* You are viewing Posts Tagged ‘politika’

Barack Obama Müslüman mı yahu?

Barack Obama (ki arama sonuçlarına bakılırsa çok sayıda Orak Obama, Barak Obama, hatta .arak Obama araması yapılmış!) kimilerine göre gizli din taşıyor; yani kendisi Müslüman! Neden öyle? Çünkü tam adı Barack Hüseyin Obama. Yani Hüseyin adını görünce Müslüman olduğuna inanmak şart.

Adamın illa bir dini olacak; kendisi israrla Hıristiyanım diyor. Bazı salozlar, Hüseyin ve kara adam olmasından dolayı Müslüman olduğuna inanmak istiyorlar. Kimsenin aklından ateist, agnostik, Yahudi ya da ne bileyim, Budist olabileceği filan geçmiyor.

Üstelik adam Harvard hukuk mezunu; Bush gibi Yale’dan çakma diploma almamış. Genelde Harvard filan mezunu adamların öyle çok dinle imanla filan işleri olmaz. Ha, namaz kılarsan seçimi kazanırsın deseler namaz da kılar, icap ederse çocuklarına Bar Mitzvah da yapar -onunkiler kızdı galiba?- gerekirse Ortodoks kilisesinde tersten istavroz da çıkarır.  (Antrparantez, Yale, ABD’nin “yobaz” üniversitelerinin başında gelir. Abdullah Öcalan’la pek samimi pozları çıkan kalpaklı kuvvacı,post İttihatçı Yalçın Küçük ve Çiller de oradan mezundur. Bir de kilit markasıdır Yale.)

Velev ki adam son derece dinibütün bir Müslüman olsun. Size kıyak geçmeyecektir, geçemez, geçmek de istemez, isterde de sonu Kennedy gibi olur.

Nasıl zamanında dinibütün Araplar, Afganistan’daki zibidiler, Filistin Kurtuluş Örgütü filan Sarajevo (Saraybosna) da taş üstünde taş bırakılmamasına tınlamadıysa, Obama da Irak’ta 1 milyon insanın ölmesine tınlamayacaktır. Ama Irak’tan çekilecektir.

Barrack Obama Irak’dan çekilecek, İran’a da bulaşmayacaktır. Çünkü ABD tarihi böyle işler. Cumhuriyetçiler sazı eline alıp ona buna savaş açarlar, savaş artık rantabl olmadığında da silik bir adayla ortaya çıkıp seçimleri kaybederler. Sevinen demokratların başkanı da koltuğa oturur oturmaz bu sorunları kucağında bulur. Kennedy gibi, Clinton gibi.

Şunu unutmayalım ki, Demokratlar seçimi sidik zoruyla kazandı. ABD’de öyle büyük puan farkları olmuyor ve genel ortalamaya bakarsak, Obama sadece %6 farkla kazanmasına rağmen, bu ABD ortalaması için büyük bir başarı. Ama şunu da unutmayalım: Minik Bush’u 2001′de halkın %95′i onaylıyordu. Geçen sene bu rakam %24′e indi. Son ekonomik krizde bir araştırma yapılsa emin olun bu rakam %10′lar civarında çıkardı. Hadi yine %24 çıktı diyelim. Düşününki, lideri %24 onaylanan bir parti, McCain gibi silik bir adaya rağmen, neredeyse Bush’un alacağının iki katı kadar oy aldı. Bunun anlamı şu; halk, şahinleri destekliyor. Son ekonomik kriz olmasa, Obama bu seçimi alamazdı.

Şunu da düşünmeden edemiyorum; örneğin neden Cumhuriyetçiler, tarihin belki de en gösterişli California valisi Arnold Schwarzenegger’i hazırlamadılar, pek de desteklemediler? (McCain senatör olarak parlak biriydi, ama o tarz birinin ABD başkanı seçildiği görülmemiştir.) Bence Arnold’un şansı çok ama çok yüksekti.

