* You are viewing Posts Tagged ‘denizcilik’

Dünyanın en şık sürat teknesi budur,namı Fearless, tasarımcısı Porsche,motoru Mercruiser

fearless porsche design 28 feet

Fearless ABD’de en çok aranan kelimelerden biriymiş. Yine manyak bir dizidir dedim, öyle çıkmadı. Görünce çarpıldım. Dünyanın en şık teknelerinden biri bu (kainatta yarışsa, onlara da basar:P) Tekneyi uzun tırmalamalardan sonra Porsche Carrera GT’yi tasarlayan ekibe tasarlatmışlar. Öyle tasarım oyuncağı enayi tekne filan da değil. Biraz inceledim, Deep V hull filan, belliki çok denizci bir tekne. Deneyen arkadaşlar da yamulup kalmışlar; fiyat çok astronomik diyebilirim: 300.000 dolar. “Aslında çok değil yav” filan demeyin; bu fiyata 3 tane filan aynı boyutlarda lüks sürat teknesi alırsınız. Hem de Tacar filan değil. Bu arada tekne 28 feet, yaklaşık 9 metre. “Standart” motorla -ki Red Edition Mercury HP525EFI- ve 30′ pitch Bravo One pervaneyle 80 knot yapıyormuş. 1.83 ile çarpın; anormal bir hız. Bu beni kesmedi diyebilecek deliler için, Dodge Viper’dan aldıkları V10 bloktan stern drive üreten Ilmor Marine’in 625 beygirlik motoru da var. Onunla da 90 knot yapıyormuş. (Mercury’nin standart 525 dışında bir de 600hp’lik motoru yine opsiyon listesinde)

fearless porsche design 28 feet

Elbette karbon fiberden üretilmiş ve ağırlık 2.5 tonun altında.

Teknenin üreticisi Fearless, kısa zamanda yakalanan şöhretin etkisiyle fena halde gaza gelmiş, 80 ve 125 feetlik motor yatlar üreteceklermiş.

fearless porsche design 28 feet

Resimlerine bakarız artık; Türk marinalarında görebileceğimizi bile sanmam.

fearless porsche design 28 feet

fearless porsche design 28 feetfearless porsche design 28 feet

Türkiye’nin en değerli şirketi: Yontech

Türkiye'nin en değerli şirketi: YontechŞu deniz kuvvetlerinin harika tasarımlı sahil güvenlik botlarını görmüşsünüzdür. Ne kadar muhteşem şeyler olduklarını bir başka zaman anlatırım.

Yontech’i en az 10 senedir biliyorum. Ancak uzun zamandır ne yaptıklarını takip etmemiştim.

Nefis bir tekne yapmışlar; Yontech S 36. Aslında, o devasa sahil güvenlik botları ile aynı platforma kurulu. 36 metre boyunda! Su jeti kullanan motorlar muhtelif; motora göre maksimum sürati 45-65 knot arası değişiyor. Teknik olarak kusursuz olduğundan eminim; zira askeri versiyonlarına zamanında ABD ve Norveç bile talip oldu. Dünyanın en iyi, en denizci teknelerini yapan, en iyi mühendis ve tasarımcıları yetiştiren Norveç! Teknenin tasarımı bence olağanüstü güzel; hatta bu kadar güzel çok nadir tekne gördüğümü itiraf etmeliyim (Cutty Sark gibi eski klasikleri saymazsak; bahsettiğim Sunseeker gibi, benzer klasmanda, modern tekneler)

İşte bu Yontech’i bence Türkiye’nin en değerli şirketi yapıyor. Nedeni çok açık. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin cirolarına bakın, sadece “burada” büyükler. Kapıkule dışında, herhangi bir AB ya da ABD şirketi olabilirler. Maddi olarak çok önemli değer ifade eden şirketler değil bunlar.

Bugün için çok büyük bir maddi değer ifade etmiyor olabilirsiniz. Ya da, bulunduğunuz sektör itibariyle, çok zengin olamayabilirsiniz (örneğin toplu iğne üreten ve sektörün devi bir şirketin DuPont,Pfizer,Intel,AMD, hatta VIA ile kapışması mümkün değil) Ama yaptığınız işlerle kendi sektörünüze, bize bağlı sektörlere, hatta dünyaya yön verebilirsiniz. Tekerlek yüzyıllardır biliniyordu; ama Dunlop’un vulkanizasyon tekniğini geliştirmesiyle ulaşım bir anda değişti. Tabi dünya da.

Yontech de çok büyük ya da zengin olmayabilir, ama Kapıkule dışında, parasıyla değil, yaptığı işlerle saygı görecek bir şirket; zaten görüyor da. Onlar Türkiye’nin en iyi, dünyanın da hatırı sayılır teknelerinden birkaçını tasarlıyor ve imal ediyorlar.

Buraya, bilgiye, insana değer vererek geldiler. Karbon fiber tekne yapmak için fırın almak zorunda kaldıklarını okumuştum; yani adamlar tipik Türk işadamı mantığının aksine, “fırın alalım fason tampon filan da yaparız” diye fırın almadılar. Çok iyi bir tekne yapabilmek için ihtiyaç olduğundan dolayı aldılar.

