* You are viewing Posts Tagged ‘amd’

AMD Phenom ve GNU / Linux

Yakında tekrar AMD platformuna dönebilirim. Aslında emin de değilim; Intel özellikle Core 2 Duo ile çok güçlü bir platform haline geldi. Buna rağmen, Intel’in AMD’yi “akılla” değil, “kol kuvvetiyle” yendiği açık: Daha büyük cache, birim elektrik tüketimi başına genelde daha düşük işlem gücü, daha iyi chipsetler…Açıkçası, AMD, “daha küçük” olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üretim olanakları, Intel’den çok geride. Bu yüzden, daha iyi mimariyle tasarladığı işlemcileri daha geri üretim teknikleriyle banttan çıkarıyor ve aslında daha az enerji tüketecek AMD, Intel’in gerisinde kalıyor.

AMD,  Phenom ile Intel’i tekrar geçecek gibi. Şu an, “stabil değil” söylentileri dolaşıyor. Bu söylentileri çıkaranlar için söyleyebileceğim tek şey, ya son derece ahmak oldukları, ya da ucuz oyunlar peşinde koştukları…

Yüzmilyonlarca, hatta milyarlarca dolar para harcanıp piyasaya sürülen işlemciler “hatalı” çıkmazlar. Zaman zaman FDIV bug gibi hatalar oluyor (ki o şeref Intel’e ait) ama bunlar kritik hatalar değil. Elbette NASA bu işlemcileri almaz ama, Crysis oynarkende bilgisayarınız çökmez(!). Bu tip hatalar, genelde halen prototip olan anakartlarda ortaya çıkıyor.

Ben AMD Phenom’u tuttum. Aslında çok ümitli değildim ama. Bunun nedeni, özellikle son 2 senedir neredeyse tamamen GNU/Linux kullanmam ve AMD / ATI sürücülerinin fiyasko olması. Yine de, AMD Phenom, anormal bir güce sahip.

Bunu Phoronix sayesinde keşfettim. Ars Technica ile birlikte tek geçtiğim sitelerden biri; İngilizce sorununuz yoksa, yerli sitelerle, ya da reklam tabelası işlevi gören uyduruk yabancı sitelerle vakit kaybetmeyin, kafanızı “hurafelerle” doldurmayın.

Bu iki grafiği örnek olsun diye koydum. Göze çarpan iki şey var:

AMD Phenom ve GNU / Linux

AMD Phenom, RAM’e devasa bir otobanla çıkıyor. RAM erişim hızı, genelde tüm AMD’lerde olduğu gibi çok iyi; ama dikkat çekici olan, Core 2 Duo’ları da dökmüş olması!

AMD Phenom ve LinuxDaha da iyisi, gerçek hayat performansı. İşte bu çok etkileyici: 2.6.23 Linux kernelini derleyerek test yapmışlar. Aynı saat hızındaki Core 2 Duo ile, Phenom arasında tam 2 kat performans farkı var!

Eğer Türkiye’de yaşamıyorsanız ve yarın CPU alacaksanız, şu an en iyi seçim Phenom. Türkiye’de ise Phenom’dan uzak durmalı. ABD fiyatları ile farklar uçurum mertebesinde. Intel’in Türkiye’deki üstünlüğü tartışılmaz. Fiyatları da AMD’den çok daha makul.

AMD, Intel, leblebi, çekirdek

karpuz.jpgSıkıldım bu çekirdek savaşlarından. Intel 80 çekirdek çıkaracakmış, AMD “valla 8 yapmam, 16′da gözüm yok” demiş, 16 çekirdekli AMD işlemciler yoldaymış, ben bekleyemem çatlarım diyenlere önden 8 çekirdek vereceklermiş. AMD Phenom’a 3 çekirdek yetermiş. Intel 4 çekirdeği çok ucuza verecekmiş, tek çekirdeği Kızılay dağıtacakmış.

Bu çekirdek mevzusu karpuz kavun çekirdeği gibi değil. Toprağa diktinmi işlemci çıkmıyor. Karpuzun aksine işlemcinin bol çekirdeklisi makbul. Yani saat hızı yüksek olsun ama az çekirdekli olsun demeyin.