Bizim medya da olayı izlemekte herzaman olduğu gibi tel tel döküldü. Elbette en gerzekçe durum, McCain’in gerizekalı ve okyanusun ötesinde sadece su olduğunu sanan cahil ABD halkını korkutmak için ima ettiği “bu adam sosyalist ha” iddiasının bazı kesimlerce sahiplenilmesi oldu! Bazı salaklar ciddi ciddi Obama’nın sosyalist olduğunu sandı, hala da sanıyorlar.

Bir başka ilginç durum ise, Obama’yı benimseyen kitlenin genelde “ulusalcı” olması. (Milliyetçiyim dersen MHP’li ve çarıklı muamelesi görüyorsun; ulusalcıyım dersen CHP’li olduğun anlaşılıyor ve ilerici filan zannediliyorsun!)
Bizim ulusalcılar Obama’yı bağırlarına bastılar. Bu, eskiden gelen bir ABD nefreti refleksidir. Bilmezler ki, hemen her vakada ABD, kendilerinin savunduğu bürokratik kast sisteminin ayakta kalmasını sağlayan güçtür.

Şimdi Obama, Kıbrıs’ı çözün, Ermeni meselesini halledin, Kuzey Irak’taki Kürt devletini tanıyın, Yunanistan’la pürüzleri halledin deyince küplere binecekler. Çünkü onlar, zenci olduğu için Obama’nın ABD’yi içten yıkacak, gizli din taşıyan bir kahraman olduğuna inanıyorlar!

Öyle olmasa, herhalde bu kadar sevinmezlerdi Obama’nın seçilmesine. Nitekim, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını hala hazmedemiyorlar. Allahtan Kayserili, ya Diyarbakırlı olsaydı?

ABD seçimlerinin sonucu ne olacak, Barack Obama kazanacak mı?

Açıkçası son 1 aya kadar, Barack Obama’ya şans vermiyordum.

ABD; dünyanın en demokratik anayasasına sahip olan ülke. Ancak, onlar da bizim gibi “derin devlet” etkisi altında kaldılar. ABD anayasası bugün yazılsa, herhalde Çin’i, Kazakistan’ı bile kıskanırdı ABD vatandaşları.

Maalesef, ABD’nin “derin devlet” etkisinde kalması çok hızlı olmuştur. Maalesef diyorum; zira ABD bu etkinin altına girmese, dünya politikasını şekillendiren ülke olduğundan, bugün daha iyi bir dünyada yaşıyor olurduk. Hoş o yola girmeseler, dünyanın jandarması olmaya soyunurlar mıydı, o da tartışılır.

Ben, Lincoln suikastıyla başlayan sürecin, “ayrılıkçı ve muzaffer” ABD’ye bir Tory kazığı olduğunu düşünürüm. (ABD’nin, kurtuluş savaşları sırasında savaştığı konfederasyon ordusuna taktığı isim buydu; aslında anlamı daha geniştir). Hala da, ABD’nin “çaktırmadan” İngiltere tarafından yönetildiğini düşünürüm. Elbette, söylediğim şey ABD’nin İngiliz başbakanından emir aldığı filan değildir; sadece neredeyse 200 yıldır İngiliz muhafakarları tarafından “formüle edilen” politikaların galip geldiğini söylüyorum.

ABD’nin bugüne kadar tek bir zenci başkanı olmamıştır; mücir sebeplerden ötürü başkanlık koltuğuna kısa süre oturan Lyndon Johnson’ı saymazsak…

Yazılmamış bir kural olarak, ABD başkanları WASP olmak zorundadır. Yani, beyaz, Anglo Sakson ve Protestan.

O zaman Barack Obama da neyin nesi?

Adam zenci ve müslüman olduğu söyleniyor.

ABD’de başkanlar pek de öyle iktidar sahibi filan değiller. Hiçbir ABD başkanı, bugün Türkiye’de başbakanlarında yaşadığı gibi, bazı “kırmızı çizgileri” geçemez. Dış politika ve iç güvenlik gibi konularda mesela.

Demokrat ve cumhuriyetçiler arasında sadece nüans farkları vardır. Demokratlar vergi oranlarını artırır, eğitime biraz daha önem verir, dış politikada daha sempatik davranır (ama amaçlar değişmez).

