bilgisayarSolaris/OpenSolaris oyuncak mı?

Oct30

          0 oy

OpenSolaris oyuncak mı?Sun’dan gelen Solaris DVD’si zarfında duruyor; geçen haftaki boş bir günde, işletim sistemi deneme hakkımı Mac OS X ile kullandım. BSD tabanlı Mac OS X ile çok akıcı konuşamadım; onboard Attansic L1′in Mac OS X sürücüsü olmadığını keşfedince, fazla kurcalamanın bir anlamı kalmadı. 40 GB’lık SATA diski yerinden söküp kutusuna koydum. Yedekte bir 80 GB ise Solaris 10 için bekliyor.

Solaris, dolasıyla OpenSolaris, sürücü desteği konusunda zayıf. Bunu değiştirmek, Sun’ın öncelikli hedefleri arasında. Debian’dan Ian Murdoch’ın transferiyle, çok büyük ihtimalle apt-* ve dpkg gibi muhteşem Debian araçları da, yakın zamanda Solaris saflarına katılacaklar.

Aslında sürücü desteği vahim düzeyde değil; nitekim kurulum bile diyemeceğim çok hızlı bir kurulum işleminin ardından, Nvidia GPU’lu laptop’a Nvidia’nın Orijinal sürücülerini kurmuş ve çalıştırmıştım; bu sürücülerin kalitesi konusunda Bir şey söyleyecek kadar uzun kullanmadım ama, en azından fonksiyonellik olarak GNU/Linux sürücülerinden farksızdı.

Gelgelelim, Intel dışındaki chipsetlerde, özellikle SATA sürücüleri konusunda sorun yaşamanız her zaman olası. Hele hele, Marvell ya da Realtek dışında bir ethernet kontrolörü varsa, işiniz cidden zor olabilir.

Solaris’i özellikle ZFS’i denemek için kurmak istiyorum; ZFS, Sun’ın iddia ettiği gibi gerçekten de dünyanın en gelişmiş dosya sistemi. Shell üzerinden gayet anlaşılır birkaç komutla, çok karmaşık RAID kombinasyonlarındaki disk “çiftliklerinden”, grup ve kullanıcı bazında disk alanları tahsis edebiliyorsunuz. Hatta, değişik disklerden parça parça alanlar toplayarak, bunları mantıksal olarak tek bir diskmiş gibi gösterebilmeniz mümkün, hatta basit.

Veri bütünlüğünü kontrol etmek için 256 bitlik checksum kullanıyor ZFS. Bir arkadaşımın yaptığı demoda, performansında olağanüstü olduğunu gördüm. Bir DVD imajını bir ZFS bölümünden alıp yeni oluşturduğu (tek satır!) bir mantıksal disk bölümüne kopyalaması kelimenin tam anlamıyla “göz açıp kapama” süresinde bitti. Makinada 10.000 devirlik Western Digital Raptor’lar RAID konfigürasyonu ile dizili olduğundan(!) sonuçlar pek adil gelmeyebilir; ama bilgisayar başında 20 seneden fazla zaman geçirmiş ve Plan 9′dan GEOS’a kadar “tuhaf” işletim sistemleri görmüş biri olarak, bunun Windows ya da GNU/Linux ile mümkün olmayacağını kestirebilirim.

Bir de akla zarar veri kurtarma özelliği var. Bunun demosunu bir ZFS videosunda gördüm; “zorlayarak” bozulan dosyaların raporu konsola düşüyor ve ZFS deamon’ı bu dosyaları otomatik olarak düzeltiyor. Üstelik bu işlem sanki doğal bir süreçmiş gibi oluveriyor.

Bu arada, ZFS, GNU/Linux’a da aktarılmakta. Şu aşamada tam bir fiyasko olduğu söyleniyor, hatta kimilerine göre gerçek bir “ZFS”, Linux kerneli ile mümkün değil. Bundan şüpheliyim; ama çok zaman alabilir. Bildiğim kadarıyla, tek 128 bit dosya sistemi ZFS; daha GFFS’e bakmadım.

Gelgelelim, komik şekilde, ZFS, grup ve kullanıcı bazında kotaları desteklemiyor. En azından benim gördüğüm bu. Kotaları zone bazında verebiliyorsunuz. Zone’lar, container altında oluşturulan alt disk bölümleri. Bir yaklaşım olarak, belli bir grup ya da kullanıcıya belli bir zone’u atayarak kota oluşturulabilir; ama burada şöyle bir kısıtlama oluyor: bir zone’u paylaştırmak zorunda kaldığınızda kota işe yaramadığı gibi, birden fazla zone’u tek bir kullanıcı ya da gruba verdiğinizde işler çapraşık bir hal alıyor.

Bunun dışında Solaris, Logical Domains gibi etkili virtualization “numaralarıyla” geliyor.

