olunca, Türkiye’de beni hala tanımayan birkaç kişi olması çok canımı sıktı. Hatta öyle kızdımki, aq.pozitifpc.com adresinde açtığım blogda kendi kendime küfür edip duruyorum. Bilmeyenler girip Fenerbahçe, AKP, ya da ADSL fiyatlarına küfür ettiğimi sanıp yorum yazıyorlar.

Geçen hafta adsense’den kazandığım 1.250.000 dolarla Çin’den çocuk satın aldım. Nüfus çok olduğu için çocukları satıyorlar. Dişlerine bakıp, ağzı tamam 350 tane çocuk aldım, özel uçağımla Türkiye’ye getirdim. Şu an kazan dairesinde uyuyorlar, fırından ucuza bayat ekmek aldık, suda ıslatıp veriyoruz. Çinliler çok akıllı. 48 saatte “a.q, ben, blog, akıllı ol, blograzzi, backlink, pagerank, yalaka” gibi temel kavramları ve kelimeleri öğrendiler. Yarın birkaç kelime daha öğretip onları Internet’e salacağım. Tüm eğitimleri tahmin ediyorum 1 haftada tamamlanır; ama şu halleriyle blogların %90′ına yorum yazacak hale çoktan gelmiş vaziyetteler.

Bu çocuklara neden o kadar çok para verdin diyebilirsiniz. Elbette ilk neden aşırı zengin olmam; zira bütün dünya benim blogumu okuduğu için, haliyle reklam gelirim Google,Yahoo,MSN gibi sitelerden daha fazla. Türkçe yazdığım halde çok sayıda İngilizce,Fransızca,Almanca ve Çince yorum almaktayım. Diğer arkadaşlara ayıp olmasın diye yayınlamıyorum bu yorumları.

Bloguma hergün 11 milyar insan giriyor; ama Türkiye’de hala bilmeyen birkaç kişinin kalmış olmasını kendime yakıştıramadım. Blogumun sık sık gündeme gelmesini istedim. Çünkü bazı saatlerde tüm Türkiye’nin blogumda hazır bulunmadığını, zaman zaman başka site ya da bloglara girdiklerini de görüyorum. Hatta bir ara yoklama almayı bile düşündüm. İşte bu Çinli çocuklar, su ve ekmek karşılığında bana yalakalık yapmak üzere eğitildiler. Çok fakir olmasalar onlara link de verebilirdim. Pagerank’im 10 olsa da, arasıra arsızlık yapıp link vermediğim de oluyor. Ne de olsa ortama uymak gerek. Bende onlara link yerine yemek ve kalacak yer veriyorum.

Bazı vatan hainleri ve insanlık düşmanları blogumu beğenmiyorlarmış. Onların PKK militanı olduğundan şüphelenmekteyim. Bazen şüphelendiğim insanların yazılarını çalarak kendi bloguma koyuyorum ve gelip bik bik ettiklerinde hain olduklarını tesbit ediyorum. Ben ve yalakalarım mütemadiyen küfür etsek de, hala hırsızlık yaptın diyecek kadar hain ve soysuz olanlar çıkmıyor değil. Bunca insan yalan mı söylüyor …yani? Hem insan yazıları dünyanın en çok okunan blogunda görünüyor diye iftihar eder, yok neymiş isimlerini vermemişim, yok alıntı yaptığımı zemin rengi fontla yazmışım. Ne var kardeşim, hepimiz insan evladı değilmiyiz, neden bölücülük yapıyorsun? Ha sen yazmışın ha ben. Neymiş, emek vermiş. Sanki ben onları siteye aktarmıyorum, kendileri gelip giriyor otomatik bloga.

Neyse, canım sıkıldı şimdi. En iyisi kişisel bloguma gidip kendi kendime küfür ederek deşarj olayım.

Popularity: 4% [?]


1, toplam 7 sayfa1234567»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.
Kapat
E-posta ile paylaş