* You are viewing Posts Tagged ‘coupe’

Renault Laguna Coupe

Renault Laguna CoupeBir Renault için “muhteşem görünüyor” diyebileceğimi hayal bile edemezdim; üstelik bu Renault, Fransızların ürettiği muhtemelen en çirkin araba olan Laguna ise. Laguna Coupe’nin bu hale gelmiş olması beni epeyce şaşırttı; çünkü gözümüzün alıştığı Laguna, iflah olmaz derecede çirkin görünen bir model. Onu McNamara ve Troy bile kurtaramaz sanırdım.

Laguna Coupe, hala konsept olmasına rağmen, Frankfurt’ta sergileniyor olması, üretilebileceğinin sinyallerini veriyor. Elbette tek sinyal de bu değil. Örneğin, çok absürd görünen ilk iç tasarım değiştirilmiş ve Laguna Coupe’nin içi “bir miktar” arabaya benzemiş. Üstelik, bence bir hayli de şık görünüyor. Koltukların üretim aşamasında değiştirilebileceği not düşülmüş; bu haliyle de çok iyi duruyorlar.

Beni tasarımda en çok çarpan, sade ama çok temiz hatlar oldu. Aslında, biraz Aston Martin kokuyor; özellikle arka stoplarda fazlasıyla kopya çekilmiş havası var; C sütunu da oldukça benziyor. Kapılarda da, Lamborghini’den kopya çekmişler; zira başka makas kapı bilmiyorum. (Ultimate Aero filan gibi egzotik süper sporları saymazsak)

Renault, Laguna Coupe’yi sadece hoş bir tasarımla piyasa sürmeyecek. Active Drive denilen şasi, sadece bol miktarda elektronik kontrol sistemi ihtiva etmiyor: Honda Prelude’da olduğu gibi, direksiyon arka tekerleklere de kumanda ediyor. Aslında, Fransız arabalarının direksiyonları genelde süngersi bir his verir; bakalım 4RD sistemi Laguna Coupe’de başarıya ulaşabilecek mi…

Renault Laguna CoupeRenault Laguna CoupeRenault Laguna Coupe

Trende uygun olarak, Laguna Coupe’nin de ana motor seçeneği dizel olacak gibi. Nissan ile ortak geliştirilen 3 litrelik V6 Dci blok, 265 hp güç ve 550 Nm tork üretecek. Etkileyici gibi görünmesine rağmen, özellikle tork değeri, bu kadar büyük bir blok için oldukça az. Gelgelelim, gaz tepkisinin çok iyi olduğu ve 6 kademeli otomatik şanzımanla, 0′dan 100′e 7 saniyede çıkabildiği söyleniyor. Ağırlığın 1685 kg gibi akla zarar bir rakam olduğu göz önüne alınacak olursa, bu oldukça iyi bir değer diyebiliriz. 2710 mm wheelbase ve yaklaşık 2 metre genişliğiyle, Laguna Coupe neredeyse Ferrari F50′den bile cüsseli bir araç.

Renault Laguna CoupeRenault Laguna CoupeRenault Laguna CoupeRenault Laguna Coupe

20 inçlik jantlarda, 245/35 Michelin Pilot Sport’lar takılı. Michelin, genelde Peugeot ve Renault için, araçların süspansiyon karakteristiklerine uygun lastikler üretiyor. Aslında, özellikle Peugeot’nun GTI modelleri ve Citroen VTS serisi, efsanevi yol tutuş ve kontrolünü bir ölçüde bu özel ayakkabılarına borçlu. Nitekim, Michelin’in birçok serisi aman aman bir lastik değil ama, fabrika çıkışı Pilot Sport’lar, şaşırtıcı performans sağlıyorlar. Michelin Pilot Sport geniş bir aile ve HX gibi bazı seriler hiç de iyi değil. Benim kullandığım SX serisini örnek vermem gerekirse, son derece şaşırtıcı olduğunu söyleyebilirim. Öyleki, son derece “konvansiyonel” tasarıma sahip SX’ler, karda da, yağmurda da, kuruda da aynı mükemmel tutunmayı göstererek beni dumura uğratmışlardı.

Ses sistemi de Bose’a havale edilmiş. Sonucun mükemmel olduğundan şüphem yok.

Renault Laguna Coupe, kesinlikle zarif, “ağır” bir coupe. Ne yapabileceği büyük oranda fiyatına bağlı; zira Renault’nun lüks coupe segmentinde hiçbir zaman iddiası, hatta mazisi olmadı.

Renault Clio V6 Mk 2: hayalkırıklığı

İki Fransız rakip, Peugeot ve Renault, hot hatch’ler konusunda kıyasıya çarpışmışlardı: Renault 5 Turbo’ya rakip çıkan Peugeot 205 GTI, Renault’nun sınırlı sayıda üretilen Renault Clio Williams ile gelen cevabı, ardından 306 GTI-6 ile Peugeot’nun “son hot hatch” i üretmesi. Elbette, Peugeot 106 GTI ve Citroen Saxo VTS.

Renault Clio V6 Renault Clio V6 Renault Clio V6

Görünen o ki, Peugeot’nun ruhsuz 206 serisinden sonra, Renault’da hedefi ıskaladı. Renault Clio V6 çıkalı birkaç sene oldu, israrla MK2′yi bekledim. Yaklaşık ekstra 30 beygir, beklediğim rakam değildi.

