toplum, bilim, güncelTarihteki ilaç fiyaskoları

Apr05

          0 oy

bayer heroin bayer eroin agent orange depeche modeİlaç şirketlerine fazlasıyla kafayı takmış olduğumdan, zamanında bir hayli “ilaç fiyaskosu” yazısı okumuştum. Akıllara zarar sayıda “zararlı” ilaç olsa da, birkaç tanesi oldukça çarpıcı olduğundan aklımda kaldı. Çok gerekmedikçe ilaç kullanmam; zira genelde şifa yerine bela buluyorsunuz.

Aspirin’i bulan Bayer, üzerinden birkaç sene bile geçmeden, morfini, aspirin’in de hammaddesi olan asetik anhidrit ile işleme tabi tutarak eroini elde ediyor. (Bu arada aspirin o kadar önemli bir ilaç ki, II. Dünya Savaşı sonunda Almanya’ya bu formülü açıklaması için baskı yapılıyor ve anlaşmanın maddeleri arasında ilk onda!)

Eroin, başta son derece iyi bir fikirmiş gibi geliyor; zira çok ucuz hammaddeler kullanılarak pahalı olan morfin, 250 kat güçlü hale geliyor. Eroin, mucize ilaç olarak öksürük şurubu ve ağrı kesici olarak kullanılıyor. Diğer marifetleri anlaşılınca piyasadan çekilse de, eroin ilaç olarak Türkiye’de bile satılmış; hatta eski dergi arşivlerimde eroin’in reklamını da bulabildim.

İlaç olmayan, ama zararsız olduğu düşünülüp büyük kitlelere zarar veren bir başka “müstahsar”, hatta en ünlülerinden biri, Agent Orange. Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, içinde yüksek oranda dioksin var. ABD, bunu Vietnam savaşında, ormandaki ağaçların yapraklarını dökmek için çok yüksek miktarlarda kullanıyor; zira yoğun bitki örtüsü ABD askerlerinin ormanda gafil avlanmasına ve hava operasyonlarının yürütülememesine neden oluyor.

Agent Orange’ın marifetleri savaştan sonra ortaya çıkıyor. Başta “Vietnam sendromu işte, çocuklar kafayı yedi” diye geçiştirilse de, ilacın kanserojen ve halüsinojen etkileri ortaya çıkıyor. ABD devleti, gizli ve “tutkulu” üzerini kapama çabalarından sonra, skandal patlıyor. Agent Orange, sinemaya hatta müziğe de bir dönem esin kaynağı oluyor. Jacob’s Ladder filmi ve Depeche Mode’un Agent Orange parçası gibi.

Popularity: 3% [?]

güncel, edebiyatOrhan Pamuk Nobel’i aldı, biz neyi aldık?

Oct23

          0 oy

pamuk3.jpg

Dün -ya da evvelsi gün müydü?- Orhan Pamuk Nobel”i kaptı götürdü. Kimileri sevinçten havalara uçtu (AB sempatizanları genelde), kimileri fena halde kıllandı (komplo teorisyenleri,aşırı milliyetçiler vs), kimileriyse bana ne dedi (sokaktaki vatandaş denilen kitle; genelde sosyoekonomik durumu orta ya da altında insanlar için kullanılan, bariz aşağılayıcı bir terim bu. Sanki herkes sokağa çıkmıyormuş gibi!)

Türkiye’de sağcılar Yaşar Kemal, Aziz Nesin ya da Orhan Pamuk”u sevmezler. Solcular ise neyi sevip neyi sevmediklerini pek de iyi ortaya koyamazlar; çünkü Türkiye’de gerçek anlamda bir sol asla olmadı. Bizde solcu dediğinizde davul zurnayla şehir meydanlarında halay çeken, entellektüel düzeyi dünya solu ortalamasının birkaç kat altında bir zümre anlaşılıyor. Birileri birşeylere itiraz ediyorsa ve bu işte bir devlet parmağı varsa, o kişi ya da kişiler “solcu” sanılıyor. Daha vahimi, onlar da buna inanıyorlar!

Solculuğun ne olduğundan şimdi uzun uzun bahsetmek istemiyorum; ama bir ara yazmak isterim bu konuda..

Gelelim Pamuk meselesine..

Türk vatandaşı olduğum için, siyasal görüş konusunda kimlik bunalımı yaşıyorum.İsveçli olsam kesinlikle solcuyum derdim; Texas”da yaşıyor olsam muhtemeldir ki silah düşkünlüğümden dolayı aşırı sağcı zannedilebilirdim.

