* You are viewing Posts Tagged ‘internet’

Google Chrome acaip hızlı!

Google’ın web tarayıcısı Google Chrome‘dan “az önce” bahsettim; açıkçası hızından ve temiz arabiriminden başka çok fazla konuşulmaya değer bir özelliği de yok. Öyleki, RSS desteği bile olmaması komik duruyor. Sanırım Google Labs, herkesin Google’a kayıt olup RSS beslemelerini oradan okuduğunu sanmakta.

Gelgelelim, hız konusunda “bu kadar hızlı olamaz” dediğimde yanılmışım. Bazı benchmarklara ulaştım ve Google Chrome’un Javascript performansı “oha” dedirten cinsten.

Bu arada, lisans anlaşmasını okursanız, “Google’ın isterse ekstra reklam gösterebileceği” tarzında bir ifade dikkatinizi çekecektir. Birkaç sene önce, yeni “şeytanın” Microsoft değil, Google olacağını söylemiştim. Elinde her imkan var. Umarım yanılırım demiyorum,çünkü yanılmayacağım. Bu kadar gücün insanı baştan çıkarmaması olası değil.


Google Chrome acaip hızlı!

Dağ taş Wordpress olacak

Talihsiz şekilde neticelenen Blogmani projemden sonra, ikinci kez Wordpress ile çalışmaya başladım. Bu projeyi yakında duyuracağız ve bu sefer, Blogmani’den çok daha fazla kodla geliyor.

Blogmani tutmadı çünkü işim bittiğinde sonuçtan memnun kalmadım ve açıkcası, daha fazla geliştirecek takati bulamadım. Tam da bu sırada bazı işler,projeler ortaya çıktı ve Blogmani ölü projeler listemdeki şanlı yerini aldı. Elbette, “fikir ölümü” gerçekleşmedi; Blogmani’yi cilalayıp parlattıktan sonra tekrar canlandırabilirim; ama şimdi değil.

Wordpress inanılmaz esnek bir sistem ve yeni projenin kodlamasının sonlarına doğru, “birgün Internetteki tüm sitelerin en az yarısı Wordpress tabanlı olacak” dedim. Bunun olmaması için neden göremiyorum; öyleki, Techcrunch gibi Alexa’nın tepesini parselleyen siteler bile Wordpress kullanıyorlar.

Wordpress, yeni şeyler yapabilmeniz için eşsiz bir API içeriyor. Üstelik, inanılmaz güçlü ve yeterince hızlı. Tek kusuru, oldukça zayıf dokümantasyon. PHP’de fena olmadığım için, neyin ne işe yaradığını, nereye bağlandığını bularak, birazda fırfır yaparak Wordpress’e istediğimi yaptırabiliyorum. Nedense Wordpress CMS olarak hala yaygın olarak kullanılmıyor; oysa şimdiye kadar salt web sitesi olarak, Wordpress tabanlı birkaç site yaptık. Joomla ve Drupal’den daha esnek, daha hızlı, öğrenilmesi daha kolay ve kesinlikle daha kullanıcı dostu.

Zayıf dokümantasyonun özellikle orta düzey PHP programcılarını yıldırdığını düşünmekteyim. Çok fazla sayıda eklenti olmasına rağmen, inanın o eklentilerin yaptığı işin çoğunu 2-3 satır kodla kendiniz yapabilirsiniz. Çok basit bir örnek; kategoriler listesinde bir kategorinin görünmemesini istiyorsunuz. Bunun da ID’si 2 olsun. Tek yapmanız gereken, sidebar.php içindeki wp_list_categories fonksiyonunu bulup, wp_list_categories(“exclude=2”) şeklinde değiştirmek. Bu işi bir widget yapıyorsa sorun yok; eklentilerden widget’ı bulun, düzenleye tıklayın, bahsettiğim fonksiyon onun içindedir.

Benzer şekilde, otomatik sayfa oluşturma gibi işlemler de, basit bir class ile yapılabiliyor. Tek bilmeniz gereken, bu class’ı nasıl kullanacağınız. Tahmin edeceğiniz üzere, bu da dokümante edilmemiş!

Bu işte bir bit yeniği olduğunu düşünüyorum. Kod çok karmaşık, dağınık, fazla ve birçok ayrı dosyanın içinde toplanmış. Aradığınızı bulmanız çok güç. Ancak iki projeden sonra koda aşina olduğum için, artık aradığımı nispeten kolayca bulabiliyorum. Bence Wordpress’ciler dokümantasyonu özellikle pas geçiyor olabilirler; zira birçok Open Source projenin sahibinin destekten önemli paralar kazandığını biliyorum. Bugün Mozilla olsun, Apache olsun, gayet zengin vakıflar kurdular.

