* You are viewing Posts Tagged ‘pozitif linux’

Sıkıldığım projeler: Pozitif GNU/Linux, TWIX, vesaire…

orangutan_yawn.jpg“Bugün başlarım, yarın başlarım” derken, Pozitif GNU/Linux’u sallamaya devam ediyorum. Epeyce birşeyler yazdığım TWIX ise, öylece duruyor. Onunla uğraşmayı ne zaman bıraktığımı ise unuttum bile.

Sanırım artık open source projelerle uğraşmayacağım; kendi projelerimi gizli kapaklı geliştirip satabilirsem satacağım, satamazsam CD ve DVD’lere kaydedip raflara dizeceğim. Çünkü bu gerizekalı ticaret anlayışından fazlasıyla sıkılmış haldeyim.

Pek de zeki olduklarını söyleyemeyeceğim sayısız insan, özellikle blog’u açtığımdan beri türlü şekillerde -mail atarak, MSN’e ekleyerek, yorum bırakarak- benimle irtibata geçti. Kimisi “çaktırmadan”, beleşe donanım analizi yaptırmaya çalışıyor, kimisi “hocam şöyle bir alet var, buna ne kursak yahu?” diye akıl istiyor, kimisi “baba ARM kart getiren varmı, sitesini yazsana” diye mesaj atıyor.

Bunlara cevap vermiyorum, ya da “az ye de ARGE yap ulan” tarzı cevaplar veriyorum.

Bir blogda okudum, hangisi hatırlamıyorum. Şu “böyük” iş dergilerimizden biri, 2006′da AR-GE’ye en çok para harcayan 100 şirketi listelemiş. 100. şirketin harcadığı para, “eski TL cinsinden”, 13 milyar!

Benim odamdaki donanımın değeri bundan fazla; seneye o listeye girmek için talip olacağım. Hatta arabayı filan satarsam, belki ilk 50′ye bile girebilirim!

Mahallenizde laf olsun diye limited şirket açsanız ve hiç fatura kesmeseniz, ödeyeceğiniz pul, stopaj, ıvır zıvır parası 13 milyardan, yeni dille 13.000 YTL’den fazla…

Buradan çıkan şudur: bizim şirketler nalburdan farksızlar. 13.000 YTL’yi telaffuz ederken adamın yüzü kızarır. Bugün İstanbul’da işine arabayla giden adamın bir yılda bundan daha fazla benzin parası harcadığını biliyoruz. İşte memlekette bilgiye verilen değer budur. Bizim gibi kastıran adamlar da bir bok olamazlar, en iyisi bir şirketin pazarlama departmanına kapağı atıp nalburluk yapmak.

IBM, Nokia gibi koca koca şirketler dünyada bizim gibi zibidilere para dağıtıp duruyor, çünkü apartmana kat çıkmak hem böyle daha ucuza geliyor, hem de özgür ruhlu, ofislerde bunalmayan adamlar daha yaratıcı işler çıkartabiliyorlar.

Ama Türk şirketleri bunu yapmazlar; çünkü biz ticareti gavurdan iyi biliriz. Elin zibidisine iş yapsın diye para vereceğime metresime kürk filan alırım, nasıl olsa kekleyip bedava yardım alabileceğim bir enayi bulurum. Bulamazsam da Bir şey üretmem; zaten üretmek gibi bir kaygımda yoktur; üreten Çinliden alırım, burada satarım, burnumdan da kıl aldırmam…

En basitinden, “belli bir platforma özel Pozitif GNU/Linux dağıtımı hazırlar, sistemi de 20 saniyede açarım” gibi iddialarda bulundum; hala Freedos ile sistem satan(!) laptop ithalatçıları var. O konuya hiç girmeyelim; “ben sana kaput satarım sistemi, sonra sen ne hal edersen et, artık 2 milyona tezgahtan Windows alıp mı kurarsın, Linux mu kastırırsın, senin derdin” mantığı. Bir allahın kulu da, “kardeş, biz laptopu hala Freedos’la satıyoruz; ama sen de sallıyormuşun gibi geldi, al cihaz budur, aç bunu 20 saniyede, sana şu kadar para” demedi. Hadi ondan da vazgeçtik; çok mu zordur bu adamların “bu işlerden az buçuk anlayan bir çocuk” istihdam etmeleri? En azından sattığın laptopu ya da desktopu “faal” şekilde satarsın. Bu devirde 1000 dolara laptop alıpta Freedos’la takılacak adam tanımıyorum şahsen. Yasal olarak sistemleri işletim sistemiyle satmak zorunda olduklarından, bu komik yollara başvuruyorlar.

