İslamcı kesim öz eleştiri yapıyor
Kendisinden pek hoşlanmam,zaten hoşlanmak zorunda da değilim ama, Mehmet Şevket Eygi, sanırım Kanal 7′de konuşuyor. Koltuğa uzanmışım, birazdan uyuyacağım. Şevket Eygi de temposuz konuştuğundan, ninni gibi geliyor.
Bir anda gözlerim açıldı…
Nezaketi ve efendiliği su götürmez Eygi, suratını buruşturup “efendim, İslami kesimin hali içler acısıdır, ne giyinmeyi bilir, ne kültür edinir..” gibi sözler ediyor!
Elbette, lafları çok tepki çekti. Öte yandan, İslami kesim, PR’ı iyi öğrendi ve birazda hep kırkıştıkları Musevileri örnek alıyor. Camia içinde, sessiz sedasız, kendilerini eğitiyor, geliştiriyorlar. Eskiden, gazeteleriyle dalga geçerdim, mahalli gazetelerden bile daha özensizdi tasarımı; yüzlerce imla hatası filan olurdu. Sonra kalktı Zaman gazetesi kendine çekidüzen verdi, tasarım konusunda ödül aldı. Hala kuvvetli kalemleri çok çok az olsa da, tashihe filan da dikkat ediyorlar artık.
AKP, nihayet diyanet görevlilerinin ne kadar sefil göründüklerini de farketti, Hıristiyan din adamlarını örnek göstererek, camianın kendini adam etmesini söyledi. Diyanet işleri başkanını daha bir şık giydirerek başladılar işe!
Yazar olarak bence iki cümlesi bile okunmaya değer olmasa da, Hakan abiyi çıkardılar, İslami Ali Kırca! Namaz da kılar, Nişantaşında da takılır Hakan abi. Hatta, laik meslektaşlarıyla polemiğe de girer, onlar gibi olay çıkarmasını da bilir.
Benim üniversite gördüğüm en çok okuyan ve kafası çalışan insan, türbanlı bir kızcağızdı. Ne zaman görsem okurdu; hem de öyle kitap niyetine satılan “Dı Sikrıt” gibi dandik molozları değil, “ağır” kitapları okurdu. Zannetmeyin okudukları “İslam ve peygamberim” tarzı kitaplar, oturduk çatır çatır Engels’den filan konuştuk. Üstelik de, “ben sonuçta inançlı bir insanım, bazı şeyleri saf mantık içinde değerlendiremem normaldir” gibi 10 numara, delikanlı bir laf etmişti.
Ben İslamcı değilim, Mehmet Şevket Eygi gibi olduktan sonra da başlarımın üstünde yerleri var. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama bu toprak, bu hava ne salt onların, ne de bizim malımız. Açıkçası, şu dinci-cumhuriyetçi çekişmesi beni inanılmaz rahatsız ediyor, çünkü iki tarafda baskıcı, anti demokratik, tahammülsüz ve yobaz. Biri geliyor, ders kitaplarına “abdest suyu içmek çok sağlıklıdır” yazıyor, öbürü geliyor Osmanlı’nın kazma padişahları, saray rezillikleri hikayelerini anlatıyor. Sonuçta, birbirine tahammülü olmayan ve cahil nesiller yetişmeye devam ediyor. Sonra bakıyorsunuz, bütün “muasır medeniyetler seviyesindeki” ülkelerinden hepsinden, her konuda geri kalmışsınız. Asansöre ter kokulu tiplerle biniyorsunuz. Cenazelerde tshirtlü tipler görüyorsunuz.