İstanbul,Konstantinapolis,İslambol,Konstantinniye…
Hatırlarsanız, bir zamanlar, Avrupa’da bazı yerlerde İstanbul’un “Constantinople” olarak anılması herkesi pek bir rahatsız etmişti de, herkes eline kalemi alıp, Internet’ten birbirine spam atarak bu olayı protesto etmeye girişmişti.
Öyle ya, tarihin en güzel şehrinin son 40-50 yılda içine edip dev ve bakımsız bir köy haline getirmişiz, bunun önemi yok. Önemli olan “dış mihrakların çirkin oyunlarını ifşa etmek”.
Uyanın millet, Türk’ün Türk’ten çok düşmanı yok. O protestocu güruh, acaba İstanbul hakkında tek bir araştırma okumuş mudur? Okumamıştır herhalde; malum, Şamdan, Hasta Donu okuyup, kim kimi şaapmış programlarından geriye zaman kalmıyor ki, nasıl okusunlar! Hem kitap da çok pahalı zaten; 100 kitap alsan bir cep telefonu parası eder.
İstanbul’un adı, Osmanlı devlet yazışmalarında, arşivlerde “Konstantiniyye” olarak geçer. Yok; gavur devşirmeler gizli din taşıdıklarından değil; dünyaya hükmeden Osmanlı’nın, şehrin kurucusunun adını anmaktan kompleks duymamasından.
Cumhuriyetle birlikte şehir adlarının da değişmesi normaldir; bunun hem psikolojik, hem de siyasal nedenleri vardır ve o zamanki gerekçeleri haklıdır. Ama çok uzun zaman önce, tarihimize sahip çıkmalıydık. Osmanlı’yı reddetmek, bilmemek, öğrenmek ve anlamamakta direnmek, şu anda içinde bulunduğumuz kültürsüzlüğün, dejenerasyonun ve cehaletin daha da artmasına hizmet eder. Türkiye, Osmanlı’nın karşıtı ya da alternatifi değildir; özellikle “moderniz biz” ayaklarına yatan, cumhuriyetle demokrasiyi karıştıran, o cahillikleriyle Atatürk’ü anlayamadıklarından tapınan bazı kitlelerin, sokabilirlerse, bunu kafalarına sokmaları gerek.
Osmanlı gericidir, şeriatçıdır diyenlere ağzımla gülmeyi bırakalı yıllar oluyor. Osmanlı padişahı, aynı zamanda halife olduğu için, Osmanlı’yı İran sanıyorlar. Halifelik, aynı bugün Vatikan’daki yaşlı amcaların Hıristiyanları okkalaması gibi, Arapları kontrol altında tutmaya yönelik, akıllıca gerçekleştirilmiş askeri, siyasi ve kısmen dini başarılı bir operasyondur. Büyük devletler, imparatorluklar bu tip şeyler yaparlar. Bugün laik Türkiye’de, töre cinayetlerinden her yıl onbinlerce kadın, çocuk, genç öldürülüyor. Kadının biri sokakta 30 kere bıçaklanırken, laik ülkemin halkı seyrediyor. Osmanlı’da şer’i hükümlere uyularak taşlanan kadın sayısı bir(1). O da, başka kulp takamadıklarından; aslında neden siyasi!
Türkiye’de inanılmaz bir yobazlaşma var. Bunun laiklikle ilgisi filan yok. Dünyanın üçte birine sahip bir imparatorlukta, insanlar bir arada kavgasız gürültüsüz yaşarken, şimdi sokakta Ermeni gazeteciler, Hıristiyan Türkler öldürülüyor.
Her pisliğin altından da cehalet ve ahlaksızlık çıkıyor. Beğenmediğiniz Osmanlı’da, padişahlar şiir yazar, beste yapardı. Bugün, Eurovision’a kendi dilimizde parçayla giremeyecek kadar ezik haldeyiz! Zamanında dünyanın en büyük kütüphanelerine sahip olan İstanbul’da, bugün dünyadaki önemli yazarların kitaplarını bulamıyorsunuz. AB gazıyla çıkan yasalara rağmen, hala Osmanlı’nın Ahilikle gelen standartları yok.
Cihan :
May 25, 07 at 7:25 amSüpersin… Çok sade ama yerinde olmuş.
admin :
May 25, 07 at 10:28 amTeşekkür ederim. Daha da çok konuşulur üstünde ama, açıkçası insanlar bu tip şeyleri okumuyorlar. Okumayınca, yazan demoralize oluyor;)
Daha milyonlarca şey anlatılır da, aklı da ilmi de benden 100 kat fazla adamlar zaten yıllardır anlatıyor, dinleyen mi var!