Bugün dünyanın herhangi bir yerinde tekne fuarına gittiklerinde, yanlarındaki Türkiye’nin en zengin işadamlarını kimse tanımayacak ve itibar etmeyecek. Bina dikmekle, Makine almakla, vasat işgücünü ucuza sömürmekle dünya standartlarında iş yapmak tamamen farklı şeyler. Ha, AB’ye girersek ve dünya devleri Türkiye’ye gelirse, o zenginlerin de nasıl döküldüklerini göreceğiz. Aynı bankalarımızın dökülüp satıldığını gördüğümüz gibi. İşte o zaman Yontech gibi şirketlerin gerçek değerleri ortaya çıkacak.

Herşeyi eleştiriyorum diye kızanlar, alınanlar filan vardı. Alın işte, bu sefer de övdüm.

(Denizcilik) ve Kabotaj Bayramı

Herkes bir şekilde duymuştur adını; çoğu insan da neden bayram ettiğimizi bilmez 1 Temmuzda. Nereden çıktı şimdi kabotaj bayramı diyeceksiniz; eh 1 Temmuz’da aklıma gelmedi, şimdi geliverdi işte. Uzun zamandır yazmak istiyordum, kısmet bugüneymiş!

Denizler konusunda bayram etmemiz zaten başlı başına gerzekçe bir hadise: hangi rezilliği sayayım ki? Av yasağına rağmen, Ağustos başında birçok yavşak balıkçı, ağdı troldü, eline ne geçirmişse yavru balık avlıyor. Sonra balık kalmadı diye ağlıyorlar. Umarım hiç balık kalmaz ve açlıktan geberirler.

Dünyanın en zengin insanlarının yaşadığı İstanbul’da, yıllık motor satışı, ABD’nin en ücra eyaletindeki (deniz bile yok, osuruktan bir göl var) bayiden bile daha az!

Türk insanı denizden korkuyor. Tatile gidiyorum, bakıyorum koca koca adamlar göbek deliklerine gelmeyen suda şıpıdık şıpıdık birşeyler yapmaya çalışıyorlar. Askerde denizciydim ve en azından bizim bölüğün yarısından fazlası yüzme bilmiyordu, eski kürekçi filan olduğumdan bu adamlara yüzme öğretme işi bana ihale edildi. Üstelik, aralarında İzmir’den, İstanbul’dan, hatta Muğla’dan çocuklar vardı. Adamlar “ulan yüzmek nasıl Bir şey acaba?” diye merak edip, öğrenmeye bile çalışmamışlar.

Hadi sevinin, üç tarafımız denizlerle çevrili. Onun için İstanbul’da bir avuç kıytırık vapurla gidebildiğimiz yer sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Adamın kafası Büyükçekmece’den, K.Çekmece ya da Beylikdüzünden vapur seferi düzenlemeye basmıyor, tutup E-5′in ortasına otobüs yolu yapıyor. Yürüyün aslanlar, denizcilik bayramınız kutlu olsun.

Bizde zaten demiryolu filan da yok; maazallah, demiryolu ve deniz yollarını kullanırsan nakliyeciler, kamyon-otobüs esnafı batar. Onların sırtını sıvazlayıp, insanları it gibi yolda sürünmeye mahkum edeceksin. Ulaşım sistemi bu kadar rezil bir ülke en dandik doğu bloku ülkelerinde bile yok.

Bugün yönetmeliğe göre, 5 metrelik sandal alıyorsan, bir de cankurtaran salı taşımak zorundasın! Dövlet baba, deniz taşıtlarına %100 vergi koymuş. Ama kolayını da göstermiş; uyduruk bir turizm şirketi kuruyorsun, ben charter seferi yapıyorum, turist gezdiriyorum diyorsun, böylece hiç vergi vermiyorsun. (Aylık 8-10 milyon beyanname parası filan var). Para vermiyorsun ama muhasebeciydi, vergi dairesiydi elli çeşit rezillik çekiyorsun. %5 vergi koysan, herkes üşenmeyip verecek, deli gibi de para toplayacaksın; ama yok, işgüzar bürokratlar öyle demiş, Allah kelamı ya, bozamazsın. Bugün her tekne turist teknesi maşallah, zengin zengin adamlar işi gücü bırakmış turist gezdirme derdine düşmüş (çünkü biz çok misafirperver milletiz)

Hala söylemedim kabotaj ne diye. Şu; kendi limanların arasında yabancı gemilerin taşımacılık yapmasına, hatta liman-iskele açmasına izin vermiyorsun. Orada oturan bürokratları da palazlandırmışsın, Türk vatandaşına da bu hakkı vermiyorlar. Onun için, Yunanistan bizim bir şehrin nüfusu kadar dolar milyarderini sırf deniz ticaretinden çıkarırken, biz mal mal suya bakıyoruz. Su akar deli bakar hesabı.

Onun için, İstanbul gibi bir şehirde, denizden yolcu taşıyamıyorsun. Yeni yeni biraz yuları gevşettiler ama, bir kere semeri vurmuşun, milletin aklına denize yatırım yapmak gelmiyor bile.

Kabotaj bayramı diye, “ben de yemem, sana da yedirmem ulan” anlayışıyla vucut bulan bir zihniyeti,birçok alanda olduğu gibi burada da ortaya koyuyorsun.

Öte yandan, yabancı gemiler boğaza sintine basmış, Çırağan sarayının bahçesine girmiş, ona Bir şey yapamazsın. Kılavuz kaptan zorunluluğu koyamadılar, hala durum bu mu bilmem; çünkü Montrö ile elin kolun bağlanmış.

Seneye bende kutlayacağım anasını satayım, denize lastik ördek atıp onları yakalayacağım, leş gibi ithal uskumru ızgarası yiyip kaçak rakı içerek kör edeceğim kendimi.

1, toplam 1 sayfa1