toplumAskeri anlamak
Nis29
Ne kadar eleştirilse eleştirilsin, ortada bir gerçek var: Türkiye’de en kaliteli eğitimi askerler alıyor. Harp akademileri, bence dünya standartlarının bile bayağı bir üstünde. Askerlik zamanlarımızdan kalma, laz fıkralarını andıran uygulamalar, hemen hemen her Türk gencinde vardır; bunları bir kenara koyarsak, Türk ordusu elindeki imkanlar dahilinde Türkiye’de en iyi yönetilen kurum. Hatta, özel şirketlerin çoğundan daha iyi yönetiliyor.
Bütçeden büyük bir pay alsa da, Türk ordusu birinci sınıf bir ordu değil. Biz, birinci sınıf subaylara sahip üçüncü sınıf bir orduyuz. Bunun nedeni de ekonomik. Eğer profesyonel (ve maaşlı çalışan) asker kadronuz yoksa, biyolojik, kimyasal ve nükleer silahlara sahip değilseniz ve kendi silahlarınızı tasarlayıp üretemiyorsanız, maalesef üçüncü sınıf bir ordusunuz. Bunun içinde üzülmeye gerek yok; Türkiye o kadar kötü yönetiliyor ki, buraya dünyanın en iyi, en teçhizatlı ordusunu da getirseniz, şu andakinden daha iyi durumda olmayacaktır.
Askerlerin son zamanlardaki çıkışlarını doğru bulmuyorum; ancak bunu söylerken de rahat değilim. Zira hiçbirşey doğru değil. Bir yanda, büyük şehirleri mega köyler haline getirmek için, milyar dolarlık araziler, hükümet yandaşlarına fındık fıstık parasına satılıyor. Bütün para getiren vc stratejik öneme haiz kamu kuruluşları haraç mezat satıldı; zarar edenlerin parasını hala biz karşılıyoruz ve buralar arpalık olarak kullanılıyor. Türkiye, çevre felaketlerinden terorizme kadar çok sayıda tehdit altında ama “maşallahımız var” mesajları veriliyor. Demokrasi filan da yok aslında-Nokta dergisi basılıyor ve gazeteciler torbacıların ve katillerin görmediği muameleyi görüyor, web siteleri gerekçesiz kapatılıyor. Böyle bir ortamda, askerin kendini konuşmak zorunda hissetmesini de tamamen yanlış görmek insafsızlık olur.
Üstelik, bu kararları alan meclisteki milletvekillerine bakarsanız, %90′ı eğitim olarak, harp akademisinden yeni çıkmış bir teğmen düzeyinde değil.
Eh, ondan sonra gel de konuşma…Sonuçta bu adamlar da insan ve benim gibi, sizin gibi rahatsızlar, üstelik gittikleri heryerde mikrofonlar ağızlarına dayanıyor.
Hiç yorum yok; hadi birşeyler söyleyin!