* You are viewing Posts Tagged ‘maserati’
Maserati’yi hep sevmişimdir; hatta Marcello Gandini tasarımı olan, kutu gibi görüntüsüyle Lancia Delta ve Tempra’ları andıran 200 serisini bile (Tempra’yı tasarlayan da Gandini, Lancia’dan emin değilim). Dört kapılı olmasına rağmen, Maserati Quattroporte (adı üstünde, dört kapılı!) de favorilerimden biridir. Bu arabalar Türkiye’de hiç tutulmadılar; oysa 2 litrelik çift turbolu motorları zamanının standartlarına göre anormal güç üretiyordu. Fiyatları ikinci elde o kadar düşüktü ki “acaba alsam mı?” diye çok niyetlendim; iyiki almamışım dediğim arabalardan biridir. Zira bu tip arabaların servis giderleri genelde astronomik oluyor ve İtalyan mekaniğine -silah hariç!- hiçbir zaman güvenmedim.
Maserati MC12, Ferrari Enzo şasisi üzerine kurulu, farklı oranlarla da olsa aynı şanzımanı kullanan, mekanik olarak büyük benzerlik göstermesine rağmen, bazı önemli farkları da bulunan, 1.5 milyon dolarlık bir araç! Arap şeyhi filan değilseniz ve “çeşit yapmak” gibi bir takıntınız yoksa, Koenigsegg gibi çok daha iyi alternatifler mevcut; hatta biraz daha silkelenip Bugatti Veyron filan da alabilirsiniz (Angelina Jolie’ye iş atmak için size fırsat; kendisi de Veyron kullanıyormuş bu sıralar. Bok gibi param var, Brad Pitt’ten de yakışıklıyım derseniz, şansınızı deneyin.)
Aracın motoru beni hiç etkilemedi. 6 litrelik V12 Ferrari Enzo motoru, “ancak” 630 beygir üretebiliyor. Bu kadar beygirli bir sürü V8 sayabilirim; aslına bakarsanız uzun zamandır İtalyanlar adam gibi motor yapamıyor. 240 kilonun altındaki blok, bir V12 için çok hafif olmasına rağmen, kendi kategorisindeki süper motorlarla kapışabilecek güç/ağırlık dengesinde değil. 2 metre 10 santimlik eni ise, Veyron’u bile gölgede bırakıyor. Maserati MC12, tuhaf şekilde Hummer H2′den daha geniş. Uzunluğun “sadece” 5.15 olduğunu düşünecek olursak, yeni süper sporların gitgide “kareye” benzediklerini söyleyebiliriz. Cüsse olarak Enzo’dan çok daha kabadayı duran MC 12, 1335 kg gibi vasat sayılabilecek bir ağırlığa sahip. Aynı motoru taşıyan Ferrari Enzo’dan hem kalkışta, hem de röprizlerde daha iyi hızlanan Maserati, 350 yapabilen Enzo’ya karşılık,330 ile biraz geride kalıyor. Bence bu, Maserati’nin en küçük kusuru…
Araç aslen FIA GT yarışları için tasarlandığından, ekstra geniş gövde belli bir amaçla tasarlanmış: daha fazla downforce. 2 metrelik arka spoiler de bu çabaya “özel” bir sos katıyor; öyleki, normalde %41-59 olan ağırlık dağılımı, 200 km’den sonra önde %7 azalarak %34′e düşüyor. Maserati’nin altı düz ve ön spoiler, zamanında Formula 1′de yasaklanan “ground effect” ‘i sağlamak için tasarlanmış. “Ground effect” ne derseniz, yarın onu ayrı bir konu olarak anlatacağım!
Aracın dışı tamamen karbon fiberden üretilmiş;çarparsanız sanayide yaptırma şansınız yok! Ön koltukların arkasındaki motor havayı tepedeki hava girişinden alıyor. İçeride ise karbon fiber, deri ve brightex adında, anormal pahalı bir kumaş kullanılmış. Maserati’ye has, oval analog saat yine kokpitin ortasında yerini almış. Araçta müzik dinleme şansınız yok. CD filan olmadığı gibi, takacak yer de yok. Hoş,1.5 milyon dolarlık Maserati’de, V12′nin sesi varken herhalde müzik dinlemezdim!
Bu arada, bagaj da yok; ama en kötüsü arka camın da olmaması! Kendinizi Taksim’deki kaçak otoparklara, arka camı olmayan 2.10 genişliğinde ve 1.5 milyon dolarlık Maserati’yi park ederken düşünün!
Doğrusunu isterseniz,olağanüstü şık görünümü dışında, Maserati MC12 almak için iyi bir neden bulamadım.