Feministler ne istiyor?
1900′lerin başında feminist hareketi anlamak mümkündü; zira o zamana dek kadınlar ikinci sınıf vatandaş olarak görülürdü; hatta İsviçre gibi militarist toplumlar hariç, kadınların oy verme hakkı bile yoktu. Aslında, militarist toplumlarda, kadın-erkek eşitliği daha üst düzeyde, bu benim bir gözlemim, bilimsel bir tespitmiş gibi almayın. Örnek olarak, Roma’ya, onu model alan Nazi Almanya’sına, animist Türk topluluklarına bakıyorum. İsviçre, bugün bile militarist bir toplumdur; her erkek, hayatının sonuna kadar askerdir ve evinde piyade tüfeği bulundurma zorunluluğu vardır. Muvazzaf askerlik 40 yaşına kadar devam eder; her yıl belli dönemlerde İsviçre vatandaşı erkekler işi gücü bırakıp askeri eğitime giderler.Kadınların silah edinme zorunluluğu olmasa da, teşvik edilir ve silah sahibi olmaları toplumda saygı görür. Hatta bildiğim kadarıyla bazı silah firmaları, kadınlara indirim uyguluyor.
Gelgelelim, 1900′lerden bu yana çok şey değişti. Kadınlar, hemen her ülkede, “birinci sınıf vatandaşlar”; erkeklerle kadınlar arasında yasal olarak ayrım yapılmıyor.
Feminizm, muallakta kalmış bazı tanımlara sahip olduğundan, kim feminist, kim değil belirlemek güç. Bizde de son yıllarda “pozitif ayrımcılık” denen saçmalık (bunu sadece feminizm için değil, her konu için söylüyorum, ayrımın pozitifi filan olmaz!) popüler oldu; feminist olduklarını iddia eden belli kesimler kadınların kayırılması gerektiğini, hatta mecliste kontenjan ayrılması gerektiğini iddia edecek kadar ileri gittiler.
Yanlış anlaşılmasın, kadınlara karşı değilim. Kadınların herşeyi yapabilmesini isterim, zaten yapıyorlarda, ama bunun bir sınırı var. Bilim, kadınların ve erkeklerin farklı yetenekleri olduğunu ortaya koyuyor; sözgelimi kadınların dil merkezi iki tane ve dil öğrenme gibi konularda erkeklerden daha başarılılar. Kadınların savaş uçağı pilotu olmasına ne kadar karşıysam, erkeklerin de örneğin mütercim tercüman olmasına o kadar karşıyım. İki cinsiyetin de farklı yetenekleri var ve birbirlerine inat, uzmanlık alanlarına tecavüz ediyorlar.
Feministlerin çoğunun ciddi bir Entelektüel birikimden yoksun olmaları aslında haklarını savunduklarını iddia ettikleri kadınları daha da zor duruma düşürüyor. Tansu Çiller’i savunan feministleri düşünün; hatta bir kısmı, “ana olduğu için” daha ılımlı ve kucaklayıcı politikalar izleyeceği saflığına kapılmıştı, oysa Çiller “en şahin” başbakan olma görevini başarıyla yürüttü! Feministlerin bir diğer iddiası, erkeklerin saldırgan oldukları için, savaşların da nedeni olmaları. Yani tüm dünya liderleri kadın olursa savaş çıkmazmış! Bu çok komik ve aptalca bir iddia; Mao’nun sağ kolu ikinci karısı, Mao’dan bile çok daha acımasızdı. Margaret Thatcher, Indıra Gandhi, Golda Meir gibi kadınların pek de barış yanlısı olmayıp savaş çıkarmaktan hoşlandıkları bilinen bir gerçek. Nitekim, Kardak krizinin basit politik çözümleri olabilecekken gerilimi tırmandırıp bunu iç politika malzemesi haline getiren Tansu Çiller’de pek savaş karşıtı bir portre çizmemişti! Son yüz yılın tarihine baktığımızda bile, diktatör karılarının çoğu zaman diktatörlerin kendilerinden bile çok daha zalim olduklarını görüyoruz.