Teknik açıdan bakarsak, Solaris, sahip olabileceğiniz en gelişmiş sunucu işletim sistemi.

Gerçekte ise, datacenter’ların bile çok azının ihtiyaç duyabileceği özellik ve performansa sahip. Bu performans ve son derece gelişmiş bazı özellikler için ödemeniz gereken bedel ise bir hayli yüksek: sorun, fiyatın yüksek olması değil, ödeyeceğiniz bedelin belirsiz olması! Çünkü Solaris, daima “pek ulaşılamayan” yerlerde çalışan bir sistem oldu; ABD ordusu gibi! O yüzden, gazeteye ilan verdiğinizde, bol sayıda (dolayısıyla ucuz!) Solaris sistem yöneticisi bulmanız mümkün değil.

Şu sıralar Sun, OpenSolaris’i yaygınlaştırmak istiyor. Bedava bir işletim sistemini yaygınlaştırmak için para ve zaman harcamalarının nedeni, bence sunucular için en ideal işlemci olan ve yakın zamanda 16 çekirdeğe terfi edecek Sun SPARC’ı yüklü miktarda satmak istemeleri. Solaris, doğal olarak, en iyi SPARC işlemciler üzerinde çalışıyor.

Eğer yeterince desteklenirse, zaman içinde GNU/Linux’un yerini alması kaçınılmaz. Bence bu sayede, taşlar da tam yerine oturmaya başlar: GNU/Linux, en çok işe yarayacağı embedded sistemler ve basit sunucular üzerinde tek başına at koştururken, OpenSolaris ideal sunucu işletim sistemi haline gelir. Çok uzun vadede bile, Windows’un masaüstü hakimiyetinin kırılacağını sanmıyorum; ta ki web tabanlı işletim sistemi gerçek olana kadar.

Popularity: 4% [?]

bilgisayarNUMA ne zaman gelecek?

Oct26

          0 oy

NUMA architecture linux kernelYok, bizim Pascal Nouma değil. Muhtemelen artık yürüyemeyecek kadar alkolik olmuştur; bahsettiğim NUMA, Non Uniform Memory Access; ve bunu kullanan işlemciler.

Kernel 2.6′dan bahsetmişken, NUMA’ya ister istemez girdim. 2.6 ile NUMA desteği geliyor. Merak ediyorsanız, alıp eve koyabileceğiniz herhangi bir bilgisayarda NUMA desteği muhtemelen olmayacaktır; eviniz birkaç bin metrekare, siz de Karun’un mirasyedi (ve boş gezenin boş kalfası) evladı değilseniz.

NUMA mimarili işlemcilerde, bizim çok çekirdekli işlemcilerin aksine, ayrı RAM alanları bulunuyor. Bu işlemcilerin herbiri, node (düğüm) adı verilen bir küme içindeler. Bu düğümlerin her biri, işlemci, RAM ve buna erişimi mümkün kılan muhtelif ıvır zıvır silikondan müteşekkil. İşlemciler -doğal olarak!- kendi aralarında konuşabiliyorlar. Bunun bizim kabak tadı veren çok çekirdekli işlemcilerden farkı şu: SMP destekli çok çekirdekli işlemciler, RAM’e ortak bir veriyolu üzerinden erişmek durumda. Her bir çekirdeğin 8 şeritli otobanı olması bir şey ifade etmiyor; zira o yollar eninde sonunda Murphy yasaları gereği(!) asla yeterli olmayan RAM’in 3 şeritli tali yoluna bağlanmakta.

Şu an NUMA desteğine sahip işlemciler, NEC’in şu meşhur süperbilgisayarında bulunan işlemciler. Ve de diğer büyükbaşlar.

Merak ettiğim şudur; bu şirketlerin zaten yıllardır kendi UNIX sürümleri mevcutken, neden Linux kerneline NUMA desteği koyulsun diye kastırırlar? Bunun çok pahalıya patladığından da şüphem yok; zira bahsettiğim bilgisayarlar bir kasabanın elektrik tüketimi kadar elektrik harcıyorlar. Üstelik mimarileri haddinden fazla karışık ve zaten doğru dürüst de bilinmediğinden, kernel’e o değerli kodları koyan abi/ablalar (abla olduğundan şüpheliyim) herhalde bu işi sevabına yapmadılar. (Dünyada o aletleri sistem düzeyinde programlayacak 100 kişi olduğundan şüpheliyim). Üstelik, sigara paketinin arkasında C ile kod yazıp “al bunu yaz, kesin çalışır” denmediği de ortada.