TWIX finanse edilse hiç olmazsa GNU/Linux tabanlı makineler için uzaktan kontrol & yönetim yazılımı olarak işe yarar; hadi bedava vermiyorsun 3-5 dolar fiyat koy, dünyada GNU/Linux kullanan şirketlere sat. Türkiye’deki esnafa 50 dolara adres-etiket pogramı satarmıyım diye, yıllardır yapılıp başarısız olan işlere para ve zaman harcamak yerine alternatifleri dene; hiç olmazsa batarsanda “dünya çapında iş yaptım, öyle battım” dersin, piyasada namın olur!

Hadi parayı pulu da geçtik, bir ucundan tutalım diyende yok. Hatta kimileri kompleks filan yapmış zamanında; download linkini açmışım, millet haldır huldur indiriyor, orada birkaç sivri “Pozitif Linux yalan, bence çıkmayacak, adamlar sallıyor” diyor. 2 senedir “bırakın bu işleri ağalar, dağıtım yapmakmış, Linuxmuş bunlar basit işler; dünyada artık bunlarla çoluk çocuk uğraşıyor” diyorum, bir başkası “ne var ya bende yaparım, basit iş” diyor; ama bununla kalmayıp “çok biliyorsa x’i yapsın” diyerek bir başka dağıtımı referans gösteriyor. Cevap verseniz başetmek mümkün değil, çünkü rezil olmak, haksız çıkmak, komik duruma düşmek nedir bilmeyen sürüyle insan var, adam vatanımı savunuyorum havasında dünyanın düz olduğunu söyleyebiliyor, üstelik buna yandaş da buluyor (yalan abi uydu görüntüleri, kendim görmeden inanmam diyen tuhaf tipler var; o görüntülerden 500 yıl önce de biliniyordu dünyanın yuvarlak olduğu ama ilkokul kitaplarında yazan şeyleri anlamayan adama kolaysa anlatın!)

Doğal olarak sıkıldım; en son Pozitif GNU/Linux’u sourceforge’daki alana yükledim; öyle üşendim ki uyduruk 2 html sayfa yapıp koyamadım; oysa yapıp oradan kendi bloguma 2 link sallasam amma pagerankim olurdu! (sourceforge’un pageranki 9, 250 blogcuya yağ çeksem, oradan alacağım bir link kadar değeri yok;)

TWIX nasıl gidiyor?

Bir zamanlar, biryerlerde TWIX diye birşeyden bahsetmiştim. TWIX şu: Linux sisteminizin kontrol paneli ve “ince ayarları” yapan bir araç.

Pozitif Linux’a dair hödük ve salakça bazı tepkiler, bu ülkede işe yarar Bir şey yapmaya çalışmanın zevzekçe bir çaba olduğunu iyiden iyiye kanıtladı bana. Cuma gecesi, TWIX dosyasını tekrar açtım ve yepyeni bir proje haline getirdim. Birsürü tasarım planım da değişti.

TWIX’de artık GAMBAS ve shell scriptlerinden eser yok. GAMBAS ile yazdığım kodu, hard disklerden birinin kuytu bir köşesine atıp yeni baştan başladım. Bu sefer, PHP ile. Bunun bazı avantajları var: Sistem gereksinimleri çok az, web tabanlı uzaktan kontrol mümkün ve artık AJAX sayesinde güzel görünen akıllı arabirimler oluşturmak çok da zor değil.

Zordan başlayıp, ağdan girdim. Bir miktar kod yazdım; açıkçası şu an yazdığım kod, beni bile şaşırtan bir hızda çalışıyor. Şu an itibariyle, sistemin tüm ağ ayarlarını okuyup, belli koşullara göre ayarları sorunsuz yapabiliyorum (network kısmından bahsediyorum tabi). Şimdilik memnunum; çünkü KDE ile gelen denetim masasından ya da SUSE ile gelen YAST, ya da Mandriva tabanlı dağıtımlarla gelen DRAK’tan daha iyi çalışıyor. Öte yandan, çok ciddi bir sorun var…

Sorun şu: Linux ortamında, sayısız özel ayar olası. “Ne gibi?” derseniz çok kısa bir cevap vereyim; örneğin bir ethernet kartına birden fazla IP adresi atayabilirsiniz. (Şimdiye kadar gördüğüm kontrol panelleri bunu yapamıyor) Örnekler çok ama şu an verecek ruh halinde filan değilim; bu sorunu wizard’lar sayesinde aşacağım.Açıkçası başka pratik bir yolu da yok; zira Linux’un ağ kısmı, dipsiz ve karanlık bir kuyu. Üstüne üstlük, konfigürasyon dosyaları tam bir mezbelelik. Aşırı plansız, düzensizler. Bu konuda, KDE geliştiricilerini -kısmen- kutluyorum. KDE’nin yapılandırma dosyaları son derece kötü -hatta hiç- dokümente edilmiş olmasına rağmen, resmen askeri nizama sahip! Dolayısıyla, TWIX’in KDE ayarları modülünü yazmak, benim için tatil gibi Bir şey olacak.