Kadınların mecliste daha çok yer almalarının daha demokratik, özgür ve mutlu bir toplum olma yolunda bizlere faydalı olacağını da düşünmüyorum. İster inanın, ister inanmayın, kadınlar yapı olarak daha tutucular; bu evrimin onlara verdiği bir özellik. Çocuk büyütmek gibi bir göreviniz varsa, daha tutucu olmak zorundasınız. Bu evli-bekar erkekler için de geçerli. Evlenen erkekler, bekarlıklarında olduklarından çok daha tutucu oluyorlar.
Nitekim, Internet’e sansür getirip en son wordpress.com’un kapatılmasından bahsetmemize neden olan yasayı hazırlayan bir kadın…
1-2 sene önce, yetimhanelerde arka arkaya patlayan skandalların ardından, o zaman bakan olan Nimet Çubukçu’nun tepkilerini hatırlayın; üstelik aynı partiden milletvekili olan bir erkek, olaya çok daha insani yaklaşmış ve kendi partisinin bakanını eleştirmek noktasına gelmişti.
“Nüfusun yarısı kadın olduğu için meclisin de yarısı kadın olmalı” diyebilirsiniz; ama bu doğru bir yaklaşım değil. Ona bakarsanız, nüfusun %10′dan fazlası okuma yazma da bilmiyor, %10 okuma-yazma bilmeyen milletvekili kontenjanı da olsun mu?
Konu çok uzun ama şöyle bağlayalım: dünya kadın-erkek kavgası üzerine değil, çıkarlar üzerine kurulu. Bugün kadınların iş hayatında,politika da yer alması da, kadınlara verilen değer yüzünden değil, yeni ekonomik ve toplumsal düzen bunu gerektirdiğinden…
Hitler’de, kadınlara çok değer verdiğinden SS subayı olma yolunu açmadı; kadınların çocuklar üzerinde tesirli olarak daha da faşist kuşaklar yetiştireceklerini biliyordu; ayrıca belli işlerde kadınlar daha disiplinli ve özverili çalışıyorlardı (kadınların bugün iş hayatında tercih edilmelerinin de nedeni bu)
TrApEZuNdA :
Ağu 20, 07 at 4:57 amÇok tantanalı ve karmaşık bir meseleyi birkaç önemli noktasından yakalayıp, bazı istatistiki ve bilimsel veriyle örneklendirerek doğru bir noktaya taşımışsın. Ellerine sağlık…
Ben yazında da belirttiğin bir noktaya şiddetle katıldığımı belirtmek istiyorum. O da; “Kendisini feminist olarak niteleyen ya da kadın haklarını savunduğunu iddia eden kimi kesimlerin ne samimi olduklarına inanıyorum, ne de herhangi bir “entellektüel” alamet sergilediklerine. Nitekim iki dudaklarının arasından 4-5 populist laftan başka hiçbir şeyin çıkmıyor oluşu ya da hemen her sözlerinde “bilimle” çelişiyor olmaları bunu ispatlar nitelikte. Ancak yine de davasını akıl, mantık ve bilim ekseninde samimiyetle yürütenlere de saygılıyım” Görüşmek üzere…
Barış Atasoy :
Ağu 20, 07 at 5:33 amSağol. Yakında taş ve sövgü yağmaya başlar; sen de yorumun yüzünden okka altına gidersin:)
JerenCe :
Ağu 20, 07 at 10:07 amFeminiz mi savunacak değilim, her ne kadar konu içerisinde feminizm dışına taşacak görüşler mevcut olsada (onları es geçiyorum), kesinlikle kadın ve erkeğin eşit olduğu fikrine katılmıyorum. En azından fiziksel açıdan diyelim. Ancak bu demek değil ki; bilim, sanat, edebiyat ya da siyaset konularında kadınlar da erkekler kadar başarılı değil. Olaya zaten kadın, erkek olarak değil insan olarak bakmak yeterli. Kadının iş hayatın ve politikada aktif rol oynamasının nedeni olarak ekonomiyi işaret ederseniz yanılgıya düşersiniz. sonuçta evet kadının dişiliğini ve seksapelliğini kullanmak isteyen zihniyetler olduğu doğru ama, bu ististana. Aklına ve zekasına güvenen kadınlar zaten diğerlerinden ayrılır ki zaten onlarda feminizmi savunanlar değildir.
Barış Atasoy :
Ağu 20, 07 at 11:12 amsonuçta evet kadının dişiliğini ve seksapelliğini kullanmak isteyen zihniyetler olduğu doğru ama, bu ististana.
