tvE2 dizileri: Dirt

Jul26

* * * *   3 oy

Televizyonda belgeseller dışında seyretmeye değer birkaç CNBC-e dizisi var; belgeseller de sürekli tekrar edilmeye başlayınca, artık o kanalları da seyretmemeye başladım. Sanırım dünyada da cehalet hızla yükselmekte ki, Discovery bile “Ruhlar Alemi” kıvamında belgesellerle doldurmuş kanalı.

Heroes, My Name is Earl, Battlestar Galactica, CSI:New York, Avatar ve Patrick’i sık gördüğümüz Spongebob Squarepants bölümleri favorilerim. Nip/Tuck’ı heyecanla bekliyorum, 24 artık gelmese de olur.

E2′nin açılması üç nedenden ötürü iyi oldu; birincisi bazı dizilerin kaçırdığım bölümlerini seyrediyorum, ikincisi E2′nin kendi “bombaları” var. Üçüncüsü ise, Married with children ve Cheers gibi dizileri tekrarlıyor olmaları.

Son derece orijinal konusuna ve bence kaliteli bir yönetmene rağmen, Dexter bende müthiş bir hayalkırıklığı yarattı. E2 dizileri içinde iki favorim var: Dirt ve Footballers Wives.

Dirt’ün konusu “Televole basını” (onlar tabloid diyor, aslında matbaa ile ilgisi olanların bilgisi olduğu üzere, bu aynı zamanda bir kağıt ebadı; zaten tabloid ismi, bu tür dergilerin bazıldığı kağıdın ölçüsünden gelmekte)

Lucy Spiller isimli hatun, bu televole tarzı iki dergiyi birden yönetiyor (Dirt ve Now). İlerleyen bölümlerde, maliyeti azaltmak için dergiler DirtNow ismi altında birleşiyorlar.

Lucy Spiller, sorunlu bir hatun, babasının intiharının şokundan kurtulamamış. Bu kahpe alemde güvendiği tek insan, Don Konkey adında, son derece başarılı ama şizofren bir fotografçı. Tanışıklıkları, okul gazetesi çıkardıklara zamana dek uzanıyor. Lucy, Don’a çocuğu gibi bakıyor (hiç tarzı değil aslında!) Don’da onu hayalkırıklığına uğratmamak için, hastalığına rağmen olağanüstü çaba sarfediyor.

Ünlülerin hayatı, magazin gazetecileri yorumuyla anlatılıyor dizide. Bu ünlülerin birçoğu, gerçek hayatta da olduğu gibi son derece problemli ve ipten kazıktan kurtulmuş tipler. Lucy, olağanüstü acımasızlığı ve kurnazlığı sayesinde, birçok ünlüyü tuzağa düşürüp avucuna alıyor, tuzak kuruyor, bu arada diğer rakiplerini alt etmeye çalışıyor. Son birkaç yılda çekilen ABD menşeli çoğu dizi gibi, hem senaryo, hem karakterler, hem de sinematografik öğeler birinci sınıf. “Bir kadın bu kadar mı çekici olur?” dedirten Courteney Cox, 43 yaşında olmasına rağmen, güzelliğinin zirvesinde. Ian Hart, Don Konkey karakteriyle harikalar yaratıyor ve Elm Sokağında Kabus serisinden hatırladığımız, Freddy Kruger’ı canlandıran Robert Englund’u hatırlatıyor.

Dizideki karakterlerin çoğu dejenere tipler. Buna Lucy Spiller’ın çalışanları ve patronu da dahil. Dirt’de bir hayli seks ve şiddet sahnesi var, o yüzden tuhaf saatlerde yayınlanıyor.

Popularity: 7% [?]

tvBattlestar Galactica saçmalamaya başladı!