Fazla detaya girmek istemiyorum, çünkü şu aşamada elimde çalışan 7 tane, tamamen sıfırdan yazdığım fonksiyon var. Bunları düzgün bir arabirimde bir araya getiremedim, çünkü tasarım konusunda hayli zayıfım. (Kendi yaptığım deneysel arabirim çok uyuz göründüğü gibi, adam gibi de çalışmıyor; ama PHP tabanlı yönetim kodları işlerini mükemmel ve hızlı yapıyorlar) Üstelik, JavaScript’e herzaman şüpheli baktığım için, AJAX güçlü olduğum bir konu değil. Keşke GFXDesign gibi üstadlar bir el atsa!

Arada birkaç “eşantiyon” PHP fonksiyonu da yazdım, bunlarda CPU bilgisi, PCI kartlar gibi bilgileri topluyorlar. Aslında bunları PhpSysInfo projesinden araklamayı düşünmüştüm; ama yazdıkları kodu anlayana kadar, yenisini yazmak daha kolay ve hızlı oldu.

Amaçlarımı, gelişmeleri ve kodu ayrı bir sayfada -muhtemelen pozitifpc.com altındaki başka bir subdomainde- hem İngilizce, hem Türkçe olarak anlatacağım zaten. Yurtdışından katılım bekliyorum; zira kod çok temiz, basit anlaşılır oldu. Yapı içinde aynısını söyleyebilirim; ama web sayfalarının tasarımı beni kasacak. Temiz bir template sistemi ve okunabilir AJAX -Javascript- kodları için, ya kendimi bu alanda bir miktar eğitmem, ya da bu becerilere sahip birini bulmam gerekecek.

Neden PHP?

Aslında Python’da daha iyiyim. (Son PHP kodunu yazdığımda, sanırım 2000′de bile değildik!) Ama Python’u sevmiyorum ve bir kontrol paneli için, yanlış bir seçim. Zibilyon tane Python modülünü, ister Debian olsun, ister Red Hat tabanlı olsun, herhangi bir dağıtım altında sorunsuz ve az yer kaplayacak şekilde kurmak haddinden fazla zor. PHP çok daha az yer kapladığı gibi, Zend ile birlikte kullanıldığında, Python’a nal toplatıyor (bunu birgün söyleyebileceğimi hayal bile edemezdim!)

Üstelik PHP bilen daha çok insan var ve düzgün, “enterprise” düzeyde modül ve fonksiyonlara sahip. Pythoncular kızmasın ama bana biraz oyuncak gibi geliyor.

Bir başka alternatif Perl idi, Perl’e çoğu insanın olduğu gibi, benim de kanım ısınmadı. Üstelik, Perl bilgim çok sınırlı. Perl’in bir sıkıntısı, dağıtımlar arasındaki kurulumunun Python’dan daha problemli olması. Örneğin, Mandriva, kendi kontrol paneli başka dağıtımlarda çalışmasın diye, uyduruk Perl paketleri hazırlamış. Mandriva Control Center’in çok kısıtlı bir kısmını, Ubuntu üzerinde, deveye hendek atlatarak (Perl’in logosu da deve,ne tesadüf!) çalıştırmayı başardım. Bu kayda değer bir başarı da değildi; üstelik Mandriva Control Center’ın çalışma hızı, devenin yürüyüş temposu civarında.

YAST da ayrı bir macera. Birileri, YAST2′yi Ubuntu üzerinde çalıştırmak için 2 sene harcamışlar ve aldıkları mesafe ürkütücü derecede az. Kısa bir denemenin ardından, YAST sevdasından da vazgeçtim. Kaldı ki ayar modülleri filan çalışsa bile, RPM ile entegre olan kısımları yeni baştan yazmak gerek; zira RPM ile kullanılabilen fonksiyonları, böyle kapsamlı bir program içinde DPKG ile çalışır hale getirmenin kısa ve kolay bir yolu yok.