Ben seksle ilgili tek kelime etmedim. Kadınlar, önceleri ucuz işgücü olarak erkeklerin yerine geçti. Şimdi de, belli işlerde daha başarılı ve yüksek konsantrasyona sahip oldukları için erkeklere tercih ediliyorlar. Bu tamamen ekonomik.
Aslında kadınlar kendilerini zayıf görmeye, erkeklerin onları zayıf görmesinden daha meyilli. Bu yüzden, öne çıkan tipler genelde kayırılanlar oluyorlar ve açıkçası ben istisnai başarıya sahip fazla bir kadın tanımadım. Sözgelimi, bilim alanında hemen hiç yok. Burada bahsettiğim büyük başarılar,çığır açan fikirler.
Kadın erkek eşitliğinden kastım elbette fiziksel,hatta zihinsel şeyler değil. Tek yumurta ikizleri bile tıpatıp aynı değilken, böyle bir karşılaştırma yapmak zaten sözkonusu bile olamaz.
İnsan hakları çerçevesinde bakarsak, bütün insanlar eşittir (yani temenni edilen bu!), ben de bunun olmasını istiyorum zaten. Diğer konular detaydır; sözgelimi bir kadın savaş uçağı pilotu olursa ona aşık olurum; ama kadınlar toplu halde sokağa dökülüp “pilot olmak isteyen kadınlara pozitif ayrım yapılsın” derlerse, ağzımla bile gülemem:)
JerenCe :
Ağu 20, 07 at 12:43 pm“İnsan hakları çerçevesinde bakarsak, bütün insanlar eşittir (yani temenni edilen bu!), ben de bunun olmasını istiyorum zaten.”
Derken bile samimi olamıyorsunuz.Kadınların zayıf görünmeye meyilliği olduğu fikrine nerden kapıldığını anlamadım ama, neysssseee ……..
Barış Atasoy :
Ağu 20, 07 at 1:02 pmKadınların zayıf görünmeye meyilli olduğunu söylemedim aslında, bir şekilde başkalarının kayırmasıyla biryerlere gelenler öyle.
Serkan Altuntaş :
Ağu 20, 07 at 5:02 pmBugün yanımda bıktırırcasına siyaset konuşan o kadar erkek var ama hiç bir kız arkadaşımdan benzer bir fikir dahi duyadım eğilimlerini bile bilmiyorum. (Hatta arkadaşlarımın onda dokuzu kız olmasına rağmen.) Belki bana anlatmak istemediler ama daha absürt çok şeyler konuştum siyaset çok doğal kalırdı.
Bilime gelelim. Çevremde benden sonsuz kat daha akıllı kızlar var hepsi de benim gibi bilim adamı yetiştiren bir okulda okuyor ama tek hedefleri garanti bir meslek edinmek. İçlerinden çok azı sadece (o da isminin başına “yüksek” gelsin diye) yüksek lisans yapmak istiyor ama biliyorum benden bir eksikleri yok sadece istemedikleri için bir an önce evlenip çoluk çocuğa karışmak için yaşıyorlar.
Hepsi böyle değil tabi veya onları bu hale getiren yetiştirme tercihleri ile anne babalarıdır. Büyütülme anlayışlarının dışına çıkamamışlar ama böyle mutluysalar hiç bir itirazım yok. Ama içlerinden bir iki tane hırslı kız da sayıca az olmanın avantajını kullanıp geri plana itildiklerini idda etmesin. Zaten böyle yapana toplumca öcü gibi bakıyoruz.
Çok iyi bilirim hocaya laf anlatabilmek için kızlardan birine ricada bulunduğumu ve olmayacak işi onun tatlı dili ile yaptırdığımı. En azından hiçbirine serseri önyargısı ile bakılmıyor.
Barış Atasoy :
Ağu 21, 07 at 1:23 amSerkan,%100 haklısın. Eline barbie verip çocuk yetiştiren bir medeniyetten elbette daha farklı kadınlar çıkması zordur. Sorun yetiştirme tarzı.
TrApEZuNdA :
Ağu 21, 07 at 7:26 am“Sağol. Yakında taş ve sövgü yağmaya başlar; sen de yorumun yüzünden okka altına gidersin:)”
Tartışma fena gitmemiş, henüz okka altına falanda götürülmemişim, e ne güzel