İlber Ortaylı, hakkında bir yargıya varamadığım az sayıda adamdan birisi…
Bir bakıma “devlet tarihçisi” oldu şu sıralar. Medya, son 1-2 yılda, 30 senedir kitap yazan bu adamı “yeni keşfetti”, suratını kıytırık pazar eklerinde bile görür olduk. Belki biraz da Uğur Dündar operasyonu ile, şimdi Topkapı Sarayı kendisinden sorulur. İslami kesimin yıldız yayınevi Timaş’da Ortaylı külliyatını basar durur; hocamın profilden fiyakalı, düşünceli bir pozu. Kabul edelim; cepheden orta asyalı gibi duruyor ama profilden güzel resim veriyor; çok daha Avrupai bir havası var. Çağdaş Türkiye’nin modern yüzü, hem Avrupalı, hem Doğulu; hem müslüman, hem laik, hem hafif ukala, hem biraz daha hafif alçakgönüllü, sanki birazda Türk-İslam sentezi var gibi geldi bana, yanılıyor olabilirim; onu Ali Saydam üstada sormak gerek. Birleştirici unsurların tekmili birden…
İlber Ortaylı, bazen tuhaf laflar ediyor. Türkiye’nin AB’ye girmemesini savunurken -ki zaten almayacaklar, alsalar da girmeyelim!- “E canım, ne faydası olacak ki? Alman üniversitelerinin bile hali içler acısı” diyor.
Bugün Türkiye’de birkaç yüksek liseden hallice üniversite varsa, bu Atatürk’ün Almanya’nın boka sardığını anlayıp iltica edecek yer arayan Alman Musevilerini davet etmesiyle olmuştur. (Ha, bu arada, Cüneyt Arkın, Dünyayı Kurtaran Adam’da “13.kabile atalarımızın kabilesi, peki burası dünyanın neresi?” diye sorar. Görünüşe bakılırsa orası Konya’dır; gerçi filmin bir kısmı Kapadokya civarında çekilmiştir. Ama 13.kabile, Hazar Türkleridir ve Hazar Türkleri de musevidir. İnönü’nün pek sempatik bulduğu Almanlar, aslında o esnada bizim atalarımızı sabun yapmakla meşguldürler, ama biz tarih neyin bilmedüğümüz için, afferin alamanlara, müslüman kardeşlerimizi kurtarcaklardı bu yahudi mezaliminden diye alkış tutarız şimdi-şimdilerden bahsediyorum tabi, zira 2.dünya savaşında daha İsrail devleti yok)
Avrupa, ekonomik olarak güçsüz ama, Alman, Fransız, İngiliz üniversiteleri kapı gibi yerindeler! İlber hoca bilmezmi, haşa, elbet bilir de, bizde kimsenin bilmediğini sanıyor herhalde.
İlber Ortaylı, Osmanlı’dan gelen sağlam bürokrasi geleneğinin Türkiye’de hala gelenek olarak devam ettiğini buyuruyor. Herkes de aptal değil be hocam! Osmanlı’yı övüp belki Timaş’ı filan hoş tutarsın ama, biz yemiyoruz bunları! O sağlam bürokrasi vardı da, ondan mı gümrük birliğinde kazık yedik, Kuveyt mevzusunda şapa oturduk, Kıbrıs olayında başımıza iş aldık? İç meseleleri saymıyorum, onlardan dış mihrak ve Neptünlüler sorumlu.
Hoca, Müslümanız diye bizi Avrupa birliğine almazlar diyor, arada nufüsumuz çok, herifler de bizi besleyecek kadar enayi değiller de diyor ama, onları daha bir üstü kapalı söylüyor. Bu din meselesine takıldım şimdi. Hıristiyanlar, çok mu iyi anlaşıyorlar aralarında? Katolik İtalyanlar ile Protestan Almanların, din adamlarını feshettikleri belli olmasın diye uydurdukları kiliseleri ile İngilizlerin hangisi Hıristiyan AB’yi temsil ediyor? Çıkıp şöyle bir turlayın Avrupa’yı, İtalya’nın köyleri filan hariç, bakalım çok dinibütün Hıristiyanlar bulabilecek misiniz. (Çok lazımsa ABD’ye gidin, istemediğiniz kadar var orada) Müslümanlık desen, Türkiye’de müslüman, İran’da, Talibanda. Biz bu dangalaklığımızla farkı görüyoruz da, elin kurnazı görmüyor mu?
