Biz inek miyiz?

22 Kasım 2007 Barış Atasoy toplum 7 Yorum
Etiketler:

Biz inek miyiz?Son yıllarda kafama takılan bir soru var: inek miyiz cidden?

Şuradan çıktı: Gazetelerin “kariyer” eklerine bakın. Televizyonda, köle seçer gibi işçi alan şirketlere bakın, ya da kariyerle kafasını bozmuş biriyle konuşun. Hepsi “verimlilikten” bahsediyor.

Ben ilkokuldayken, Hollanda ineklerinin süt veriminin bizim yerli ineklerden çok fazla olduğunu okumuştum.

Bir de motorun verimlisini severim; az yakıtla çok iş üretecek.

Kombiler arasında da çok ciddi verim farkları olabiliyor. Özellikle bu soğuk kış günlerinde prim yapan konulardan biri.

Ben verimli değilim; çünkü kendimi inek, motor ya da kombi gibi hissetmiyorum. Belki bu yüzden, adam gibi bir işe girip kariyer filan yapamadım.

Doğrusunu isterseniz, bir insan için “verimli” denmesi de ağırıma gidiyor. Bir insanın kendini “verimli” kabul etmesi ise, beni türümden soğutuyor.

İnsanları değeri verimine göre ölçülmemeli. İşin doğrusu, insan pek o kadar da verimli değildir. Morali bozulur, hasta olur, canı sıkılır, sevgilisi terkeder, lodos vardır, “verimli” olamaz. Bilgisayarlar, pekçok işi insanlardan çok daha verimli, ucuz ve çabuk yapabiliyorlar.

Aslına bakarsanız, son yıllardaki ekonomik, bilimsel, kültürel gerilemenin gerisinde de insanları makine ya da hayvan olarak görme anlayışı yatıyor. İnsanın zekası vardır (olmalıdır!), yaratıcılığı vardır, analiz ve sentez yeteneği vardır. Bilgisayarlar da yapıyor; ama onlarda bizden öğreniyorlar!

Artan işgücü, bazı iş kollarının statik hale gelmesi, işgücü maliyetini düşürme çabaları, hem dünyayı, hem insanları yanlış yerlere götürüyor. En azından işletmeler düşük kardan şikayetçi. Neden biliyor musunuz? Otomatik pilotta gidiyorlar da ondan! Değişiklik yaratıp, rakipler arasından sıyrılmalarını sağlayacak insanları “pahalı” diye çalıştırmıyorlar. Daha kötüsü, bazı işlerin hiç de yaratıcılık gerektirmediği, bu işleri sıradan insanların da yapabileceği, çünkü görev tanımlarının çok net olduğu düşünülüyor. Bundan neredeyse 150 sene önce, Jethro Tull basit bir tohumlama makinesi icat etti. Çok basit bir buluştu. Oysa o çok basit buluş, tarımın ve insanlığın tarihini tamamen değiştirdi. Sürüye uysaydı, hiç düşünmeden, “verimli bir şekilde” diğer çiftçiler gibi tarlasını ekip biçseydi belki kıtlık yüzünden yüzbinlerce insan ölecekti.

Sadece yaratıcı insan “verimlidir”; robot gibi talimatları uygulayanlar ya da inek gibi sürekli aynı şeyi, oldukça kusursuz yapabilen sürüler değil. Değişimi yaratan insandır, ama siz herkesten aynı şeyleri bekleyip aynı tornadan adam çıkarırsanız, değişim filanda olmayacaktır. Elbette değişim her zaman güzel şeyler vadetmez, gelgelelim herşey statik olsaydı, öğrenmeden bile bahsedemezdik-çoğumuz, en yaygın biçimde, deneme-yanılma yoluyla öğrenir. Eğer yanılma hakkımız olmasaydı, muhtemelen 300 sene öncekiyle aynı hayatı yaşıyor olurduk. Keza dinamit bile, bir yanılgının yan ürünüdür!