PHP ile hazır gelen sayısız modül olsa da, TWIX ile bunların çoğunu kullanmayacağım. Hatta, hazır gelen bazı fonksiyonları bile kullanmayacağım. Mümkün mertebe, standart fonksiyonları kullanmanın bariz avantajları var; kodu herkes anlıyor, kaynak sıkıntısı yok, kurulum paketi küçük oluyor ve genelde daha hızlı çalışıyor. Şimdiye kadar, kaçamadığım bir tek Regular Expressions oldu; bir de KDE için XML kütüphanelerini kullanmayı planlıyorum. Amacım, Mandriva Control Center ya da SUSE’nin YAST2’si aksine, 100 MB gibi bağımlılıklar gerektirmeyen, 3-5 MB tutan, ama herşeyi yapabilen bir kontrol paneli yazmak. Web tabanlı yönetim ve embedded cihazlarda bile kullanılabilecek kadar küçük olması en büyük avantajları (tabi embedded cihazlarla çalışması için 300K’lık browser, lighthttpd ve JavaScript’in çıkarılması gibi modifikasyonlar gerekecek; şu an için iki sürümü paralel götürebilirim gibi görünüyor)

Ubuntu / Kubuntu / Pozitif Linux’da apt-get ve synaptic problemi: Eğer 0% [Connecting to us.archive.ubuntu.com (1.0.0.0)] gibi bir hata alıyorsanız okuyun

Debian, Ubuntu, Kubuntu ve Pozitif Linux, apt-get ya da synaptic ile depolara bağlanıp paket indiremiyorsa, bunun oldukça sofistike bir nedeni olduğunu söyleyeyim. Aslında çözümü çok basit ve çok sık sorulan sorulardan biri bu.

ubuntu apt-get ve synaptic sorunu 1.0.0.0Komik gelebilir, ama sorun kullandığınız ADSL modem / router ile ilgili. Eğer Linux tabanlı bir ADSL router/modem kullanıyorsanız, içinde muhtemelen dproxy adında bir program çalışıyordur. Dproxy, eğer linux makinanızda DHCP çalışıyorsa, DNS adresi olarak router’ın kendi IP adresini yolluyor. Buraya kadar bir sorun yok; zira bu hatanın karakteristik özelliği, Firefox gibi programlarla Internet’e bağlanabilirken, apt-get ve synaptic’in çalışmamasıdır. Aslında sorun biraz apt-get kaynaklı.

Üstesinden gelmekse kolay:

sudo nano /etc/resolv.conf

komutuyla, resolv.conf dosyasını açın. Ubuntu kullanıyorsanız muhtemelen nano yüklü değildir, gedit gibi başka bir editör kullanabilirsiniz.

resolv.conf dosyasında DNS sunucularının adresleri bulunmaktadır. Tüm DNS sunucularını silin ve eğer ADSL kullanıyorsanız, şu satırı ekleyin:

nameserver 195.175.39.39

Dosyayı kaydedin ve çıkın.

Şimdi, bilgisayarınıza DHCP’den IP almak yerine, sabit bir IP vermelisiniz. (Eğer DHCP kullanmıyorsanız dokunmayın!)

sudo ifconfig eth0 192.168.1.3 netmask 255.255.255.0

192.168.1.3 yerine, router adresiniz ile aynı subnette olan ve kullanımda olmayan bir IP vermelisiniz. Sözgelimi, eğer router adresiniz 192.168.3.4 ise, IP adresi yerine 192.168.3.5 gibi bir sayı verebilirsiniz (router’ın kendi adresini ya da ağınızda mevcut herhangi bir IP adresini vermeyin; IP çakışması olur)

Son olarak, yaptığımız ayarların geçerli olması için, network servisini tekrar başlatacağız (IP adresini değil de, sadece resolv.conf’u değiştirdiyseniz bu işleme gerek yok!)

sudo /etc/init.d/networking restart

Bu işlemleri, KDE ya da GNOME altında denetim masasından da yapabilirsiniz. (Ekranda görüldüğü gibi)

*Eğer Türk Telekom dışında bir ADSL hizmeti alıyorsanız, ya da dialup bağlanıyorsanız, kullandığınız servisin DNS adreslerini öğrenerek buraya geçerli bir DNS adresi yazmalısınız. Eğer yazdığınız DNS adresi doğru değilse, Internette hiçbir yere bağlanamazsınız. Sorun değil; DNS adresini bulmak üzere tekrar Internet’e çıkmak için, demin girdiğimiz nameserver yerine, ADSL modem/router adresini yazın. Bu genelde, 192.168.1.1′dir, ama marka ve modele göre değişiklik gösterir. Örneğin, 10.0.0.1 gibi adresler kullanan routerlarda mevcut.

1, toplam 1 sayfa1