impeller eheim compactDış filtre üreticileri, debi konusunda çok “iyimserler”. Kutuda yazan rakamla,gerçek debi arasında en az %50 fark oluyor.

Peki, üreticiler bu değerleri hangi kriterlere göre yazıyorlar? Bilmiyorum! Aslında, açıkladıkları şu: Filtre malzemesi yokken, hortumlar temiz ve olabildiğince kısayken. Bir de şu var: pompanın “teorik” debisi dışında, Eheim gibi bazı üreticiler “filtre sirkülasyonu” gibi bir değer açıklıyor. Tabi bu değeri arayıp bulmanız gerekiyor! Bu değer, aslında “yer yarılsa” filtrenin ulaşabileceği maksimum debi değeri. Yukarıda belirttiğim şartlar altında yani. Örneğin, Eheim 2222′nin debisi kutu üzerinde 500 litre/saat; ancak “filtre sirkülasyonu” 350 litre olarak verilmiş. Yaptığım ölçümde, bu düşük değerlere rağmen, Eheim 2222′nin debi bakımından Tetratec 700 ile hemen hemen aynı olduğunu gördüm.

Debi herşey demek değil; ama bu bir başka yazı konusu. Tetratec 700′ün pervane milini söktüğümde, iki taraftaki lastik yatakların mili oldukça sıktığını farkettim. Bu motorlar zaten güçlü değiller. Dolayısıyla, küçük bir sıkışma bile dönüş hızı üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.

Aklıma bir şekilde bu lastik yatakları iptal etmek geldi. Ama tamamen iptal etmeniz mümkün değil; zira bu sefer milin üstündeki sargı eksenden çok fazla kaçıyor ve impeller (pervane) dönmüyor. Yani bir şekilde alternatif bir yataklama yapmanız gerek.

Bunun için bir miktar elyafı, eski lastik yatakları sökerek iyice sıkıştırıp onların yerine koydum!

Debiyi ölçmedim, ancak gözle görülür derecede arttı. Bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum; çünkü iki Tetratec 700′üm var. Küçük akvaryumda olan, Orijinal lastik yataklı Tetratec’in debisi, iç malzemesi çok daha az olduğu halde, büyük akvaryumdaki elyaf yataklı Tetratec 700′den kayda değer derecede daha az.

Bu işlem sonucu, dış filtre motorunun sesi bir miktar artıyor. Parçalarda, 2 aydır böyle kullanmama rağmen bir aşınmaya rastlamadım.

Süzgeci direk hortuma takmak, fazla hortumları kesmek, ve özellikle Tetratec’lerde hortum içlerini sık sık temizlemek filtre debisini artıran diğer önlemler…

24 saatten az bir sürede, dış filtreyle ilgili yaşanabilecek balık kazalarının herhalde tümünü yaşadım!

Yorucu gün, 200 litrelik canlı doğuran tankındaki Tetratec’in, adeti olduğu üzere, bolca sakal yosunu üretmiş olduğunu farketmemle başladı. Giriş hortumu yosunla kaplıydı. Önce hortumu söküp harbi çektim(!). -Bunun için kabloya bağlı bir elyaf kullanabilirsiniz, en azından benim yöntemim bu.

1.metreden kısa hortumdan, sadece 1 ay önce temizlendiği halde bir bardak dolusu yosun çıktı. Debi temizlikten önce korkunçtu; çıkış hortumundan su sadece damlıyordu. Temizlikten sonra aklıma bir sivrilik geldi: eğer hortumun ucunu boş bırakır, yani süzgeci takmaz isem, debi coşardı. Gerçekten de, süzgeci iptal ederek taktığım giriş hortumu parmağımı bile emmeyi başardı ve çıkış hortumu şelale gibi suyu fıskırtmaya başladı. Balıkların oldukça büyük olduğu için, bu hortumdan geçemeyeceklerini düşünerek keyfim arttı.

Lakin, 1 saat geçmeden, çıkış hortumunun sesinin kesildiğini farkettim. Su filan gelmiyordu. Akvaryumda 6.hislerden kaynaklanan bir eksik farkedip, hemen filtrenin bulunduğu dolabın kapağını açtım. Maalesef, dişi molilerden biri, C130, su giriş hortumunun musluk kısmında sıkışmış ve ölmüştü.

Manzara gerçekten sinir bozucuydu. Her balığın üstünde gavurların slime coat dedikleri -bizimkiler ne der bilmiyorum- bir koruyucu,yağlı tabaka vardır. Zaten huylu biri olduğum için balığa dokunırken midem kalktı. Peçeteyle zar zor sıkıştığı yerden çıkardım. Bu sefer filtreyi çalıştırmadan önce, süzgecin borusundan söktüğüm süzgeci direk hortuma sıkıca taktım. Yapabiliyorsanız tavsiye ederim; zira debiyi gerçekten çok artırıyor.


