Birkaç sene önce İtalya’yı protesto ediyorduk; inanın nedenini bile hatırlamıyorum ama sanki Abdullah Öcalan ile ilgili bir meseleymiÅŸ gibi geliyor. O zaman hiç ciddiye almamıştım bu protestoları. Televoleci kanalların uzattıkları kibritle ayaktakımı zaten hurdaya çıkmış Murat 124 filan yakmıştı. Türkiye gibi dünyanın en baba ekonomisine sahip bir ülkenin İtalyan mallarını protesto etmesi sonucu herkes acaip prensipli davranmış, bir İtalyan kürdanı dahi almamıştı. Sonra hepinizin bildiÄŸi üzere İtalyan ekonomisi çökmüştü.
Bunlar “reklam kokan hareketler”. Avrupa ülkeleri bize makarna, peynir ya da orta sınıf otomobil satarak zengin olmadılar. Aslında zaten bizim gibi sıradan vatandaÅŸların tükettiÄŸi mallar, o ülkelerin bize ihraç ettiÄŸi malların sadece komik bir yüzdesini oluÅŸturuyor. Bugün İtalyan malını ben ülkeme sokmam dediÄŸinizde, orduda cephane sıkıntısı baÅŸlar. Torna ve freze makinalarını çalıştıracak parça bulamazsınız, fabrikalarınız durur. Türkiye ekonomisi dışarıya bağımlıdır bile diyemiyorum; muhtaçtır.
Åžimdi aynı hikayenin Fransa versiyonunu izliyoruz. NeymiÅŸ, Total”den benzin almayalım (zaten almıyorum), Danone yoÄŸurt yemeyelim (Pınar,Sek,Ülker gibi markalarımız varken yabanca menÅŸeli ve tatsız tutsuz gıdalar tüketmeye zaten karşıyım). Renault‘ya filan binmeyelim. Sonra? Sonra, Fransa tırsacak, Ermeni yasa tasarısını geri çekecek. Yok canım! EÄŸer sen havaalanındaki Airbus’lara (büyük ortaklarından biri Fransa”dır) parça almayarak yerden kaldırmama riskini göze alıyorsan, Pasteur laboratuarı aşılarını kullanmayarak kendi insanlarını öldüreceksen, ben de Citroen’mi satarım. Bunlar boÅŸ laflar. Ömer Seyfettin‘in “Diyet” hikayesi vardır; haksız yere hırsızlıkla suçlanan bir kasabın kolu kesilecektir -kimilerinin çok beÄŸendiÄŸi ÅŸeriat yasaları gereÄŸi-, ancak zengin biri kolun diyetini öder; adamcağız da o adamın kasabında çalışmaya baÅŸlar. Ama adam boÅŸ yere kafa ütüleyen,yaptığı iyiliÄŸi -ki aslında iyilik yok; zavallı adamı eÅŸek sudan gelinceye kadar çalıştırıyor!- sürekli yüze vuran bir tiptir; sonunda kahramanımız dayanamaz, kolunu kesip adamın önüne atar. (Ömer Seyfettin’in birçok hikayesi korku filmi olabilecek kadar tüyler ürpertici olmasına raÄŸmen ilkokullarda çok okutulurdu.) Çok delikanlıysan, sende bunu yaparsın. Ama yapamıyorsun; çünkü zamanında yan gelip yatmış, borç alıp adamın ürettiÄŸi arabaya, uçaÄŸa binip keyif yapmışsın. Borç daÄŸlar kadar; onun için seninkisi yalancı pehlivanlık.
Zaten Türkiye zamanında baÅŸa getirdiÄŸi belalardan kurtulmayı bilseydi, bugün kendi arabasını da, uçağını da yapardı. Atatürk’ün kurduÄŸu ve o zamanlar uçak üreten fabrikanın kapatıldığını biliyor muydunuz? Zaten Devrim otomobilinden filan bahsedecek deÄŸilim; o herkesin bildiÄŸi hikaye. Atatürk’ten sonra gelen her iktidar bu ülkeyi az ya da çok batırmıştır. Herkesin pek beÄŸendiÄŸi Özal’da dahil. Aslında Özal”ın birçok “icraatını” da beÄŸenirim ama, “borçla hovardalık” geleneÄŸini de hem ülke ekonomisine, hem de devlet kademelerine sokmuÅŸtur.”Ulusal onur”,”Milli mesele” filan diye ÅŸovenistlik yapıp atıp tutanlara da ayrıca gıcığım. Asker kaçaklarının milliyetçi olduÄŸu tuhaf bir ülkede yaşıyoruz. Cumhuriyetten bu yana, Türkiye”nin tek karakterli hareketi, Kıbrıs harekatıdır. Onun dışında, ben kendimi bildim bileli ya ABD kapısında para bekleriz, ya AB kapısında “beni de alsana” diye inleriz.
Popularity: 2% [?]
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| Hadi birÅŸeyleri protesto edelim ÅŸuursuzca!...Hayır,biz kazandık....Gazeteport’un akla zarar yazar yarışması...Dünya Utanç Günü...İstanbul,Konstantinapolis,İslambol,Konstantinniye…...Mimledük senü...WalMart Türkiye’ye geliyor, gizemli kalabalık panik içinde...Kazan kaldırmak nereden gelir?...Türk usulü protesto... |