Demokratlar, aynı zamanda, “derin devletin” can simidi olarak işlev görürler! Derin devletle ilişkilendirilen cumhuriyetçiler fazla yıprandığında, cumhuriyetçiler silik bir adayla ortaya çıkıp demokratların kazanmasına göz yumarlar. Böylece, derin devlet konusu bir sonraki seçime kadar rafa kalkar.

Üstelik, cumhuriyetçilerin iktidarları dönemlerinde ellerine yüzlerine bulaştırdıkları sorunlar demokratların kucağına düşer. Kennedy’nin uğraşmak zorunda kaldığı Küba krizi gibi. Clinton’a miras kalan ekonomik sorunlar ve ortadoğu meseleleri gibi.

Barack Obama kesinlikle seçilecektir!

Çünkü, “her ne olursa olsun, ABD bir zenciyi başkan yapacak kadar da demokrattır” mesajı verilmek istenmektedir. Bu mesaj dünyaya mı veriliyor? Hayır! ABD’nin diğer ülkelere açıklama yapmak gibi bir kaygısı hiç olmadı, onlar kendi halkını ikna etmek zorundalar.
Obama, koltuğa oturur oturmaz Ortadoğu meselesi, dünyayı da sarsan ekonomik kriz gibi ciddi meseleleri kucağında bulacak!

Bazı salaklar, “Obama müslüman ve zenci olduğu için ezilmenin ne olduğunu bilen çocuktur, din kardeşlerine iltimas geçer” rüyaları görmeye başladılar bile. Elbette, Obama bol bol “hepimiz kardeşiz” nutukları atacaktır ve minik Bush gibi sevimsiz tavırlara girmeyecektir. Gelgelelim, değişen bir şey de olmayacaktır. ABD, Ortadoğu’daki baskıyı kaldırmayacak, dünya geneli ve ülke içinde bir demokratikleşme ya da insan hakları reformuna izin vermeyecek. Türkiye düzeyindeki eğitim sisteminde gerçek bir yeniden yapılanmaya gitmeyecek. Askeri harcamaları kısmayacak; ama eğitim,sağlık gibi alanlarda bazı iyileştirmeler yapacak; onları da daha fazla vergi koyarak!

Bana kalsa, McCain’in seçilmesini isterdim. Seçilsinki, ABD’deki muhalifler çok daha fazla rahatsız olsunlar, ekonomik krizden bunalan cumhuriyetçilerin de bir kısmı onlara katılsın ve ABD’de çıkacak ciddi krizler bazı reformlar getirsin!

Çünkü, Stalin’in sürdüğü ve birsüre Türkiye’de de kalan kızılordu komutanı Troçki’nin dediği gibi, lider ülkelerde bir sarsıntı olmadıkça, bu düzen aynen bu şekilde devam edecektir.

Yani, ABD sarsılırsa sosyalizm mi gelir diyorum?

Hayır, onu ancak salaklar söyler. Sosyalizm birgün gelecektir ama bizim ömrümüz,hatta torunlarımızın ömürleri o günleri görmeye yetmez.

Sosyalizmi seviyorum, ama illa gelsin diye diretecek kadar fanatik değilim. Benim istediğim, özgürlük,demokrasi,insan hakları ve adam gibi bir eğitim ve sosyal güvenlik sistemi görmek. Bunu liberaller yapacaksa,yapabiliyorsa, başımın üzerinde yerleri var!

Güney Osetya ve Üçüncü Dünya Savaşı

Ramazan geliyor,sucuk fiyatları artacak mı, Aydın Doğan İddaa ihalesini kapacak mı yaygarası arasında kaynayıp gitti ama, Güney Osetya denen düdük kadar bir ülkede savaş var…

İşin enteresan kısmı, Tom Clancy, Rainbow Six serisinin bir oyununda bunun olacağını yıllar önce öngörmüştü!

Çoğumuzun varlığından bile haberdar olmadığı yerler üzerine teoriler üretiliyor ve doğru çıkıyor.