01062008080.jpg

Lakin, altıncı hissim tekrar eksik balık olduğunu söylüyordu. Hakkaten de, dişi Veliferalardan biri, sayımda çıkmadı. Bu sefer, filtreyi banyoya götürüp söktüm ve aşağıdaki manzarayla karşılaştım!


31052008079.jpg

Dişi Velifera ve bir de yavru. Velifera hala yaşıyor, ancak feci derecede ürkmüş ve biraz yüzgeç hasarı var. Eğer 48 saati atlatabilirse yaşar; yani durumu biraz kritik. Bu gibi konularda riske girmemekte fayda var; aptallığımdan dolayı ölüme sebep olduğum için gerçekten çok kızgınım kendime…

Filtrede yavru yakalayınca, yavru akvaryumunda gözüme az görünen yavrular belki de filtre içindeler diye düşündüm. Bu akvaryumdaki filtrede süzgeç vardı; ancak daha önce de yavru kaçmıştı. Artık sudaki aşırı dalgalanma sorununu çözdüğümden, yavru kaçmış olduğunu pek düşünmedim.

Gelgelelim, daha kapağı kaldırınca, en üst sepette bir ölü, bir de canlı yavruyla karşılaştım. Sepetleri kaldırdıkça, 18 yavru yakaladım! 1 ölü, 18 diri.


31052008076.jpg

Eşeği sağlam kazığa bağlayayım diyerek, yavru akvaryumundaki süzgece bir elek geçirdim. Aslında, bu dip süpürgesinden çıkan ve orada bırakın işe yaramayı, pisliği çamura dönüştüren torbaydı. Ama burada işe yaradı. Üstelik, emişi de güçleştirmiyor.


01062008082.jpg

Akvaryum hobisine yeni başlayanların en az üçte biri, bu hobiyi ilk 6 ay içinde terk ediyorlar.

Onlara hak vermemek mümkün değil: bu hobi, tahmin ettiğinizden çok daha pahalı, bilgi gerektiren ve zaman zaman üzücü olabilen bir hobi.

Aslında, zor olan sistemi oturtmak: herşeyi baştan doğru yapıp biraz sabrettiğinizde, birbiriyle yaşaması imkansız görünen balıkların bile zor da olsa beraber yaşayabildiklerini, ph’ı 8′i bulan sularda mutsuz da olsa Discus’ların hala hayatta kalabildiklerini görerek şaşırmanız olası.

Bu yüzden, yazımı hem bilimsel ve tecrubi bazı güvenilir kaynaklardan, hem de kişisel tecrübelerimden yararlanarak hazırlamaya karar verdim. Zira, akvaryum hobisinde çok sayıda parametre var ve tamamen bilimsel gitmeye çalışırsanız, sonunda iş bu alanda doktora yapmaya kadar gidebilir!


takashi amano

Öncelikle, yeni başlayanların yaptıkları hatalardan ve bu hatalardan nasıl sakınabileceklerinden biraz bahsedelim:

Size ilk tavsiyem, küçük bir akvaryum yerine, alabileceğiniz en büyük akvaryumu almak. Elbette bunun da mantıklı bir sınırı var; 500 litrelik bir akvaryumun bakımı da, 50 litrelik bir akvaryumun bakımı da zordur; ama tamamen farklı nedenlerle. Bence, başlangıç için ideal akvaryum 120-250 litre arasında olmalı. Eğer daha küçük bir akvaryum alırsanız, sürekli yüksek amonyak seviyesi ile boğuşacak, akvaryumunuzu dekore edemeyeceksiniz ve en kötüsü, balıklarınız huzursuz ve sağlıksız olacaklar. Bu kadar küçük akvaryumlarda en önemli sorunlardan biri filtrasyondur. Koyacağınız en küçük iç filtre bile akvaryum içinde çok fazla su akımı yaratır. Aynı sorun, daha az olmakla birlikte, dış filtreler içinde geçerli. Küçük akvaryumlarda balık dışkısı ve yem artıkları suyun kalitesini çok hızlı bozacak, balıkların rahat edeceği bir su değeri yakalamanız mümkün olmayacaktır. Size verebileceğim en değerli tavsiye, özellikle 100 litrenin altında akvaryumlardan kesinlikle uzak durmanız.

takashi amanoİkinci tavsiyem, alışverişe çıkmadan önce kesinlikle bir liste yapmanız. Akvaryum esnafının önemli bir kısmı, maalesef, para kazanma sistemini sizin başarısız olmanız üzerine kurmuştur. Çoğu size küçük bir akvaryum tavsiye edecektir; çünkü küçük bir akvaryum daha masraflıdır! Balıklarınız sürekli ölecek ve sonunda çareyi daha büyük akvaryum almakta bulacaksınız. Bu durumda, elinizdeki filtre, ısıtıcı gibi ekipmanlarda işe yaramayacak ve tekrar aynı malzemelerin daha büyüklerini alacaksınız!