İlber hoca, aslında neden Avrupa Birliği’ne giremeyeceğimizi söylemiyor. Çok yaklaşınca, değmeden, kenarından şöyle bir dolanıyor.
Aşırı yüksek bir nufüs var, ama eğitim kalitesi sıfır. Serbest dolaşıma girsek, Avrupa’nın tutucu kitlesi olan orta ve alt tabakayı işinden edeceğiz, hükümetler düşecek.
AB Meclisine girsek, Almanya kadar, Fransa kadar oy hakkımız olacak.
ABD’nin gazına gelip tarımın içine sıçtık, dimi hocam? Polonya dururken bizi neden alsınlar?
Türkiye’yi AB’ye alsan, metazori almak zorunda kaldığın Rusya’yı kontrol etme şansın sıfıra inecek. Öyle ya, Rusya salak değilki, içine işsiz kalmış Kontrgerilla’yı salıp kontrol ediveresin.
Ha, bir de Türkiye’nin “özel durumları” var…
Önce, “bizde OHAL var” diyeceksin. “Ne hal?” diyecekler.
“300 küsur numaralı yasamız olmazsa olmazdır” diyeceksin, değiştir öyle gel kardeş diyecekler.
Bizde YÖK var, RTÜK MTÜK var diyeceksin.
Fransa’yı örnek gösterip, biz de hafiften Jakobeniz diyeceksin. Yemeyecekler tabi.
Velhasıl, AB’ye giremeyeceğiz. Zaten, “girelim,girelim” diye tutturanlarında “ulan ya yanlışlıkla alırlarsa” diye ödleri kopuyor.
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| İstanbul Belediye Sarayı yıkılsın mı?... |
5 yorum yapılmış.
bende diyorumki ilber ortaylı hoca gerçekten bilgili biri.onunda kendi bilgilerini kitaplaştırması ve bizlere ulaştıması kadar güzel bişey olamaz.e adamalar onun kitapları basıp pazarlıyorsa ilber hoca da bırak biraz tarfgirlik olsun canım.adamın işini yapıyorlar nasılsa.
iletişimin ağzıyla konuşacak değilya.çıkar meselesi.
söylediği herşey doğru olmayabilir.kör sakatlar gibi dinleyip anlamamak lazım katılıyorum nu konuda.
Bende bunu büyük bir eleştiri olarak yapmadım. İlber Ortaylı gibi adamlar lazım bu ülkeye. Başkası bu kadar sahiplenmemişse, bundan dolayı Timaş ya da İlber Ortaylı’yı suçlamak saçmalık olur. Bu sayede, iyi kötü bir tarih bilinci oluşuyor en azından.
Bence siz hocanın AB konusundaki fikirlerinden haberiniz yok. AB bizim kendi iç sorunlarımızı çözmeden bizi almaz diyor. Biz zaten kendi iç sorunlarımızı çözersek de AB ye gerek kalmaz. Yazık hocanın en fazla üzerinde durduğu konu objektif olmak onu okuyup da bunu anlamayan hemen anlaşılıyor yok yayın evi yok siyasi yakınlık kendine göre yorumluyor gerçekten anlamamışsınız
Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinden beslenmeye devam Ali Ulvi. Ne güzel kendi içimize kapanırız,kol kırılır yen içinde filan kalır. Çemişler sokakta insanları tekmeleyerek öldürürler ama milli bütünlüğümüz filan korunmuş olur. Ayrıca İlber Ortaylı’yı severim, pazar eklerine düşmeden de okur ve takdir ederdim. Gelgelelim önemli bir insandır diye de kimseyi “mürşid” görecek değilim. Bir kere İlber hocanın bakışı, muhtemeldir ki tarihçi olması nedeniyle, pek hümanist değildir. Fazla devlet gücüne takmış görünüyor. AB, bizim için,vatandaş lehine bir demokratik baskı unsuru. Elbette AB bir gereklilik değil, mesela Rusya gibi güçlü bir devletin vatandaşı olup gururla devlet tarafından öldürülebilir, sürünebilirsiniz de. Bununla gurur duyabilirsiniz tabi.
ohh bee , nihayet şöyle gerçekleri düzgün ve mizahi 1 şekilde dile getirmiş 1sine rastladım. Aynen katılıyorum , daha eklenecek çok şey var ama şimdi benim zamanım yok.
Ellerine sağlık Barış Atasoy , ellerine sağlık perde arkasını görenler de var. Az da olsa..