Eklentilerle ilgili uyarı: bir işi kodla yapabiliyorsanız, siteniz oturmuş bir siteyse, çok hit alıyorsa ve hız önemliyse, eklentinin yaptığı işi kodla yaptırmaya çalışın. Sırf eklentinin zorunlu olan başlık kısmı bile neredeyse 2kb tutuyor. Üstelik, kullanmadığınız yerlerdeki hook ve filter’lar boşu boşuna çalışarak hem sayfa büyüklüğünü artırıyor, hem de sunucuya yük bindiriyor.

PHP mi, ASP (veya ASP.NET) mi?

İki gündür evi boyuyorum; normalde bu tip mekanik işler yaparken alakasız şeyler düşünüyorsunuz (başka ne yapabiliriz ki?).

Su bazlı boyalar yaygınlaştığından beri, düşündüğüm şeylerin kalitesi de düştü(!). Zira tiner, bir yandan beyninizi yakarken bir yandan da daha neşeli(!), hatta yaratıcı olmanızı sağlıyordu (kesinlikle şikayetçi değilim).

Benim tercihim PHP; uzun süre Visual Basic kullanmış biri olarak doğal olarak ASP’yi seçmem beklenirdi. Ancak, tersine, C’ye çok fazla benzeyen PHP’yi seçtim. “Beleş” olduğu için değil; para ödemem gerekse ve ASP 1.000 dolar olsaydı, PHP’ye 3000 dolar verirdim!

ASP’ye karşı PHP’yi seçmek için sayısız neden var. Birincisi, çok daha hızlı. İkincisi, yazım şekli daha katı olduğu için, ancak bir maymunun yapabileceği kodlama hatalarını yapmıyorsunuz. Evet; biraz daha fazla zaman alabiliyor (yeniyseniz) ama debugging’e harcanan zaman radikal derecede düşüyor.

Üçüncüsü, PHP son derece modüler. Bu, çoğu Windows kullanıcısı ya da kiralık hosting kullanan web yayıncısı için Bir şey ifade etmeyecektir; ancak kendi kurduğum embedded bir sistemde, PHP’yi sadece kendi istediğim özellik setiyle derleyerek 5 küsur megabayttan 1.9 MB’a indirdim. Hız farkı ise daha radikaldi. Eğer biraz daha agresif olmak durumunda kalsaydım -ki sistemin bulunduğu 32 MB’lık Compact Flash kartın neredeyse yarısı boştu- herhalde 1 MB civarı bir executable dosya yapabilirdim. Burada tek faktör, çalıştırılabilir PHP dosyasının büyüklüğü değil. Çok yoğun bir sunucu üstünde PHP’nin küçülmesi ciddi bir performans farkı yaratacaktır.

Dördüncüsü, PHP platform bağımsız. Geçmişte zorunluluktan dolayı Linux bir sunucuya kasarak ChilliASP kurmuş ve ASP tabanlı scriptleri çalıştırmıştım; ancak ASP.NET’ten sonra durum nedir bilemiyorum; ancak pek de parlak olmasa gerek. “Mono kullan” gibi bir fikir savurmayın, neden işe yaramayacağı üzerine kitap yazabilirim…

Beşincisi, PHP çok hızlı gelişiyor ve sayısız hazır fonksiyon var. PHP’ye öyle güveniyorum ki, yapabilir miyim diye bir saniye tereddüt etmeden embedded bir cihazın kontrol panelini yazmaya giriştim ve zorlanmadım bile. C ne yapabilyorsa, PHP’de aşağı yukarı hepsini yapıyor. Hatta, PHP’de pointer olmadığını iddia eden Microserf’ci bir elemanı 30 saniyede, patronunun yanında patlıcan moru yapmıştım. Baştan beri kılçık tavırlar içinde olmasa buna yeltenecek değildim; herhalde millet olarak takım elbise ve kravata alışık olmadığımız için, onun içine girenler kendini başka bir dünyada sanıyorlar…

Bugün, özellikle Türkiye’deki çok sayıda ASP tabanlı sitenin patlak ve yavaş olması, “aman bunu kolay ve hızlı öğreniyoruz, bir de site patlatır parayı cukkalarız” anlayışından kaynaklanıyor. Her dil belli bir tecrübe gerektirir; maalesef Visual Studio dilleri ve ASP.NET gibi projeler insanlar üstünde gereksiz ve tabanı olmayan bir kendine güven hissi yaratıyor; sonuçlarını da hep beraber görüyoruz…