Alışveriş yapmadan önce, ne gibi malzemelere ihtiyacımız olacağına bakalım:

1.Elbette akvaryumun kendisi; dediğim gibi 120-250 litre arasında olması tavsiye edilir.

2.Filtre. Genel olarak, bu boy akvaryumlarda üç tip filtre kullanabilirsiniz: dış, iç ve şelale. Bu çok önemli bir karar; onun için filtre seçimi yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

3.Isıtıcı. 120-250 litre arası bir akvaryum için, 100-200 wattlık bir ısıtıcı seçmelisiniz. Kesinlikle alabileceğiniz en iyi ısıtıcıyı alın. Alabileceğiniz en kötü ısıtıcı 10 YTL civarındayken -tüm rakamları 100 watt için veriyorum-, Atman gibi orta kalite ısıtıcılar 20 YTL civarında. Jager gibi çok kaliteli bir ısıtıcıyı 40-50 YTL arasında alabilirsiniz; keza Sera gibi markalar da benzer kalitede olup biraz daha ucuzdurlar.

4.Hava motoru ve hava taşı. Olabildiğince geniş, havayı ince veren taşlardan seçmenizde fayda var. Bükülebilir hortum şeklinde olanları tavsiye etmem. Hava motoru olarak Eheim ve Atman kullandım. Eheim, iddia edildiği gibi olağanüstü sessiz filan değil. Atman ise, kablosu sağa sola çarptığı için çok ses yapıyor. Kabloyu hiçbir yere temas etmeyecek şekilde ayarlarsanız Eheim kadar, hatta daha bile sessiz. AT-3500 modelini tavsiye ederim; AT-1500 gibi daha küçük modeller aynı miktarda elektrik harcamasına rağmen hem daha sesli, hem de az hava veriyorlar.

5.Kum. İnşaat malzemesi satan yerlerden çok ucuza kum alabilirsiniz. Akvaryumcular da, Hagen’in siyah kumu ya da Aquaclay gibi özel taban malzemeleri hariç bu kumları satmaktalar; ama gerçek değerinin neredeyse 100 katına! Geçenlerde 50 kg kumu 12 YTL’ye, bahsettiğim tarz bir depodan aldım. Ancak biliyorum ki, aynı kumun bir kamyonu, dökme dediğimiz tabirle, 70 YTL civarı. Elbette, damperli kamyonla kum döktürecek halim olmadığı için, çuvallı almak zorunda kaldım. 2 çuval aldığım için 100 kg kuma 24 YTL vermiş oldum; oysa akvaryumcudan alsam, 100-200 YTL arası bir rakam ödemek zorunda kalacaktım.

6.Çeşitli ilaçlar. Ben artık sadece Sera Aquatan ve Biyoteknik’in mantar ve beyaz benek ilacını kullanıyorum. Biyoteknik yerli bir firma ve mantar ilacını şiddetle tavsiye ederim. Beyaz benek ilacının kalitesi hakkında bir fikrim yok, çünkü beyaz benekle hiç karşılaşmadım. Daha önce, beyaz beneğe karşı Contra_Ichtyo kullanıyordum. Bu ilaç, cam şişede geliyor ve eski tecrübelerime dayanarak söylüyorum, en iyi beyaz benek ilacı. Üzerinde genel dezenfektan olarak kullanılabileceği yazıyor. Kesinlikle dezenfektan olarak, akvaryum içinde kullanmayın. Ben ayrı bir kapta, kepçe gibi şeyleri dezenfekte etmek için kullansam da, akvaryumda hastalık dışında kullanılmasına karşıyım. Bunlar kuvvetli ilaçlar ve balıkların bağışıklık sistemi için zararlı. Özellikle kumu yıkadıktan sonra, boş akvaryuma bu ilaçtan bol miktarda koymanızı (ki bu durumda çift doz kullanıyorum) ve bu işlemi 2-3 gün tekrarladıktan sonra karbonlu dış filtreyle filtre etmenizi öneririm. İşlemin sonunda karbonu atmalısınız.

