Sürüsüz yaşayamayan insan modeli ve rotary club’lar
Herhalde 10 sene filan olmuştur; malum o zamanlar genciz. Lafımı esirgemiyorum, hırslıyım, fit ve bronz tenliyim:) Özel bir partide hatunun biriyle tanıştım, daha doğrusu laf çarptım kendisine. Dependant yapılı insanlar kendilerine baskın gelinmesine bayılırlar. Hatun haftasonunda beni özel bir partiye davet etti, ne iş ne okulla ilgilendiğimden, kabul ettim.
Ulus civarında, müstakil bir villa. İçeride birsürü kokoş kadın ve karizma için yırtınan herif. Öğlen vakti olduğu halde, benim kafam güzel. Beleş içki de bulmuşum, durmadan içiyorum. Hatun beni okulundan tiplerle tanıştırdı; bu tip kızların tek rekabet konusu birbirinin erkeğine iş koymak olduğu için ilgiden memnunum; bir yandan da 40 santimlik kollarıma güvenerek önüme gelene laf çarpıyorum. Oldum olası boş kafalı insanlara tahammülüm yoktur.
Hatun benden 2-3 yaş filan büyük; zar zor gruptan çözdüm, kenarda sohbet ediyoruz. Sohbet dediysem, bu tür partilerdeki insanların ne kadar boş olduklarını anlatıp duruyorum. Derken yanımıza 30 yaşlarında bir hatun geldi, “hoşgeldin canım” diyerek önce kızı, sonra beni şap şup öptü. “Gelecek program” havadislerini verdikten sonra, diğer konukları şap şup öpmek üzere yanımızdan ayrıldı.
Bir rotaryenle ilk fiziksel temasım o partide oldu. Önceleri zoraki sosyalleşme çabalarından dolayı hep uzak dururdum.
Sonraki hayatımda birkaç rotaryen daha tanıma şanssızlığına kurban gittim. Değişik faaliyetleri vardır; mesela haftasonu arabalarına doluşup ellerine tutuşturulan haritaya göre oraya buraya gitme oyunu oynadıklarını,topluca Anıtkabir’e gittiklerini, toz bezi bile olacak halde olmayan eski kıyafetlerini okullara filan bağışladıklarını gördüm. Bilhassa, mal varlıklarını sergileyebilme fırsatı sunan faaliyetleri çok severler.
Rotaryenlerin hep masonları çekemedikleri için bu organizasyonu kurduklarını düşünürüm. Mason olmak için belli bir Entelektüel birikim şart; rotaryen olmak içinse küçük burjuva olmak yeterli. (Hoş bizde burjuva kültürü bile yoktur, o ayrı) Kadınlara son derece mesafeli olan masonların aksine, rotaryenlerde baskın taraf kadındır. Bazı “teyzeler”, maşrık-ı azam gibi, ama görünmeyen bir elle, kulübü yönetirler. Herkese karşı “pek sevimli” olmaları, kendilerinden yaşça büyük ve tanımadıkları insanlarla bile “canım” diye hitap etmeleri ortak özellikleridir. Yeri gelince son derece sevimsiz olabilir ve çingenelerin bile yüzünü kızartacak kavgalara girebilirler.
Bu tip kulüplere katılanlar bana çok tuhaf geliyor. İnsan bu kadar mı yetersiz ve yalnız hisseder kendini? Alttan üste kadar bu kulüplerin çok çeşitli türleri var. Kimisi belli siyasi partilerin çatısı altında, kimisi “aşırı aktif” üniversite kulüpleri. Belli bir düşünce etrafında biraraya gelip üreten kulüpleri tüm kalbimle destekliyorum; ama genelde kulüplerin %90′ı boş laf, hizipçilik, gösteriş budalalığı ve kıskançlıktan ibaret.