“oo 80 çekirdek çıksın, ben ondan alırım, artık 15 sene yeter bana” diyenler heveslenmesinler. Seneye 120 çekirdek çıkar. Bir bakarsınız Half-Life 3′ün sistem gereksinimleri bölümünde “minimum 36 çekirdek” gibi alışık olmadığımız ifadeler yer almaya başlar.

Neredeyse 20 senedir PC alıyorum; Moore yasası nereye kadar bilmem ama Murphy yasaları ölene kadar geçerli…

Birincisi, aldığın PC, ilk gün bir öncekinden %30, ertesi gün ise aynı hızda çalışmaya başlar.Aldığınız işlemci ne kadar güçlü olursa olsun…

Her sene, en az 100 dolar CPU masrafın olur (ortalama)

Boşuna “ileri dönük bir anakart ve RAM alayım” demeyin; CPU değiştirirken her nasılsa elinizdeki anakarta uymaz. Uysa da doğru dürüst çalışmaz.

Dergilerde ve web sitelerinde oyun grafikleri harika görünürler, ama elindeki CPU ve ekran kartı o kaliteye yetecek kadar pahalı değildir. Ekran kartı ve CPU’nu yenilediğinde ise o oyun artık tarih olmuştur ve grafikleri Pacman gibi gelir sana.

Eski bilgisayarına Linux da kursan hızlı çalışmaz.

Eski bilgisayarını yazlıkta kullanamazsın; bütün kış saklar, yaz gelince “ulan bu da tarihi eser olmuş” deyip mecburen yenisini alırsın.

RAM fiyatları sürekli düşer ama fiyatı düşen RAM’ler senin anakartına uymaz. Uyanların ise “abi onları artık yapmıyorlar” bahanesiyle fiyatları şişirilmiştir.

“Anakart ve işlemciyi değiştireyim yeter” diye girişilen naif upgrade maceraları, önce RAM, sonra ekran kartı, sonra diskler, nihayetinde ise kasanın değişmesiyle sonuçlanır. Genelde kapağı zor açılan, doğru dürüst okumayan CD ve DVD ROM’lar ise, “yeni bilgisayar almadım, upgrade ettim” bahanesini ileri sürebilmek için yerinde bırakılır.

Alışverişe gidildiğinde daima hedeflenen bütçe aşılır. Battı balık yan gider mantığıyla, genelde ihtiyaç dahilinde olmayan başka parçalar da alınır.

8 çekirdekli işlemciler Windows’a uyar mı? AMD ve Intel farklı mı düşünüyor, yoksa Intel Linux’a mı sokuluyor?

intel xeonIntel ilk kez çift çekirdekli işlemciyi duyurduğunda herhalde ilk uykusu kaçanlar “ciddi” programcılar oldular. Özellikle de, Adobe, şimdi Adobe’un olan Macromedia, oyun programcıları, vesaire. Çünkü özellikle sistem programcıları bilirler ki, tek bir CPU ile çok sayıda CPU ile anlaşmak arasında ciddi farklar vardır. Keyfe keder threading teknikleri, birden çok işlemciyle birlikte hayatın acı gerçeği haline gelirler. Üstelik, gerçekten etkin çalışan bir program yazabilmek için sürekli çekirdek yüklerini izlemek, görev paylaştırmak zorunda kalırsınız.

Gerçek şu ki, Windows ikinci çekirdeğe bile pek hazır değildi. Microsoft’un sunucu geçmişine bakacak olursak, UNIX tabanlı tüm sistemlerden (Linux, SUN Solaris, her türlü UNIX türevi) çok daha yeni olduğunu görürüz.

Yıllar önce, çok işlemcili masaüstü makineleri fanteziden ibaretti. Öte yandan, çok ama çok uzun yıllardır, UNIX tabanlı çalışan sistemler için bu sıradan bir olaydı.sgi mips Çünkü UNIX’in (ya da türevlerinin) olduğu yerde yüksek işlem gücü gerektiren uygulamalar vardı. Nitekim, aslında SGI’ın,SCO’nun her an batacak durumda olması, Sun’ın da fena halde silkelenmiş olması işte bu işlemci devriminden kaynaklanıyor. Eskiden Sun ve SGI gibi üreticiler, özel ve çok işlemcili, ölçeklenebilir masaüstü ve sunucu sistemlerini mutlu mesut savunma sanayine, Hollywood’a, araştırma merkezlerine satar ve keyiflerine bakarlardı. x86′lar çekirdek artırmaya başlayınca durum değişti. Bu işlemcilerin arkasında AMD ve Intel gibi devler vardı; evet, mimarileri çok harika filan değildi ama kaba kuvvetle işi çözüyorlardı, ucuzdular ve insanlar x86 üzerinde program geliştirmeye bayılıyordu. Sonrasını zaten biliyoruz.