Osetya-Gürcistan meselesi basit bir mesele değil. Basit olmamasının nedeni de, Rusya ile ABD’yi yeniden burun buruna getirmiş olmasından kaynaklanıyor.

Rusya, burnunun dibindeki savaşa elbette seyirci kalmadı. Güçlü devletler, bu fırsatları kaçırmaz ve seyretmezler. Rusya müdahil olunca, ABD’ de birşeyler yapma ihtiyacı duydu. Rusya uyarıldı ama bu sonraki gelişmeler arasında davulcu yellenmesi misali kayboldu gitti. Zira, çok önemli de değildi; gerek NATO, gerek Birleşmiş Milletler tarihleri boyunca hep birilerini uyarmış, ama pek de müdahale etmek istememişlerdir. Yugoslavya’da kan gövdeyi götürürken seyretmeleri gibi. Keza Çeçenistan konusunda da Rusya’yı uyarmışlardı. Ama ortada petrol filan yoksa, bunlar “şekilsel teamüllerden” ibaret.

ABD, Güney Osetya’ya savaş gemileriyle insani yardım götürüyor!

Savaş gemisi gibi tonajı düşük ve nakliyesi masraflı gemilerle yardım taşımanın amacı da, elbette Rusya’ya rahatsızlık vermek. Nitekim, Rusya’da rahatsız oldu. Ancak, Rusya’yı hala Vladimir Putin yönetiyor ve herkes biliyor ki, Putin kuru gürültüye papuç bırakacak adam değil.

Rusya’yı tekrar imparatorluk yapmak isteyen Putin, 3.Dünya Savaşı riskini umursayacak biri değil. Hatta, ABD ile savaşılacaksa, bunun için en doğru zaman.

Elbette, ABD de, kıytırık bir ülke için Rusya ile savaşacak değil. Şu an iki tarafında yaptığı, kavga etmek istemeyen iki kabadayı gibi efelenmekten ibaret.

Gelgelelim, ABD İran’a da ayar vermeye kalkarsa, hem Rusya, hem de Çin bu işin dışında kalamaz!

Çin’in petrole ihtiyacı var. Rusların savaş uçaklarını basitleştirerek imal etmeye hız vermiş durumdalar. Bizim boğazdan geçen Varsag’ı da, herhalde disko yapmak için almadılar!

ABD ile Rusya burun buruna gelirse, çıkacak karmaşayı düşünmeyin!

Çin’in ne tarafı seçeceğini düşünmek zor olmasa gerek. Bir yanda da, ezeli düşmanlar Hindistan ve Pakistan var. İkisi de, nükleer silahlara sahipler. Batı’nın Hindistan’a büyük tavizler vereceği, büyük yardımlar yapacağı ve savaşa dahil etmek isteyeceği neredeyse kesin. Böyle bir durumda, Pakistan da oturup olan biteni seyretmeyecektir.

Benim merak ettiğim, İsrail,Japonya ve İran ne yapacak? İran, fırsat bu fırsat deyip Irak ve İsrail’e saldırır mı? Son İsrail-İran savaşı 1 hafta sürmemişti, ancak bu sefer güçler daha bir denk gibi…

Japonya, ezeli düşmanı Çin’i izleyecek midir? Kendisine iki atom bombası atan, son 50 yılın en eski müttefiki ABD’yi yalnız mı bırakacaktır?

Peki ya Türkiye? Doğusunda ve güneyinde 3.Dünya Savaşı patlak vermişken, meclisten tezkere mi bekleyecektir? Yoksa “acaba Çeçenistan yüzünden ters düştüğümüz Rusya, bizimle pek de alakası olmayan Çin ve şeriatçı diye istemediğimiz İran ile ittifak mı yapsak?” diye düşünecektir?

“Bulaşmama” ihtimalini düşünemiyorum; Rusya boğazları kontrol etmek, ABD ise gemilerini buradan geçirip Rusya’yı sıkıştırmak isteyecek.