Şirketler, makine ve binalara yatırım yapıyorlar. Bireyler de çok farklı değiller; örneğin değişik insanlar tanımak, farklı yerler görmek, başka kültürleri anlamaya çalışmak yerine, arabalara, bilgisayarlara, cep telefonlarına gömüyor paralarını.

facebook
twitter
friendfeed
del.icio.us
stumbleupon
digg

7 Yorum “Biz inek miyiz?”

  • 1 levent soyarslan :

    Son zamanlarda senden çıkan en iyi yazılardan biri. Print out alıp şirketlere fax geçmeyi, şirket gruplarına emaillemeyi düşündüm. -Nedersin böyle bir hareketle şirketler bazında verimlilik bir nebzede olsa düşürülebilirmi. Tüm türkiyedeki şirketlere bu fax ve mail yollansa ve ortalama en az 2 çalışan bunu okusa sene bazında total verimlilik kaybı ne olurdu acaba? :)
    Şaka maka anarşist bir yazı! Çok sıkı çok!

  • 2 levent soyarslan :

    Başlığı şöyle değiştirelim ama faxı çekmeden önce: “BİZ SAĞMAL İNEKMİYİZ” aksi taktirde bir çoğu “BİZ İNEKMİYİZ?” başlığını okur okumaz “evet” diyip faxı çöpe atacaktır.:) Ama sağmal dersen “Ne cüretle!” diyerek yazıyı okuyabilirler.:)

  • 3 Barış Atasoy :

    Sağol kardeşim:) Gelgelelim, bazı verimsiz insanlar bu yazdıklarıma inanıp mazallah minik minik devrimler yapmaya kalkabilirler, küçük de olsa güzel farklar yaratabilirler, o zaman “nice” köle simsarı, at dişi kontrolörü, insan tornacısı işsiz güçsüz kalır. :twisted:

  • 4 serkan » Arşiv » Kasım :

    [...] de verimli bir aymış şu Kasım. Zamanında yazan yazmıştı da sadece okuyup geçmiştim. Arşive tekrar [...]

  • 5 serkan » Arşiv » Bloglama Üstüne :

    [...] olduğu gibi hiç yazmayacağım. İnsanım ben sonuçta, bir günüm diğerini tutamaz ki! Verimli bir blogcu falan olmak umurumda [...]

  • 6 emin bıyık :

    Yaşasın yanlız değiliz,

    sen üzül dünya kaybeden sensin.

    selamlar çok beğendim,
    Yazınızı izin verirseniz Hollandada ahırda süt ineklerine Klasik müzik dinletip süt verimini artırdığını öğrenen; ve çalışanlarını’da İneğe benzeten,ineğin ağababalarına göndereceğim.

    Mesela Adam bir tane Kibritle marmaris ormanlarının %40′ını yakıyor!!!!!??şimdi bu adam verimli bir adammıdır.

  • 7 Acharad :

    Analitik düşünme yetisi de, yöneticilik pozisyonlarında bunun için vardır zaten.

    Sonuç elde edebilmek ve alternatifleri değerlendirebilmek için :

    Bu yüzden, standardlar konusunda çakılıp kalmış ve sunulan yazılım alternatiflerinde eli çarşafa dolanan arkadaşlar, verim endeksinde de akıl endeksinde de hep geri kalırlar.

    Mesela, devamlı ürün tanıtımı yapacak olan ve inceleme-doğrudan satış yapacak bir şirketin video portalı için, gidip Youtube linklerini alıp sonra custom birkaç player ekleyip, Dreamveawer ile gömmeyi ve Scrollbar gizlemeyi bir nane sanan adamlar, buna örnektir. Ne de olsa Youtube ile birileri onun yerine düşünmüştür.

    Ama ya erişim kesilirse…

    [İnsan hiç değilse işin sürerliğini hesaba katıp bir "clipbucket" kurar yahu]

    Ya da aynı analitik düşünce yoksunu arkadaşlar yüzünden, Symantec antivirus un yakalayamadıgı malware ler yüzünden bir network çökünce çıkan haybeye iş yükü, sadece network üzerinden script ile deploy edilebilecek ve silent install ile çalışıp sistemleri temizleyebilecek bir combofix – Avira KEN kadar uzakta iken…

    Yani düşünme yetisi olan kimseler inek değildir, ama analitik düşünmeyenler, sonunu göremeyenlerin de inekten farkı yoktur. Onların iktisattaki karşılığı zaten “Değişken Girdi maliyeti” dir. Yani herhangi bir şekilde kullanılabilecke işçilerdir…

Yorum Yaz