Kabul edelim; Windows’un çoklu işlemci desteği mükemmel olmasa da çok yol aldı. Bunun sıkıntısını hep çekecekler, çünkü UNIX’in aksine, Windows “bilgisayara dair herşeyin aslında ağın bir parçası olduğu bir işletim sistemi” değil. Sun Sparc ve SGI MIPS programcıları çok uzun yıllardır programlarını çoklu işlemci ortamına göre optimize ediyorlar, daha doğrusu optimize etmiyorlar, çünkü “gerçek bu”.

AMD, geçenlerde 8 çekirdekli işlemcilerle ilgilenmediklerini, çünkü 4 çekirdekten sonra programların diğer çekirdeklerden bir fayda sağlamadıklarını söyledi. Bu kısmen de olsa doğru. Doğru olan kısmı şu; 8 çekirdek için optimize edilen -hatta 4 çekirdek için bile- bir Wİndows uygulaması yok. Öte yandan, AMD maddi olarak yeterince güçlü değil ve herkes biliyor ki, 8 çekirdekli işlemciyi Intel’den ucuza tasarlaması ve üretmesi mucizelere bağlı. Intel’in fabrika gücünün yarısına bile sahip değiller.

ntel de 8 çekirdeğin fazla bir numarası olmayacağını anlamış olacakki, bu sıralar mevcut Core Duo işlemcilerin saat hızını artırmakla meşgul. Elbette sekiz çekirdek gereksiz filan diyemeyiz; ama elektrik tüketimi (ve fiyat)başına işlem gücünün dramatik şekilde düştüğü ortada.

sgi tezro

Bu noktada Linux, hatta (OPen) Solaris, çok güçlü oyuncular haline gelebilirler çünkü Intel 8 çekirdekli işlemciyi piyasaya sürdüğünde, en etkin ikilinin bunlar olacağı ortada. Bununla birlikte, masaüstü kullanıcısı da 8sun niagara t1 çekirdeğin ekonomik bir çözüm olmadığını anlamayacak kadar saf değil. Intel’in şu anki üretim teknolojisi ile, 250 watt’dan az harcayan bir 8 çekirdekli işlemci çıkarması mümkün görünmüyor. (Çok ciddi bir cache optimizasyonu yapmadığı sürece). Sorun, sunucu üreticilerinin 8 çekirdeğe nasıl bakacağı: bence böyle bir ihtiyaç yok. Elbette var; ama Internet patlamasının olduğu yıllardaki gibi, süperbilgisayar gücündeki sunucular peynir ekmek gibi satılmıyor. Kısacası, bu bir pazarlama hatası olur. Demekki, tüketimi ve fiyatı fazla önemsemeyen, “otaku” sahibi masaüstü kullanıcısını işin içine çekmek gerek.

Peki bu nasıl olur? Kafamdaki cevap çok karmaşık. Microsoft’a tek bir darbe vurma şansım olsa, “DirectX” derdim. Bu da uzun ve riskli bir yol: SGI’ın elinden tutup Open GL’i yeterince kolay kullanılır hale getireceksiniz, SDL’i yaygınlaştırıp basitleştireceksiniz, belki satmayan Playstation 3′ün sahibi Sony ile anlaşıp Playstation 3 SDK’sını açacaksınız, oyun geliştiricilere önemli maddi avantaj sağlayacaksınız. Sonuç? Cross platform oyunlar. Geriye tek iş kalır; zaten Linux dünyasına girmeye hevesli ama acık tereddütlü olan Adobe’u ikna etmek. Sonra, HP,Dell,IBM (Yeni Lenovo) başta olmak üzere, hiçbir üretici Windows yüklü makina satmaya yanaşmaz ve bir sabah uyandığımızda neredeyse tüm bilgisayarlarda, eskiden olduğu gibi UNIX türevlerinin çalıştığını görürüz.

Biraz “hayalperestçe” gelebilir, ama bundan 20 yıl önce de, tam dediğim şeyi Microsoft yapmıştı.

1, toplam 1 sayfa1