Hemen bu işin arkasında IBM’i arıyorum doğal olarak. Daha piyasaya çıkmadan, Playstation 3′deki Cell işlemcisinin aslında sunucu/süperbilgisayar alanında büyük bir fark yaratabileceğini sıkılmadan defalarca yazdım. Üstelik, Playstation 3, en az para kazandıran Playstation modeli. Bizde ABD fiyatının iki katına satılsa da, (dış mihrak aramayın yahu, dost kazığı!) Playstation 3, işlem gücüne göre çok ucuz bir alet. IBM, son araştırdığımda Cell işlemcili sunucular üretmek için hazırlıklara başlamıştı.

Aslında IBM, bir iki manevrayla, hem oyun, hem de masaüstü PC pazarını kolayca değiştirebilir. Senelerdir, DirectX’in yerini alacak bir oyun API’sinin (“oyun” ile kısıtlayarak aşağıladım, özür dilerim, idare edin!) olmaması, Microsoft’un en büyük silahı. Artık sadece GNU/Linux üzerinde değil, Solaris gibi daha “fantezi” işletim sistemlerinde bile çok kaliteli programlara sahibiz. Gelgelelim, iş oyun oynamaya gelince, ister istemez herkes Windows kurmak zorunda kalıyor. Bir de, Cubase filan gibi sadece Windows ve Mac OS üzerinde çalışan programlar var -Adobe’un tüm serisi neredeyse sorunsuz GNU/linux üzerinde çalışabiliyor- ama onların kullanıcı kitlesi zaten sınırlı. Ama oyun ciddi bir sorun. Geliştiriciler Direct X’i seviyor. Birincisi, programlaması kolay. İkincisi, OpenGL’in aksine, sadece bir grafik API’si değil; içinde sesten joystick kontrolüne kadar birçok ıvır zıvır var. (Gerçi işin içine EAX filan girince, hadise ıvır zıvır kategorisinden çıkıp “bilim” haline geliyor). OpenGL+SDL de bir alternatif tabi; ama iki ayrı araç kullanıyorsunuz ve SDL, DirectX’in ses API’lerinin olgunluk,performans ve özellik setine sahip değil.

Geçenlerde EA Games’in üst rütbeli yöneticilerinden birisi (OYAK gibi oldu!) bir açıklama yaparak, cross platform bir oyun API’sine “gerek olduğunu” söyledi. Bunu Electronic Arts telaffuz ettiyse, “her platformda çalışacak oyun API’leri tiz yapıla!” olarak algılayabiliriz. Sony ve IBM’de bu işe yeşil ışık yakıp, rivayete göre programlanması son derece zor olan Playstation 3′ü open source hale getirirse, öncelikle tüm rakip konsolları piyasadan silerler. Buna Sony kadar, Microsoft’u sevmemesi hiç de haksız olmayan IBM’de sevinir. (OS/2 ve “fason” verilen DOS işinden zengin olmaları bile Microsoft’dan hoşlanmamaları için yeterli neden; hadi Lotus paketinin akibetini filan katmayalım işin içine). Daha sonra IBM ve Sony’nin yapmaları gereken tek şey, geliştiricilere birkaç milyon dolar gibi cüzi bir para saçmak. Ondan sonra herşey çok kolay ve güzel olacaktır.

Yine NUMA’ya dönecek olursak, şayet IBM bu işleri sallamaz da yaparsa, masaüstünde GNU/Linux iyiden iyiye yayılır. Üstelik, x86′da çalışma gibi bir zarureti de olmadığından, IBM ve iş ortakları, kısa birsüre içinde Cell işlemcili masaüstü bilgisayarları satmaya başlayabilirler. Tek bir hamleyle hem sunucu pazarında çok iddialı duruma gelecekler, hem Microsoft’u ağır zarara uğratacaklar, hem de işlemci üreticisi olarak AMD ve Intel’i çok ciddi biçimde rahatsız edecekler. Cell’i de biraz daha geliştirirlerse, NUMA destekli, gerçek bir süperbilgisayar gücünde blade server’lar görmeye başlayabiliriz. Hem de çok ucuz fiyata.

Ama benim bildiğim IBM, bu fırsatı da kaçırır!

Popularity: 3% [?]

bilgisayarIntel SkullTrail platformu ve Intel’in en güçlü masaüstü işlemcisi Core 2 Quad Extreme QX9975: Yeni trendin başlangıcı mı?

Oct20

* * * * * 1 oy

intel skulltrail harpertown xeon QX9775 core extreme quadIntel kısa bir süre önce Skulltrail’i biraz sessiz sedasız duyurdu. Ancak herhalde duyuru pek anlaşılmadı; zira Skulltrail’i incelediğini iddia eden çoğu site bunun bir LGA775 işlemci olmadığını, 12 MB’lık cache’in “detay” olduğunu zannetmiş. İşlemcinin oturduğu soketi bile doğru dürüst yazamayan çok sayıda yabancı siteye rastladım.

