Ahlakı yeniden düşünmek
Bayramda Edirne’deydim. “İnsanların özel hayatlarına saygı” prensibim uyarınca adını zikretmeyeceğim bir akrabam, tüylerimi diken diken eden birşey söyledi. Eğer 10 sene önce olsaydı, abartmıyorum, çatalı alıp rastgele bir tarafına saplardım. Yapmak istemedim mi, çok istedim. Yapmadım,çünkü lanet olsun yaşlandım. Artık kavgaya gürültüye eskisi gibi tahammül edemiyorum. Bundan kaçınıyorum ve hiç hoşuma gitmiyor. Başka nedenler de var, ama hiçbirisi “aile ilişkilerini bozmamak” değil.
Sülalenin erkekleri ve kadınların bir kısmı oturmuş rakı içiyoruz. Doğrusunu isterseniz, Mastika rakısının bu kadar güzel olduğunu keşfetmem uzun sürdü. Rakı içmenin gerçekten bir yaşı var.
Televizyon açık; çünkü yengem herkes sohbet ederken kenara çekilip TV izlemeyi sever. O sırada, artık her çocuğun sigortalı olacağına dair bir haber.
Bence bu Türkiye için bir devrim. Türkiye tarihinde, sosyal güvenlik adına yaşanmış belki de tek olumlu şey.
Gerçekten mutlu oldum; çünkü artık 5 yaşında çocuklarının parasızlık yüzünden ölmesini görmeyecek insanlar. Televizyonlar da bu insanları sömüremeyecekler. Şimdi sevdiğiniz birinin, özellikle de çocuğunuzun, bırakın kendi çocuğunuzu, herhangi bir çocuğun parası olmadığı için boku bokuna öldüğünü düşünün.
Çocukları da bırakın, herhangi bir insanın parasızlık yüzünden öldüğü bir dünya, yokolmayı hak ediyordur. Bu boktan hepimiz sorumluyuz; dilenciye sadaka vermek vicdanınızı kurtardığınızı zannetmenizi sağlayabilir ama gerçekte çok fazla bir şey değiştirmiyor. Neden mi? Çünkü çoğu insan hala insan olamadı. Birazcık bile.
Herif, “şimdi bunun maliyetini de çalışana yükleyecekler” dedi, sinirlendi.
“Senin yedi zürriyetini..” diye başlamak kafamdan geçerken, rakıyı fondipledim. Bir tane daha doldurup balkona çıktım.
Herşeyin anlamsız geldiği zamanlardan biriydi. Kimisi, cebine iPhone’u koyunca rahatlayıp, “hayat güzel” diyebiliyor. Benim gibilerinse cevap vermesi gereken çok soru var. Sigara aldığım bakkalın suratı asıksa moralim bozuluyor. İnsanları çok mu seviyorum? Hayır. Sadece merak ediyorum. Adam belki o anda ciddi bir dram yaşıyor. İşin daha boktan tarafı şu; çoğu insan, ufak müdahalelerle düzelecek şeyler yüzünden, aptalca inançlar yüzünden, toplumun gerzekçe algıları ve müdahaleleri yüzünden bu dramı yaşıyorlar. Kanser olan biri beni çok da üzmüyor; çünkü hastalanıp ölmek, doğal hayat sürecinin değiştirilemez gerçeklerinden biri. Ama bir yanda açlıktan ölen insanlar gibi bir “insanın” asla kabul edemeyeceği gerçekler var.
İster kabul edin ister etmeyin, yaşadığınız hayatın çok çok küçük bir kısmı üzerinde kontrole sahipsiniz. Belki birinden hoşlanıyorsunuz, belki o da sizden hoşlanıyor; ama bir ilişkiniz olmayacak ve bu ikiniz istemediği için değil, arkadaşlarınız, toplum ya da sizin inançlarınız izin vermediği için böyle olacak.
En temel ahlak kurallarından biri “çalmamak”.
Muhtemelen, paranız olmadığı için hiç aç kalmadınız. Onun için, çalmak size çok ayıp gelebilir. Hatta, “asla çalmam” diye atıp tutabilirsiniz. İyi, ölün o zaman.
Çocuğunuz ilaç parası olmadığı için ölürken siz yine de çalmayın. Emin olun ikinizin mekanı da cennet olacaktır!
“Macera olsun diye” yapılan birkaç “market fareliği” dışında hiç çalmadım. Ama çalmam diyemem. Kendine saygısı olan her insan gibi -ahlak demiyorum-, daha iyi bir hayat standardı için, başarı için, daha çok kadınla yatmak için, daha pahalı bir viski, daha hızlı bir araba için asla çalmam. Gelgelelim, ortada bir ölüm kalım meselesi varsa, düşünmem bile. Evet; küçük kurallar da olmalı. Çaldığınız kişi sizin kadar zor duruma düşecekse ondan çalmamalısınız. İhtiyacınızdan fazla çalmamalısınız. Ama sizi bu duruma düşüren kişiden çalıyorsanız, bence bunun bir limiti olmamalı!
Ahlak sizi mi koruyor? Toplumu mu koruyor? Toplumun iyiliği içinmi?
İnsanlar pisi pisine ölürken, “çalma” kuralının toplumu korumadığı kesin. Sizi de korumuyor; zira ölen ya sizsiniz, ya da çok sevdiğiniz biri.
Toplumun iyiliği için mi? Ölen masum çocukların iyiliği için olmayabildiği kesin. Ama evet; ilaç şirketlerinin deposunu soymuyorsanız, ahlak onları koruyor.
Gerçek şu ki, ahlak çoğu zaman ahlaksızın işine yarıyor.
Sözgelimi, siz ilaç olmadığı için ölürken (gerçek), ilaç şirketinin deposunu soymadığınız için erdemli bir iş yapmış oluyorsunuz (mit). İlaç şirketi, ultra yüksek karlarla büyük paralar kazanıyor ama (gerçek), muhtemelen “öbür tarafta” siz ondan daha iyi durumda olacaksınız (mit).