7.Kepçe, cam silgisi,bitki maşası gibi ıvır zıvır. Kepçeyi nasıl olsa alacaksınız, ama bitki maşasını ihmal etmeyin. Unutmayın, bitki maşasını akvaryum yüksekliğinden uzun olacak şekilde alacaksınız.

8.Dip süpürgesi ya da sifon. Su değişimlerinde sifon kullanıp, aynı zamanda dip çekimi sorununu da çözüyorum. 5 YTL’den fazla vermeyin ve bulabildiğiniz en basit sifonu alın. Dip süpürgesi olarak Eheim alın demiyorum; hem çok kaba hem de aşırı pahalı. Ben Hagen alacaktım ama bulamadığım için Prodac aldım. 25 YTL civarı fiyata, biraz pazarlık yapmak kaydıyla, alabilirsiniz. Yalnız filesinin beş para etmediğini söyleyeyim. Bunu söküp attıktan sonra bebek çorabı geçirebilirsiniz. Melitta’nın kahve filtresinden kadın çorabına kadar pek çok malzeme denedim ama hiçbiri işe yaramıyor.

9.Kova, daha büyük kova, küçük kova, her boy kova…Bu işin üstadlarından birine (ki adam profesörlük kariyerinden sıkılıp kendini bu hobiye vermiş) favori malzemesini soruyorlar, kova diyor. Başladıktan sonra anlayacaksınız; gerçekten en çok kovalar işe yarıyor! Karantina ve yavru tankı olarak, su doldururken, su boşaltırken, bitki dezenfekte ederken, balık naklederken…

10.Testler; ben Ph ve Amonyak ile yetiniyorum. Bunun nedenlerinden biri, sudaki mineral ve ağır metal gibi parametreleri zaten biliyor olmam. Ancak, örneğin salyangoz öldürücü gibi bakır içeren ilaçlar kullansaydım, bakır testi de edinmem gerekecekti. Üzerinde yazanları okuyup anlamadan, yan etkilerini bilmeden hiçbir kimyasalı akvaryuma koymayın.

takashi amano
Malzeme listesi dışında, bir de dikkat etmeniz gereken bazı noktalara hafiften girmek ve tiyolar vermek istiyorum:

1.Balıkların birbiriyle uyumlu olmasına dikkat edin. Uyumdan kastım, sadece dalaşmamaları değil. Örneğin, Neon Tetra çok düşük Ph isterken, Molly 7-8 gibi Ph derecelerini sever. Bu durumda bu iki ayrı cinsi tek akvaryumda beslemeniz, birinden birini rahatsız etmenize neden olacaktır.

2.Sorunlu balıklardan uzak durun, en azından işi öğrenene kadar. Örneğin, neonlar göz açıp kapayana kadar bir bahane bulup ölebilirler! Lepistesler gerçekte çok sağlam olmasına rağmen, akvaryumcudan almamanız gereken balıklardır. Küçük bir astronot, tüm akvaryumunuzu yiyip bitirir ve bunu siz ortada yokken yapacak kadar uyanık olduğu için balıkların ne olduğunu anlayana kadar delirirsiniz. Discus son derece talepkardır ve istediği su değerlerini içme suyuyla bile sağlamanız zordur.

3.Kesinlikle akvaryumcuya inanıp buna göre birşeyler yapmaya kalkmayın! Çoğu iyiniyetli değildir. İyiniyetli olanların önemli bir kısmı cahildir. Cahil olmayanların da bir kısmı insanlara laf anlatmaya çalışmaktan sıkılmıştır.

4.Bu hobide ustalığın ortaya çıktığı en önemli noktalardan biri de, ne zaman müdahale edeceğiniz konusundaki zamanlamadır. Hemen balıklarınızın hasta olduğunu düşünüp ilaç kullanmayın. Hatta, bazı durumlarda, örneğin dış parazitlerde, ilaca geç başlamanın faydası vardır. Örneğin, ilaçtan önce tuzu deneyin. Zira her ilaç, bir şekilde akvaryumunuzun dengesini bozar. Bununla birlikte, beyaz benek gibi hastalıklarda dakikalar bile önemlidir.

5.Fazla paranoyak olmayın. Örneğin, 100 litrelik akvaryuma saatte 1000 litre çeviren dış filtre takmak anlamsızdır. Bazı durumlarda, iyi olduğunu düşündüğünüz şeylerin zararı da olur. Örneğin zeolit kullanımı gibi. Zeolit, bitkisiz akvaryumlar için faydalı olsa da, bitkili akvaryumlarda bitkiler için gerekli mineralleri de emmekte.


2, toplam 3 sayfa«123»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.