Orhan Pamuk’u yazar olarak sevmiyorum. Aziz Nesin”e de yazar olarak bayılmam ama neredeyse tüm eserlerini okudum. Ama Yaşar Kemal, belki de gelmiş geçmiş en büyük yazarlardan biridir. Bu ikisinden farklı olarak, Orhan Pamuk’u insan olarak ta sevmiyorum…

Türkiye Moldova’ya 5 gol atınca tebessüm bile etmedim. Kelimenin tam anlamıyla vatanseverim; ama “milliyetçi” gibi sıfatları kendime yakıştıramıyorum. Zaten çok sayıda vatansever olmayan milliyetçiyle dolu bu ülke. Mafya üyesi milliyetçiler, asker kaçağı milliyetçiler gibi..Samimi milliyetçileri de devlet sevmiyor; çünkü biz devlet olarak batı hayranı hatta “batı hastasıyız”. Türk insanı, Türkiye’de ikinci sınıf vatandaştır.

Orhan Pamuk’u affedemiyorum. “Namlı” vatan hainleri bile kendi ülkeleri hakkında atıp tutmazlar başka ülkelerde. Orhan Pamuk, Türk insanını rezil etti-zaten Nobel’i almasının nedeni de bu.

Bu bir komplo teorisi değil. Avrupa bizi sevmiyor. Bunu da doğal karşılıyorum. Zaten inanılmaz yüksek işsizlik var Avrupa”da ve bir de Türk işsizlerini istemiyorlar. Kültürleri bize benzemiyor. “Bunlar bölücü” benzetmesi yapmak istemiyorum; bu çok sığ bir yaklaşım olur. Ama Türkiye”nin en azından federatif bir yapıya dönüşmesi işlerine gelir; Örneğin Güneydoğu”da zayıf bir Kürt devleti oradaki kaynaklara çok kolay ulaşmalarına ve “büyük ortadoğu” projesinde ABD’ye rakip olabilmelerini sağlar. Bu mümkün görünmüyor; biz çok güçlü olduğumuzdan değil. ABD onlara meydan vermez de ondan!

Orhan Pamuk, “neo-ayrılıkçılar” diye adlandırdığım bir zümreye hizmet ediyor, en azından yaptıkları ve söyledikleriyle. Bunlar, Öncekilerden çok daha tehlikeli ve ciddiler. Paraları,güçleri, medyada ve devlette kolları var. AB silahını çok kullanıyorlar. Dikkat ederseniz genç kızları coplayan polis, nedense Kürt ayrılıkcılara ilişmedi bile birçok vakada! Yani Türkiye, cumhuriyet tarihinin en kritik döneminden geçiyor.

Eleştiriye açık olmalıyız. Türkiye, nasıl Osmanlı’dan koptuysa, bazı etnik gruplar da bağımsız devlet talepleriyle gelecektir. Bu normal.İspanya ve İngiltere’de bunu yaşıyor. Zaman zaman kaba güçle, zaman zaman sıcak gülümsemeyle üniter yapılarını korudular.

Nobel, Orhan Pamuk”a “hediye edildi”. Zaten son yıllarda ciddi anlamda bir edebi eser de yok; ama siyasal kimliğiyle, Türkiye için atıp tutmasıyla Avrupa’lı “dostlarının” sevgisini kazandı. 1 sene boyunca dünyada gündemde olacak ve Türkiye aleyhine konuşmayı sürdürecek. Bask’ları öldüren İspanyollar, tarihi boyunca İskoç ve İrlandalılara eziyet eden İngilizler, yabancı düşmanı Fransız ve Almanlar “ne güzel konuşuyor” diyecekler. “Ermenilere ve Kürtlere toprak verilsin” diyecekler. Avrupa”da, aslında olayları filan bilmeden, samimi olarak bunları talep eden, iyiniyetli bir kamuoyu oluşacak. Çünkü tamamen medyanın ittirmesiyle sözümona karar verdiğimiz,yaşadığımız,hatta öldüğümüz bir dünyada yaşıyoruz.

İlginç bir not; Orhan Pamuk”un babası IBM Türk”ün ilk genel müdürü…

Popularity: 2% [?]


1, toplam 1 sayfa1
© 2007 Pozitif PC editor blogu | Mandalina teması kendim tarafından yapılmış olup, henüz beleş olarak dağıtılmamaktadır.
Kapat
E-posta ile paylaş