252 beygirlik, arkadan itişli ve V6 motorlu Renault Clio V6, kağıt üzerinde hot hatch’lerin şahı gibi filan duruyor; ama performans olarak beklenen bu değil. Eskiden, hot hatch’lerin hızlanması, neredeyse o yılın Porsche 911′leri ile aynı olurdu; hatta küçük birkaç modifikasyonla pekala bir Porsche 911′i alt edebilirsiniz (bunu yaptım, ama sürücüsü beş para etmezdi!). Artık bu tip fantezilere girebilmeniz için daha büyük ve pahalı şeylere, mesela ağır modifiye edilmiş Mitsubishi Evo ya da Subaru Impreza’lara ihtiyacınız var. Kısacası, hot hatch’ler artık cazip değil. Pahalı, ağır, çok yakan, sürüş keyfi gitgide azalan, üstelik pratiklik olarak da performanslı sedanların gerisinde kalan, yokolmaya yüz tutmuş bir sınıf.

Üstelik, Renault Clio V6′da sadece iki kişi seyahat edebiliyor ve bagajı da yok denecek kadar küçük. Atom karınca gibi aşırı şişirilmiş görüntüsü bence çok çekici, ama aynı çekicilik direksiyon başına oturunca yok oluyor. Deri ve iyi desteklenmiş koltuklar dışında, içerisi sıkıcı,küçük kardeşleri ile hemen hemen aynı. Son derece çirkin görünen kokpite eşlik eden kötü plastik dışında, gösterge sayısının biraz fazla olması fena olmamış; çünkü bu tip araçlarda direksiyon başına geçince yağ basıncı, yağ harareti gibi göstergeleri arar gözüm; yeni nesil hot hatch’lerde bu göstergelere rastlamak kolay olmuyor.

Renault Clio V6 Renault Clio V6 Renault Clio V6

Clio V6′da, astronomik fiyatlı gövde panellerini saymazsak, bu araca özel fazla parça yok. V6 motoru, zaten sedanlardan biliyoruz. Fren aksamı da tanıdık geliyor, süspansiyonun ise genel olarak diğer Clio’lardan çok daha gelişmiş olduğunu söyleyebiliriz. Aracın direksiyonunun hissiz olduğu ve geç tepki verdiği söyleniyor; doğrusu hiçbir Fransız arabasında çok düzgün çalışan bir direksiyon kutusuna rastlamadım. Hatta, beğenmediğimiz Tipo, hatta Murat 124 gibi arabaların direksiyonları bile, Fransız arabalarının çoğundan daha iyi tepki veriyor.

13 metrelik akıl almaz dönüş çapıyla, Clio V6 bu konuda otobüslerle filan kıyaslanabilir ancak.

L7X 760 kodlu motor, 2946 cc ve 24 sübaplı; 87×82.6 silindirlerin çap ve strok’u. Oldukça kısa stroklu denebilir. Sıkıştırma oranı ise 11.4:1; dolayısıyla 98 oktan benzin kullanmakta fayda var. Gaz kelebeği fly-by-wire sistemi ile kumanda ediliyor; yani pedalla emme manifoldu arasında uzanan bir tel yok; pedal, gaz kelebeğine elektrik sinyalleri göndererek, selenoidin kelebeği açıp-kapamasını sağlıyor. Motorun kumanda sistemi Bosch ME 7.4. 650-700 devir arası rölanti tutan, çok yumuşak çalışan, gayet ehli bir motor bu; eski kuşak V6′ları Laguna’dan tanıyorum ve gayet iyi motorlar. Clio V6 için hafif modifiye edilen bu V6 ise, 252 beygir gücünde.

Renault Clio V6 Renault Clio V6 Renault Clio V6

Yüksek beygir gücüne rağmen, 1335 kg’lık Renault Clio V6, 0′dan 100′e 5.8 saniyede çıkıyor. Bu çok iyi bir rakam olsa da, bu kadar pratiklikten uzak ve pahalı (Belçika fiyatı yaklaşık 38.000 Euro) bir aracı, günlük kullanmak için yeterli değil. Şehir içinde ortalama 15.6 litre yakan motor, şehirler arası yolda bile 11.9 litre tüketiyor. Bu rakam, neredeyse bir Koenigsegg CCR kadar. Son hız ise, 245 km/s.

18 inçlik jantlar, önde 205/40,arkada ise 245/40 Michelin Sport’larla donatılmışlar. MK1′e göre, Clio V6 Mk2′de önemli uzunluk/genişlik farkları var. Öncelikle, arka lastik araları 1.5 santim daraltılırken, önler de 1.5 santim genişletme yapılmış ve wheelbase uzamış. Bu değişikliklerle birlikte, aracın daha “kullanılabilir” hale geldiği, karakterinin daha kestirilebilir olduğu söyleniyor. Süspansiyonda da önemli değişiklikler var. Clio V6 gerçekten çok geniş bir araç; bunu ancak yakından gördüğünüzde farkediyorsunuz. Genişlik 1.80′in üzerinde. Bagajın olduğunu bile söylemek zor; ama Renault’ya göre toplam 110 litrelik bagaj hacminiz var. Bu standart bir Clio’nun üçte birinden daha az. Frenler ise, birinci sınıf diyebiliriz. AP Racing tarafından tasarlanıp üretilen kaliperler, Bosch 5.3 ABS sistemi ile daha da güvenli hale gelmiş.

1, toplam 1 sayfa1