Şimdiye kadar herhangi bir alanda bırakın stratejiyi, taktiği ve başarısı bile bulunmayan dışişleri, bu konuda nasıl bir yol izleyecek? Zira, kızılca kıyamet koparken bir karar vermek Kıbrıs meselesini yokuşa sürmeye benzemez.

31 yasası (18+!)

31 yasası (18+!)

AKP’nin “bayan” milletvekillerinden biri bir yasa teklifiyle çıkmış yine, ödüm koptu!

Zira, “Internet yassah gardeşim” kampanyası da, yine bir “bayan” milletvekili eliyle gündeme atılıvermiş, kocakarılar “yasahlasınlar tabi, şerefsiz pezemenkler” diye bilimum satanistlik eden, porno sitelere girip ordan çocuklara tecavüz eden, üç kuruş için adam kesen bizim gibi it kopuğun çanına ot tıkayan bu yasayı desteklemişti.

Memleketi ossaat kurtarıp ortalığı muhtelif hırsız,uğursuz ve tecavüzcüden arındıran zihniyet, şimdi hayatın “daha reel” alanlarına el atmaya hazırlanıyor.

Pek sayın ve sevgili milletvekilimizin adını unuttum, bir yasa tasarısı hazırlamış, çocukları filan korumak için. (Yok, aç yaşayıp dandik eğitim almaktan, büyüyünce de tersane de ölmekten korumayacaklar, onlar daha sonraki mevzular,sonraki seçime hayırlısıyla)

Neden koruyacaklar?

Fuhuştan filan.

Nasıl koruyacaklar?

Şöyle:

“Gençlere” “ayıp dergi” satılmayacak. Poşet içinde çıkacak vitrine. (zaten yasa öyle,kimi kekliyorlar acaba?) Satanın da ağzına biber sürecekler, rakamı hatırlamıyorum.

Benim gibi kart sapıklar da bu dergileri alırken imza atacaklarmış, sonra o imzalar artık emniyet müdürlüğüne mi,valiliğe mi gidecek bilmiyorum. Ama adınız bir olaya karıştığında, “oo sen zaten atmışın imzayı, porno dergi filan alıyormuşsun, 31 de çekiyorsundur sen…”

Çekerim. Çok pis 31 çekerim.

Ayıptır söylemesi 14-15 yaşında aldım sazı elime, o zamandan bu zamana, 18 sene geçmiş.

O kadar 31 çekmeme rağmen, çok şükür kimseye tecavüz etmedim. Kendime yediremediğim için “iş tutan kadınlara” para da vermedim, bu saçma takıntımı yensem veririm de.

Kimsenin malını da çalmadım,uyuşturucu da satmadım,onu bunu darbeye de teşvik etmedim, birşeylerin üstüne el bastırıp isyana teşvik ederek yemin de ettirmedim. Devleti de soymadım. En son Lise 1′de filandım porno sattığımda. O zaman adetti, çünkü Internet yoktu. Beyazıt’tan Beta-VHS porno alırdık, hiç de sevmezdim ama merak eder alırdık, elin gavuru nasıl yapıyor diye.

Bayiden “dergi” de almam; benim zevkime uygun dergi yok. Ben Playboy severim, o da yıllar önce yayın hayatına veda etti; “çok kapalıydı” çünkü, oysa dibine kadar estetikti, oradaki kadınlara bakar, şöyle sevgilim olsa diye hayal kurardık. Laf aramızda, yazılarını da okurdum; Çetin Altan, Engin Ardıç filan yazardı. Sanırım Hıncal Uluç’ta vardı, ne de olsa “karı kız mevzusu” var.

Bildiğim kadarıyla, benim 31′ci arkadaşlardan hiç sapık filan çıkmadı.

Kulaklarım iyi duyar, boyum kısa kaldı ama 31′den değil. Benden çok çekip 2 metre olan da oldu.

Şimdi şunu da merak ettim, mesela Hürriyet’in filan “işte en güzel bacaklı kadınlar” tarzı, “masum” fotograflarını da yasaklayacaklar mı mesela?