May06

          0 oy

battlestar galactica tricia helfer number 6CNBC-e‘deki birkaç dizi dışında TV izlediğim yok. Eskiden Discovery filan izliyordum; sonra tekrar tekrar aynı şeyler yayınlanmaya başladı ve programların kalitesi düştü. Hele hele, Discovery’nin “ruhlar evi” filan gibi zırva programları beni çileden çıkarıyor. Demek ki, global anlamda bir zeka sorunu ile karşı karşıyayız ki, bilimi temel alan bir kanal metafizik hikayelere girmiş. Yarın öbür gün rüya tabirleri, büyücülük sanatı filan gibi programlar görürsem şaşırmam.

CNBC-e’deki favorilerimden biri de Battlestar Galactica. Edward James Olmos (Blade Runner,Miami Vice) öyle oynuyor ki, sırf onun için seyredilecek bir dizi. Genel olarak dizinin atmosferini ve kurgusunu da beğeniyorum.

Bu hafta, Sharon Valerii ve adını hatırlamadığım, ama “sağlam” playmate Tricia Helfer’in oynadığı Cyclon, “ya biz bu insanlara çok kötülük yaptık, valla Allah bizi çarpacak” gibi bir mesajla, Cyclon-İnsan barışının temellerini atmak üzere and içtiler. Tost makinelerinin durduk yerde neden bu kadar ilahi fikirlerle dolduklarını anlamak güç. Her ikisinin de vicdan kazanması iyi bir trick idi; ancak bunun için bir Tanrı icad etmeleri gerekmiyordu (bu arada makinaların dini ve Tanrı’sı nedir acaba?)

Önümüzdeki bölümü merakla bekliyorum…

Popularity: 25% [?]

tv, bilgisayar, güncelBilgisayarlarla uğraşan akıllılar da varmış!

Mar23

          0 oy


vanessa marcilBilgisayarla uğraşmayı hep şizofrenik bulmuşumdur. Bilumum plastik ve camdan oluşan malzemenin önüne oturup zekası olmayan, zıızzzz diye fan sesleri çıkaran bir aletle konuşuyorsunuz. Tam olarak yaptığımız bu. Üstelik bu aptal alete laf geçirebilmek için kitaplar okuyor, üniversite bitiriyor, antrenman yapıyor ve hayatımızı köreltiyoruz. Bu enerjiyi daha yararlı şeyler için harcasak, eminim dünya çok daha iyi bir yer olurdu.

CNBC-E‘de Las Vegas diye hafif salak bir dizi var. Sırf Vanessa Marcil hatırına arasıra seyrediyorum. Orada Mike Cannon adında, MIT mezunu, yakışıklı (ve hafif salak) bir zenci arkadaş var. Adamın önceki işi otelde valelikti; “hah” demiştim, “işte akıllı biri. Bilgisayarla uğraşmak yerine araba park etmeyi daha eğlenceli buluyor”. Lakin, sonradan o da yoldan çıktı ve kendini tekno bir odaya kapatıverdi.

Richard Stallman‘i “neşeli bir hippi” sanırdım; zekası üzerine hiç düşünme ihtiyacı duymadım çünkü fikirlerini seviyorum ve adam inanılmaz sempatik. Sıkı bir yerden (MIT de olabilir;ya da orada AI lab”ında çalıştığından karıştırıyor olabilirim) fizik diploması olduğunu duyunca afallamıştım; üstelik şu tipik dahi çocuklardan biriymiş.

Para ve iman gibi, aslında aklında kimde olduğu dışarıdan pek belli olmuyor.

Sanırım 26 saattir uykusuzum ve az önce yaptığım bir amme hizmeti için,konuyla ilgili birini bilgilendirme ihtiyacı duydum. Kendisini hiç tanımadığım halde, Joomla ile sıyırmış, 16-17 yaşlarında, kendi halinde bir kız olarak bilirdim. Bir halt bildiğimden değil; öyle olabileceğini düşündüm o kadar. Benden büyük ve fizikçi çıktı.

Aslında kitap yazmak istiyorum..sanırım..

Popularity: 13% [?]


2, toplam 2 sayfa«12
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.
Kapat
E-posta ile paylaş