Ne yapacaksın özgürlüğü, al sana kredi kartı vereyimÇocukken şöyle bir hayalim vardı: Bir Rus köyünden, ama çok izbe biryerden, çok genç (ve taş) bir kız bulup, İstanbul’daki yalıma kapatacağım. Pencereden baktığında bile sadece denizi görecek. Evden hiç çıkmayacak; ama ona prenses gibi davranacağım. Birsürü şey öğreteceğim. Çok güzel yemekler yapacağım. Harika iç çamaşırları(!) olacak. Doğal olarak, dünya yüzü görmediği için, beni de dünyanın en harika erkeği zannedecek(!)

Her erkek buna benzer bir hayal kurmuştur; kurmadım vallahi deyip, “kadınlar çiçektir” tarzı cümleleri etrafa serpiştirip, kendince yorum yazanlar da, aslında blogu ziyaret edip yorumları okuyan hatunlara “ne kadar has adam” olduğu imajını vermeye çalışıyordur.

“Kredi kartı dedin, kandırdın bizi, hani nerde?” demeyin. Çünkü az sonra, gerçekten kredi kartıyla nasıl kandırıldığınıza geleceğim(!).

Eğer kredi kartınızın ekstresini karınız, sevgiliniz, ya da ananız babanız filan ödemiyorsa, muhtemelen gırtlağınıza kadar borca batmışsınızdır; en azından bir dönem. Ha, bir başkası ödüyorsa da, birazcık kuklalaşmış olabilirsiniz. Örneğin, sevgiliniz, Crysis oynarken “hadi kalk artık, canım dışarı çıkmak istiyor” derse, mecbur kalkacaksınız, zira “ulan 400 dolarlık ekran kartını kim aldı sana!” zılgıtını yeme olasılığınız yüksektir. “Bana koymaz abi” diyorsanız, sizin adınıza sevinir, insanlık adına üzülürüm. Siz bir kösele suratsınız; her nevi hakaret, artık sıcak teflon tavadaki yağ gibidir; asla üzerinizde kalmaz, akıp gider.

Cüzdanınızdaki parayla bir şey aldığınızda kendi efendinizsiniz. Daha doğrusu, “kaynağınızdan” aldığınız para üzerinde tasarruf hakkınız var. Gelgelelim, kredi kartında durum farklıdır. Kredi kartı kullandığınızda, geleceğinizi ipotek altına alırsınız.

Olay çok basit: 2 milyara cep telefonu. Normalde “cüzdandaki parayla” almanız için ayda en az 10.000 dolar filan kazanmanız gerek. Bu parayı Türkiye’nin %1-2’si bile kazanmadığı için, yazının konusu onlar değiller. 2 milyarlık cep telefonu, cüzdandaki parayla hayaldir, ama kredi kartına 24 taksitle çok ulaşılır birşeydir!

Keza, 7 milyarlık plazma TV’de öyle; 24 taksit, duydun mu ayol, peşin fiyatına hemde! Üstüne üstlük, ödemeye 4 ay sonra başlayacağız! Yani, 28 ay, işten çıkma, patronun ana avrat küfürlerine “eyvallah” dememe, “gerçeği arama” şansınız filan yok. Çünkü artık, kredi kartı taksitlerini ödemeyince sadece haciz de gelmiyor, hapse giriyorsunuz! Ya 5 ya da 10 sene (zamanaşımı süresini bilmiyorum; sanırım 5 senedir) “kaçak” yaşayacaksınız, ya da mapus damları altında aslanlar gibi yatıp çıkacaksınız!

Kredi kartı, vahşi kapitalizmin en çirkin yüzlerinden biridir. Kredi kartı, eroindir.

Çünkü kabul edin ki, bunca anlamsızlık içinde, hayatınıza anlam katan yegane şeylerden biri, “satın alma özgürlüğüdür”. Bunun psikolojisine girecek değilim; Fight Club’u seyredin ve anlayın!

Sosyalizm, Sovyetlerdeki haliyle rezil bir uygulama halini alıp, Batı ikinci dünya savaşından sonraki hızlı ekonomik büyümeyi sağladığında, Marx’ın “zincirlerinizden başka kaybedecek birşeyiniz yoktur” lafı da, boş safsata olarak tarihe gömülmüştü. Zira, Almanya’da çalışan bir Türk işçisi bile, zorlanmadan Mercedes’e binebiliyor, Türkiye’deki en lüks otellerde tatil yapabiliyor, çoluğunu çocuğunu iyi okullarda okutabiliyordu. Bu artık kıta Avrupa’sında bile hayaldir. Çünkü, karlılık son 15 yılda inanılmaz derecede düştü ve işsizlik müthiş bir tırmanışta.

Gelgelelim, kapitalizm, yeni prangasını bulmakta gecikmedi. Bugün Marx dirilip yanınıza gelse, “kardeşim, doktoralı fizikçisin, neden 500 YTL’ye gece bekçiliği yapıyorsun, kurtul prangalarından!” dese, “abi haklısın ama 24 ay vadeli plazma TV aldım, daha taksitlerin bitmesine 20 ay var” diyecek durumda olabilirsiniz. Muhtemelen de, öylesiniz.

Gelen spam maillerden muhtemelen çoğu, “are you in debt?” diye başlıyor değil mi? Çünkü ABD’de birçok insan, kredi kartı yüzünden iflas etmiş, ya da etmek üzere. Kalanlar da, kredi kartı borcunu ödemek için yaşıyor.

Aslında, kart sadece bir şeytan. Şeytan, sizi kötülüğe zorlamaz; sadece teşvik eder. Doğanızdaki açgözlülüğü, hırsı, kibiri körükler! Kötü ve açgözlü olan sizsiniz; kredi kartınız ya da şeytan değil!

Gariptir ki, insanın elini kolunu bağlayan aslında çoğu zaman kendisidir! Düşünün; şu an elinize bir makas alıp kredi kartlarınızı kesebilir misiniz? Yapamazsanız, başınıza gelenlerden şikayet etmeyi bırakın, çünkü tek suçlu sizsiniz.

Popularity: 4% [?]