Bunu anormal karşılamıyorum. Hergün, sayısız ekran kartı, işlemci, anakart modeli çıkıyor. Üstelik üreticiler hala kriptik numara grupları kullanmakta israrcılar; hal böyle olunca “VCXG-233-G’nin 256 MB RAM’i, 512 bit veriyolu vardı, GDDDR4 ile çalışıyordu, üstündeki RAM modülleri Hynix 64887723 modeliydi” gibi çoğu fuzuli detay arasında, bazı önemli noktalar gözden kaçabiliyor, hataların sayısı artıyor ve incelemelerin derinliği ister istemez “magazin düzeyinde” kalıyor.

Intel Skulltrail, 2008′in başında çıkıyor ve tanesi 1500 dolar olan(!) Core Extreme QX9775 işlemcilerden 2 tane kullanıyor! Bu işlemciler 45 Nm, Penryn sınıfı işlemciler. Her biri dörder çekirdekten, 8 çekirdekli bir sisteme sahip oluyorsunuz; tabii 4000 doları aşabilen fiyatı ödemeye gücünüz varsa.

Skulltrail, Intel 5400 chipset ile gelen, ilginç bir anakart. Nvidia Quad SLI destekliyor; yani üzerinde 4 PCI Express 16 slotu mevcut. 3.2 Ghz hızında çalışan Intel Core Extreme QX9775 işlemcilerin FSB’si 1600 Mhz ve…FB-DIMM RAM kullanıyorlar; 800 Mhz. Koyduğum resme bakarsanız, bu anakartın aslında bir server anakartı olduğunu gösteren iki detay var: LGA771 soket ve FB DIMM RAM.

intel skulltrail harpertown xeon QX9775 core extreme quad

İşin özü, bu üzerine Nvidia SLI desteği eklenmiş bir sunucu anakartı. Açıkçası, Core Extreme QX9775′de, “markalanmış” bir Xeon işlemci.

Hatta, daha açık olmak gerekirse, ben bunun Harpertown kod adlı Intel Xeon X5460 olduğundan fena halde şüphelendim! İkiside 45 Nm, 3.2 Ghz, 4 çekirdekli. QX9975′de FSB kilidinin kaldırıldığı açıklamaların birinde geçiştirilmiş; nitekim X5460 1333 Mhz FSB ile gelirken, QX9775 1600 Mhz FSB ile geliyor. 12 MB’lık cache aynı. Kısacası, Intel Core Extreme QX9775, “fabrikada modifiye” bir Xeon X5460 gibi duruyor! Üstelik, Xeon X5460 330 dolar daha ucuz. Bu arada, işlemcilerin pin sayıları ve kullandığı RAM modülleri de aynı!

intel skulltrail harpertown xeon QX9775 core extreme quadintel skulltrail harpertown xeon QX9775 core extreme quadintel skulltrail harpertown xeon QX9775 core extreme quad

Yıllardır kendilerini “manyak oyun sistemi” diye yırtanlara, gidin Playstation alın, illa PC diyorsanız, adam gibi bir server platformu edinin diyorum. Maalesef, masaüstü kullanıcısının gözü kolaylıkla yüksek rakamlar sayesinde boyanıyor. Örneğin Opteron işlemcilerin düşük saat hızları ve fiyatlarına bakarak zayıf sanan ciddi bir kalabalık var; oysa şaşırtıcı derecede hızlılar. Bunun dışında, pek rasyonel bir nedeni olmasa da, kesintisiz çalışmak üzere üretilmiş bir CPU almak, bana daha çok güven veriyor. Son kullanıcıya yönelik üretilen hiçbirşeyi yeterince güvenilir ve verimli bulmuyorum.

Sanırım Intel de benimle aynı fikirde ki, masaüstü kullanıcısına yönelik en performanslı platformu sunucu bileşenleri ile donatarak piyasaya sürmeye hazırlanıyor!

Az önce bahsettiğim FSB artışı, QX9775′in 150 Watt çekmesine neden oluyor (Xeon modelinde 120 Watt). Bunu ikiyle çarpın, üstüne 4 adet, SLI destekli Nvidia ekleyin (iyimser olup ortalama 150×4 diyelim!). Buna bir de RAM’leri, diskleri filan ekleyin. Anakartın kendi güç tüketimini de unutmayın. Ben monitör hariç 1000 Watt civarı bir rakama ulaştım. Şimdi en sevdiğiniz oyunu açın, ütüyü prize sokup bir metre yanınıza koyun ve gönül rahatlığı içinde oyun oynamaya devam edin. Çok sıcak olursa camı aralayabilirsiniz. (İşlemcilerin giderek daha verimli oldukların bahsediyorduk değil mi!)

Popularity: 7% [?]


1, toplam 8 sayfa12345678»
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.
Kapat
E-posta ile paylaş