Öğretmenler günü biteli çok oldu ama benim aklıma şimdi geldi.
Kaçının adını hatırlayabildiğimi düşündüm; sadece 2. İkisinden de bu blogda bahsettim; diğerlerini hatırlamak bile istemiyorum. Hayır; bu fazla oldu aslında. Çoğunu hatırlamak istemiyorum, kalanları hatırlamasam da olur.
Hatırlamak istemediklerim arasında, bir de matematik “hocası” var. “Hoca” diyorum; zira kuran kursuna gitsem, mutlaka daha iyi birkaç “hoca” bulurdum. Adını gerçekten hatırlamıyorum. Şimdi görsem, söyleyecek çok şeyim olurdu. Hoş bir anlamı yok; ağır derecede ruh hastası birinin benim söyleyeceklerimle bir nebze olsun değişebileceğini sanmam. Umarım bir şekilde işini bırakmıştır.
Çoğuna kızgın değilim; artık onları “kader kurbanı” gibi görüyorum.
Medeniyetimiz, özellikle de Türkiye öylesine geri ve hala da geriye gidiyor ki, onların artık bir değeri yok.
Türkiye’de eğitim baştan sona fiyasko. Rezalet. İğrençlik. Öyle bir sistem düşünün ki, laf olsun diye çocukların 8 senesini çalıyor. Karşılığında ne veriyor? Dünyanın lise yerine bile koymadığı uyduruk üniversitelerine sokmak için, onları “dershane esnafının” kucağına atıyor.
Bir yanda, İsviçre’deki en pahalı okulları kalite değil ama fiyat bakımından yaya bırakan özel okullar, diğer yanda doğru dürüst damı bile olmayan, sobayla ısınan köy okulları. Çocukları okuyup “adam olacak” diye, sürekli para harcayan, hatta verdikleri paranın karşılığını alamadıklarını bildikleri halde o paraları vicdan azabı çekmemek adına mecburen ödeyen aileler. Çünkü sistem tamamen vicdan azabı, duygu sömürüsü üzerine kurulu.
Benim “tevhid-i tedrisat” tan anladığım bu değil. Bir tarafta “hiper-ayrıcalıklı”,””süper ayrıcalıklı”, “düz-ayrıcalıklı” okullar; diğer tarafta “oku-ve-sürün” tarzı, adet yerini bulsun diye açılmış okullar.
Bilmemnerenin dağ köyünde lise bitirdiysen ne yabancı dil bilirsin, ne orada aldığın eğitimle üniversiteye kapağı atman mümkündür. Ama “sosyal devlet” var, tevhid-i tedrisat var değil mi?
Dersanelerin artık “eğitim sistemsizliğinin” doğal bir parçası olduğunu herkes kabul etmiş nedense.
Bence okulları kapatın. Çok ciddiyim. Bu çocukların boşu boşuna harcadıkları zamana yazık. Üniversiteye girmek isteyen direk dersane esnafına teslim edilsin. İstemeyen de biryere çırak verilsin, ne bileyim, tornacılık filan öğrensin. Hiç olmazsa işini adam gibi yapan, meslek sahibi nesiller yetişir. Haybeden senelerce okuyup işsiz ve aç sürünmeye mahkum edilmez gençler. Biz de eşek gibi, işe yaramayan okul binaları, kullanılmayan bilgisayarlar için vergi ödemekten kurtuluruz. Çok lazım gelirse, devlet dershaneleri sübvanse eder. Madem “eğitim sistemsizliği” zaten dershane esnafına teslim edilmiş, varsın bir de sübvansiyon alsınlar. Battı balık yan gider…Çocuklarda okulla dershane arasında perişan olmaz, sadece dershaneye giderler. Herkes memnun olur.
Öğretmenler de az maaş alıyoruz diye ağlamasınlar. Evet; para azdır ama yapılan işin karşılığı da ancak bu kadardır.
