* You are viewing Posts Tagged ‘yazılım’

Google Chrome

google chromeBir süredir özgür yazılımla kanka olduğu izlenimi veren Google Labs, bu sefer Chrome ile nabız yokluyor.

Chrome, Firefox’dan KHTML’e kadar (Apple Safari) birçok “iz barındıran”, Google’ın yeni web tarayıcısı. Açıldığında, Opera ile Internet Explorer 7 karışımı bir browser ile karşılaşıyorsunuz. Açıkçası, hızını ve web sayfalarını doğru render etme özelliğini oldukça kayda değer buldum. Sayfanın görüntülendiği alanın oldukça büyük olması da artılarından biri; zira çoğu kullanıcı gibi bende F11 tuşunu kullanmayı sevmiyorum.

Bunun yanında, “öğeyi denetle” isimli çok hoş bir sağ tuş menüsü var. Bu araç, Mozilla Firefox’da vazgeçemediğim Firebug eklentisini andırıyor. Andırıyor diyorum; zira Firebug ile kıyaslandığında son derece primitif duruyor. Buna rağmen, yine de faydalı bir araç ve ilk çıkan sürümde olması gelecek vadedebileceğinin işaretlerini veriyor.

Sekmeli tarama özelliği elbette mevcut ve Opera’da yıllardır olduğu gibi, açılış sayfasına sık ziyaret ettiğiniz siteleri atabiliyorsunuz.

Oldukça etkileyici render hızı dışında, tarayıcının yüklenme hızı da gerçekten iyi. İlk dikkatimi çeken özelliklerden biri de, mouse’un scroll tuşunu kullandığımızda, sayfanın hızlı ve akıcı bir şekilde kayması oldu. Özellikle bloglar gibi, tuvalet kağıdı uzunluğunda sayfalar için küçük ama kullanımı kolaylaştıran, zekice bir detay.

Genel çalışma mantığı olarak, fena halde Firefox’u andırıyor; özellikle de sağ tuş menüleri.

Yine de, Google Chrome projesinden, bir nedenden ötürü hoşlanmadım: Firefox, kendi istatistiklerime göre, Türkiye genelinde bile %25 sınırını zorlarken, Google Chrome, Firefox’un hızını kesebilir. Bana göre Google’ın Mozilla Foundation’a maddi destek sağlaması, her ikisi açısından da daha olumlu bir adım olurdu.

İlk bakışta eklenti desteği yok gibi görünüyor; ancak Mozilla kodları zaten açık olduğundan, şayet isterlerse bu desteği de sağlamak zor değil. Bana daha çok, eski Intenet Explorer kullanıcılarını “caydırmak” için ortaya çıkmış, kullanımı basit ve temiz bir tarayıcı oluşturma çabası gibi geldi Chrome; belki bu yüzden, ileride çok gelişmiş özelliklere sahip olmasını beklemek yanlış olur.

Verdiem, Edison ile Tesla’yı karıştırmış

verdiem_edison2.jpgNasıl dallandım budaklandım bilmiyorum ama, Microsoft’un tavsiyesine uyarak Verdiem namlı adını bile duymadığım şirketin Edison isimli programını indirdim.

Edison ne yapıyor? Aslında Windows XP’nin masaüstüne sağ tıklayarak açacağınız güç tasarruf modunu ayrı bir olaymış gibi sunuyor. Altında “aha şimdi böyle yaparsan yılda şu kadar elektrik parası cebinde kalır, bu kadar az karbondioksit salarsın” diye öneriler sallıyor. Doğrusunu isterseniz, yanımda staj yapacak çocuğu “yap lan göreyim” diye, ödev kabilinden vereceğim bir proje.

Abimler nasıl başardılarsa, bunun birşeylerine patent almışlar,nesine almışlar yazmamışlar. Çok baktım, patent alınası bir şey göremedim.

Araç çubuğuna yerleşen, sayısız fuzuli programdan biri daha Verdiem Edison.

Daha komik olan, Edison adının kullanılmış olması!

Enerji tasarrufundan bahsedip nostalji yapacaksan, Tesla diyeceksin…

Edison, elektrik şebekesinin doğru akım olması gerektiğini savunacak kadar dingilliği ileri götürmüş bir adam.

Tesla’nın floresanına karşılık, Edison’un cam içine gömülü mini kaloriferi.

Bu arada, Ak Parti artık akkor filamanlı ampul yerine, floresan’ı logo yapsa bence daha iyi bir imaj çizer. “Aynı zamanda çevreciyiz” hesabı…

Velhasıl, boşu boşuna indirmeyin Edison’u filan.

Sun Microsystems, MySQL’i almış

2008′in ilk bomba haberi…

Sun, MySQL’i 1 milyar dolar sayarak satın almış. Böylece, MySQL, Java + sunucular filan derken, Sun, Internet’i iyiden iyiye idare eder hale geliyor.

Microsoft, yine bakmaya devam ediyor bu arada.

Oracle, Red Hat müşterilerini kapmak için mücadele ederken, Sun, bazı problemlerle gelen MySQL’i adam gibi geliştirip Enterprise RDBMS pazarında Oracle’a kök söktürebilir. MS SQL filan demiyorum; onu 3.dünya ülkeleri ve Türkiye haricinde pek kullanan yok.

Sun’a sempatim olduğunu gizlemiyorum. Benim pek hazzetmediğim MySQL’in (şirketin de adı bu aynı zamanda) Sun’a geçmesi hem Sun adına sağlam bir yatırım oldu; hem de giderek daha fazla kullanmak zorunda kaldığım ve görünüşe bakılırsa kalacağım MySQL’in gelişmesi açısından bir nevi teminat haline geldi. MySQL’in dokümantasyonu ve araçları “bol” olmasına rağmen, sığ, kalitesiz ve kötü hazırlanmış. Umarım, Sun bu konuda bir an önce harekete geçer.

Açıkçası, MySQL gibi güdük bir RDBMS’den nasıl bir Enterprise ürün çıkarılır, tahayyül etmek pek olası değil. Trigger’lar bile göreceli olarak yeni geldi. ANSI SQL uyumluluğundan zaman zaman fazlaca kopan bir query yapısı var. Buna rağmen, Oracle’ın “kopup gittiği” PL/SQL gibi genişletilmiş bir dile de sahip değil. Çok basit sorgularda oldukça hızlı olmasına rağmen, karmaşık sorgularda tabana vuruyor. (Aslında web gözönüne alınarak geliştirildiği için, çok hızlı, efektif ve pragmatik bir çözüm bir yandan da)

1, toplam 1 sayfa1