Ha, seçim yapabilecek kadar bilgi ve deneyiminiz yoksa, kopya çekin: Alexa’nın ilk yüzünde yer alan sitelerin neredeyse tamamı PHP ile kodlanmış…JSP (Java Server Pages) da PHP gibi bir disiplin sağlıyor; ancak sunucunun çalışma mantığı bana çok dolambaçlı geldi; ki SUN’ı el üstünde tutarım(!)

Altıncı bir neden olarak, IIS’ e hapsolma konusu var. Apache, dünyanın %70′ini elinde tutarken ve MS yıllarca önünü kesmek için dezenformasyon kampanyası yaparken, insanlar yine de Apache’yi seçtiler. Bugün ASP filan olmasa, MS’in IIS ile uğraşacağını bile sanmam.

Serendipity, yeni blog favorim…

serendipityİngilizce blog açmaya karar verince, alternatifleri incelemek farz oldu…

Wordpress, çok güçlü ve esnek. Gelgelelim, özellikle Blogmani sayesinde, Wordpress’in ne kadar hantal olduğunu da farketmiş oldum.

Görsellikten anlamam ve doğrusunu isterseniz fazla da prim vermem. Benim yaptığım bir sitede, blogda, ya da Internet’te varolan herhangi bir şeyde, önemli olan içerik…Bir de, o içeriğin hızla açılması!

Wordpress yavaş. Öylesine yavaş ki, standart haliyle, yerel Apache sunucunuzda bile zar zor açılıyor sayfalar…

Sadece 1 saat içinde Wordpress’e bir alternatif bulmam gerekiyordu ve Serendipity’yi seçtim.

Serendipity, Wordpress’den kat kat hızlı. Eklenti ve tema sayısı elbette Wordpress ile boy ölçüşemez ama bir avantajı var: eklenti ve temalar, merkezi depolardan geliyorlar. Tek tıklama ile, hiçbirşey yüklemeden, tema ve eklenti kurabiliyorsunuz. Ivır-zıvır eklentiler yok. 200′e yakın eklenti, gerçekten “işini yapan”, sistemi hantallaştırmayan, yeterli seviyede özelleştirilebilir ve kafa karıştırıcılıktan uzak eklentiler.

Serendipity ile hazırlamaya başladığım İngilizce blogum, bu blogdan neredeyse 3-4 kat hızlı açılıyor!

Hızından öyle etkilendim ki, birsüre sonra bu blogu da Serendipity’ye taşıyabilirim.

Blogmani’de finale doğru

blogmani1.jpgNe zamandır Segway’miş gibi bahsettiğim Blogmani bitmek üzere…

Harddiskim ya da beynim zarar görmezse, Blogmani eklemeyi düşündüğüm birçok özellik eklenmemiş olarak(!) Pazar günü açılacak.

Bundan sonrası, göreceği ilgiye bağlı. Açıkçası, aklıma gelen fikirleri uygulamakta bir güçlüğüm yok. Sorun, aklıma fazla da fikir gelmiyor olması. Bir de, zaman. Resimde gördüğünüz yazar ekranı yaklaşık 10 saat aldı. Sayısız PHP kodunu HTML arasına gömmek, arada buton yapmaya filan kalkmak, sırf bu sayfada gördüğünüz 2 AJAX ve 2 Spry Framework bileşeni oldukça el oyalayan zımbırtılar. Doğrusunu isterseniz, bu ekrandan oldukça memnun kaldım. Hala bir-iki eksik var. (Bunları da yakında ekleyeceğim).

Puanlama sistemi zaten bitmişti; şimdi istatistik konusunu daha da abartmakla(!) uğraşıyorum. Vaktim kalırsa, bol grafikli (pie chart, bar chart, vs…) bir istatistik modülü yazıyor olacağım. Aslında şu haliyle de tamamen fonksiyonel.

İşin güzel tarafı, oldukça fazla AJAX olmasına rağmen, herşey bayağı derli toplu oldu ve gayet de hızlı çalışıyor. (MySQL’i fazla yormuyorum, dosya boyutlarım oldukça küçük ve çoğu yerde plugin kullanmak yerine oturup elle aralara kod döşedim!)

1, toplam 5 sayfa12345»