Yazılarını okumaktan müthiş keyif aldığım Engin Ardıç, CHP ile ilgili harika bir yazı yazmış. Nerede, ne zaman yazmış bilmiyorum, çünkü sabit diskin bir köşesinde buldum. Birkaç paragrafı silip, aktarıyorum:
Geçenlerde CHP adlı partinin işçi haklarını savunmadığını, Sosyalist Enternasyonal’den çekilmesi gerektiÄŸini anlatıyorduk… Geliniz, gene merhum Nadir Nadi’nin 18 Ocak 1951 günü, DP iktidara geldikten sekiz ay sonra Cumhuriyet’te yayınladığı baÅŸyazıyı birlikte okuyalım, bazı satırların altını çizerek:
(…) öğrendiÄŸimize göre Demokrat Parti hükümeti ücretli hafta tatillerine dair bir kanun tasarısını Büyük Millet Meclisi’ne getirmek üzeredir (…) o vaid, yaÅŸadığımız ÅŸartlar pek de hesaba katılmadan biraz acele varılmış bir karardır.
(…) Åžimdi biz, (…) kimsenin akıl etmediÄŸi yahud henüz göze alamadığı ücretli hafta tatillerini yurdumuzda ihdas edersek durum ne olacaktır? Müsaadenizle arz edeyim, durum ÅŸu olacaktır: Pazarları çalışmak zaten kanunla yasaktır. Bir işçiye çalışmadığı pazar günü için para vermek, onun gündeliÄŸine yüzde on beÅŸ nisbetinde bir zam yapmak, binaenaleyh istihsal edilen nesnenin maliyetini muayyen bir nisbette arttırmak demektir.
(…) halbuki 14 Mayıs’tan önce Halk Partisi’nin bol keseden vaat ettiÄŸi ve Demokrat Parti’nin de fazla düşünmeden kabul ettiÄŸi ücretli pazar tatilleri, dediÄŸimiz gibi pratik hiçbir sosyal faydası olmayacak bir zamdan ibarettir. İşçi vatandaÅŸlarım bu gerçeÄŸi kabul etmekte her halde güçlük çekmeyeceklerdir. İyi niyetinden şüphe etmediÄŸim Menderes hükümetinin bu dava üzerinde biraz daha dikkatle durmasını ve ele aldığı konuyu milli menfaatlerimiz hesabına iÅŸe yarar bir ÅŸekilde geliÅŸtirmesini görmek isterdim.
Evet, ’saÄŸcı’ Menderes yönetimi, işçiye ücretli pazar tatili getiriyor, solcu Nadir Bey buna karşı çıkıyor!
Demek DP iktidara geldiÄŸinde ‘karşı devrim’ baÅŸlamış, bazı arkadaÅŸlar öyle diyorlar.
Gene o yazının yayınlandığı yıl, 1951 yılı, Adnan Menderes bir de ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ çıkarıyor ve karşı devrim baÅŸlıyor…
Cumhuriyet Gazetesi savaÅŸ yıllarında Almanya’yı destekliyor ve bu devrimcilik oluyor.
CHP yönetimi gene aynı dönemde Varlık Vergisi salıyor, Yahudi vatandaşların belini kırıyor ve bu devrimcilik oluyor.
Grev hakkı yok, örgütlenmek yasak, bu devrimcilik. Türk-İş Konfederasyonu ancak 1952 yılında, Menderes devrinde kuruluyor, o karşı devrim.
CHP yönetimi sosyalist partileri kapatıyor, bu devrim. İki kere hem de, yirmi yıl arayla, devrimin iki aşaması.
SavaÅŸtan sonra ilk kez bir Amerikan gemisi, Missouri zırhlısı İstanbul’a geliyor, Abanoz Sokağı genelevleri Amerikalı denizcilerin yararlanmaları için baÅŸtan aÅŸağı badana ediliyor, bu da devrim.
1946 seçimleri ‘gizli oy, açık tasnif’ ilkesine göre deÄŸil, tam tersine ‘açık oy, gizli tasnif’ ilkesine göre yapılıyor, oy verme iÅŸlemi sırasında seçim sandıklarının başında üniformalı jandarma bekliyor, devrim.
Nazım Hikmet ve Kemal Tahir, işlemedikleri bir suçtan dolayı on iki yıl hapis yatıyorlar, devrim.
Onları bağışlayan, salıveren Adnan Menderes oluyor, karşı devrim.
1968 yılında ‘milli bakiye seçim sistemi’ Demirel’le anlaÅŸmalı olarak kaldırılıp Türkiye İşçi Partisi’nin bir daha meclise girebilmesi önleniyor, devrim.
12 Mart döneminin faşist dikta yönetimlerine bakan, hatta başbakan verilerek destek olunuyor, devrim.
Gençler bilmezler ama biz yutmayız. Artistlik yapma, devrimini al da git.
Hiç yorum yok; hadi birşeyler söyleyin!