Allahtan yasa “şimdilik” rafa kalkmış; malum, kapatılma davası,Ergenekon filan girdi ya araya…

AKP, bu “pis işlerde” “başı açık kadın milletvekillerini” kullanıyor.

Son zamanlarda bir de Sisi mevzusu çıktı, “aaaaa” diyerek polis okulundan atıldığını, DSP’den milletvekili adayı olduğunu, Ergenekon’u filan “fikri bazda” desteklediğini öğrendim.

Erkeklere ayı filan diyen kadınlar…

Kadınlar konusunda biraz daha konuşmak farz oldu…

AKP’den ve Özal’dan önce herşey çok güzeldi

Hatırlıyorum da, eskiden ne kadar özgürdük,hayat ne güzeldi…

Mesela,hiçkimse evinde “yasadışı sol yayın” olduğu için hapse girmemiş,işkence görmemişti.

İstediğimiz her filmi alır,çatır çatır seyrederdik. “Yol” örneğin; senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, Cannes’da ödül alan şu film…Hatta ödül aldı diye okulda filan bile seyrettirirlerdi; gerici Özal hükümeti gelince filmi yasakladı. Daha nicelerini sayabilirim…Değil mi Zülfü Livanelli?

Mesela okulda “sakıncalı kitaplar” diye bir şey yoktu; edebiyat dersinde boyuna Aziz Nesin, Kemal Tahir, Yaşar Kemal okurduk. Dünyaca ünlü, dünyadada ödüller almış bu yazarların okutulması ayrı bir gurur kaynağıydı. Onlar ne zaman yasaklandı bilmiyorum; ya Özal’ın, ya da AKP’nin işidir.

Özal ve AKP’den önce huzursuzluk nedir bilmezdik; 1 Mayıs’lar neşeyle kutlanırdı. 1977′de 37 kişi öldüğünde kim vardı acaba; ben o zaman küçüktüm, ya AKP’dir ya Özal…

Evvelden düşünce suçlusu olarak mapus damları altında çürümek filan da yoktu, eski köye yeni adet getirdiler.

Benim çocukluğumda çarşaflı kadın da yoktu; Özal zamanında çıktılar. Ben onları ninja sanıyordum.

Türbanı da AKP icat etti.

Fukaralık filan da yoktu eskiden.

1960 ve 70 olaylarında da Özal ve AKP iş başındaydı.

Yine aynı ekip, 3 darbe yapmış ve sayısız genci asmıştır. Besleyecek halleri yoktu ya.

5 Nisan’da %100 devalüasyon yapıp insanların kendilerini yakmasına neden olacak kadar çileden çıkaranlar da Özal ve AKP’ydi.

Menderes’i filan da onlar astı; “cahil halk yobazlara oy verir, asalımda yerine biz geçelim” diye…

Sendikal haklarını anayasayla yasaklayan, verdiklerinde de karşısına lokavtı çıkaran yine Özal ve AKP’ydi.

Şekerpancarını söküp ABD’den şeker ithal eden de yine aynı ekiptir; Bülent Ecevit’in şiddetli itirazlarına rağmen…

Uğur Mumcu’nun abisine “ne oldu,bulundu mu katiller?” diye soran da Tayyip Erdoğan,Erdal İnönü değil. Zaten o zaman dışişleri bakanıydı, o işlere iç işleri bakanı bakar…

Eskiden anayasalar konsensusla yapılırdı; 1961 ve 1982 anayasası mesela.O zaman halka sormuşlardı,bunlar kafasına göre anayasa yapıyor.

Cumhurbaşkanları da konsensusla seçilir,hatta halka bile sorulurdu.

15-16 Haziran 1970 olaylarına neden olan, sendikal hakların kısıtlanması yasasını ortak hazırlayan elbette AP ve ilerici CHP değil, gerici AKP ve ANAP’tır…
İlericiler hep demokrasi ve serbest seçimler istemiş, AKP ve Özal “halk daha hazır değil” diyerek karşı koymuştur.

Bunları bilmeyenler de hala AKP’ye filan oy verir. Kıllı göbekler ne olacak…

1, toplam 5 sayfa12345»