Öyle derli toplu, bilgisayarlı filan okulları da görüp gaza gelmeyin boşuna. Adam gibi müfredat olsa, öğretmen gibi öğretmen olsa, bir sandalye de yeter. Fazlasına gerek yok. En büyük Yunan filozoflarının çoğu, derslerini taş üstünde oturarak verdiler. Hoş öğretmen de ne öğretsin. Müfredat ne, okul kitabı ne, kendi öğrendiği ne.
Bu sistemde bundan böyle değişmez. Böyle gelmiş böyle gider.
Neden mi?
Çünkü en aklı başında adam bile, bunu yadırgamıyor. Çocuğunun sabah 8′de okula gidip, akşam 4′de okuldan çıktıktan sonra dershaneye gitmesini, ordan da 8′de çıkmasını iplemiyor.
“Rekabet” varmış…
Neyin rekabeti? Aslında rekabet eden dershaneler, arada ezilen el kadar çocuklar.
Paranız varsa yollayın çocuğunuzu dışarı, buralarda okumasın. Yoksa da, kendiniz eğitin. Hiç olmazsa uyuşturucuya, çetelere filan bulaşmaz.
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| Blograzzi puan sistemi...Dünya Utanç Günü...FIC Neo1973: Özgür telefon!...Kültür’de makarna günü bir başkadır!...Solaris/OpenSolaris oyuncak mı?...iTunes, iPhone, iPod…zamlı Mac OS X..Ethem Tolga...En kullanışlı disk-USB arabirimi...Kürtçe Ubuntu...Üst sürüme geçme hastalığı...BMW R50...BLOGMANİ, BİR BLOGRAZZI KLONU DEĞİL...Renault Laguna Coupe...Beretta PX4 STORM...Blogmani’de finale doğru... |
3 yorum yapılmış.
Bu kendi eğitme konusunu bir ara ben düşünmüştüm, fakat sonra çoçuğunun asosyal büyüme durumunu düşündüğüm için beynimin bir yerlerine yine sakladım bu fikri. Çoçuk evin içinde kalacağı için kimseyle konuşamayacak. Bunun bir ortasını bulmak lazım aslında
Sanırım İngiltere’de, aileler gruplar halinde yapıyorlar bu işi. Alın size orta yol
Gayet de mantıklı. 15 çocuk bir araya toplansa hem sosyalleşme ihtiyacı karşılanır hem de iyi hocalar tutulabilir.
aslında herkes okuyacak diye bişey de yok hani! okuma yazması olsun yeter. Çünkü adam olacak 7’sinde belli olur derler ya. Baktın bu çocuğun okumaya niyeti var, o zaman kaçınmazsın hiçbir masraftan okutursun. sonrasında karşılığını elbette alırsın.
okumayanlar nolacak derseniz, onlara da meslek öğretmeli.
Taa en baştan yeteneklerine göre ayırmalı, onlara göre dersler verilmeli. yoksa şimdi olduğu gibi makine müh. okuyacak adamın biyoloji, tarih, edebiyat okumasının ne anlamı var. üstelik para ve zaman kaybı. öss’den biyolojiden geçecem diye bi tarafına yırtanlar dolu (birazda benim gibi), sürüsüne bereket… Yok özel hocalar, dersaneler falan filan…Hayır efendim, mühendis olacak biyolojiyi biraz da olsa bilmesi lazım gibilerinden konuşanlara cevap ise, zaten adamın hafifte olsa bi merakı kendi gider araştırır, öğrenir. Ne gerek var bunu hocadan almaya.
Hadi bunlar üniversiteye gelene kadarki sorunlar, üniversite de mi, valla pek girmek istemiyorum, yaz yaz bitmez…
Şimdiki eğitim sistemimiz insanlara, robot gibi, aynı özelliklere sahip biri olarak baktığından sunduğu imkanlar ve kalitesi de ortada.
böyle gelmiş, böyle gider. Bunu değiştirmeye birilerinin göze alacağını zannetmiyorum. Neresinden tutsan elinde kalır.
Dediğin gibi okulları kapatalım gitsin
