tarih, biyografi, tvCNBC-e’den tarih meraklıları için yeni bir dizi daha: The Tudors
Aug 30
|
* * * * * 2 oy |
CNBC-e, favori kanalım. Aynı zamanda tarihe biraz meraklı olduÄŸumdan, Rome dizisini duyunca,”bir dönem moda olan fasarya tarih içerikli romanlar gibi, gerçekle alakasız,ÅŸiÅŸirme birÅŸeydir” demiÅŸtim. Hiç de beklediÄŸim gibi çıkmadı. Helen Mirren, Jeremy Irons gibi önemli oyuncuların rol aldığı Elizabeth dizisine de bayılmıştım. I.Elizabeth, karakter,zeka ve güzellik olarak, aslında hayran olduÄŸum kadınlardan biri! Feministlerin örnek gösterebileceÄŸi çok ama çok önemli bir karakter I.Elizabeth; maalesef yine Helen Mirren’ın oynadığı Elizabeth filmini seyredemedim (aynı oyuncunun iki Elizabeth’i de oynamış olması hoÅŸ bir tesadüf; yalnız film ÅŸu an kraliçe olan II.Elizabeth ile ilgili, ki aslında o da önemli bir tarihi figür, o da ayrı konu)
Herhalde bu aralar bir Tudor takıntısı var; zira The Tudors dizisi de, bahsettiÄŸim I.Elizabeth’in babası olan 8. Henry’nin hayatını konu alıyor. Laiklikten bahsederken, 8. Henry’ye de deÄŸinmiÅŸtim, aslında hemen hemen tüm Tudor’lar gibi, 8. Henry’de, tarihte çok önemli izler bırakmış bir Tudor. Hatta, belki de Tudor’ların en etkili olanı.
Tudorların İngiliz tahtına geçmeleri, 1485 yılında, 7. Henry’nin 3.Richard’ı Bosworth savaşında yenmesiyle baÅŸlıyor. O dönem biraz çalkantılı bir dönem olduÄŸundan, kendini pek de emniyette hissetmeyen 7. Henry, eski düÅŸmanı olan 4.Edward’ın kızı York’lu Elizabeth ile (bu bizim 1.Elizabeth deÄŸil!) evlenerek, York ve Lancaster’ların birleÅŸmesini saÄŸlıyor. Aslen, Tudor’lar İskoç kökenli. Zaten İngiliz tahtına nadiren bir İngiliz çıkıyor; hatta en meÅŸhur kralları olan Aslan Yürekli Richard, aslen Fransız ve tek kelime İngilizce bilmiyor!
Tudor’ların uçkurlarıyla ilgili bir problemleri var; nitekim bu problemler daha 7.Henry döneminde baÅŸlıyor. Ölen kardeÅŸinin karısıyla evlenmek için papayla çapraşık iliÅŸkiler kuran 7. Henry’den sonra, zamparalıklarıyla tanınan 8.Henry, Anne Boleyn’le (I.Elizabeth’in annesi) evlenmesine (Katolik mezhebinde boÅŸanma diye Bir ÅŸey yok!) izin vermeyen papaya madik atarak, Katolikleri ülkeden kovup Anglikan kilisesini kuruyor. (Aslında sebep uçkur belası deÄŸil; 8.Henry’nin birtürlü erkek çocuÄŸu olmuyor, bu erkek çocuÄŸu doÄŸurması için 6 kadınla evleniyor – sayısız metresi de var, o da ayrı konu!)
8.Henry’nin karısı olmak da zor zenaat; Anne Boleyn ve Kathryn Howard idam edilmiÅŸ, ilk karısı Catherine’den ve Anne’den boÅŸanmış, çok düÅŸkün olduÄŸu Jane Seymour doÄŸumda ölmüÅŸ, Katherine Parr dul kalmış.
The Tudors dizisi, çarpıcı konular açısından çok ÅŸanslı. 8. Henry, Anne Boleyn, I. Elizabeth, İngiliz devletine yön veren Thomas Cromwell, Thomas More gibi sayısız renkli karakter ve kiliseyle olan iliÅŸkiler, Anglikan kilisesinin kuruluÅŸu, İspanyol Armadası ile yapılan savaÅŸlar, Tudor’ların soyundan gelen Medici’lerin İtalya’da baÅŸlayan rönesansa katkıları gibi enteresan olaylar mevcut.
Taht açısından bakıldığında ise, Tudor’larda tam bir kadın-erkek eÅŸitliÄŸi var! 7.Henry,8.Henry ve 6.Edward’ın ardından, tahta geçecek erkek kalmadığından, sadece 5 yıl içinde tahta sırayla Jane, I. Mary (8.Henry ile Aragonlu Catherine’in -o da İspanya kraliçesi!- kızı ve aynı zamanda ileride I.Elizabeth ile savaÅŸacak olan İspanyol kralı 2.Philip’in karısı) ve son olarak I.Elizabeth çıkıyor. BeÅŸ sene tahtta kalıp daha sonra hapse tıkılan I.Mary’nin aksine, I Elizabeth tahtta 50 yıl kalıyor ve İngiltere’ye altın dönemlerinden birini yaÅŸatıp, halkın da çok sevdiÄŸi bir kraliçe haline geliyor. Hiç evlenmeyen ve çocuk sahibi olmayan Bess’in ölümünden sonra da, zaten Tudor hanedanlığı son buluyor.
Bu arada, bizim I.Mary’nin lakabı da “Bloody Mary”; meÅŸhur kokteylin adı sanırım buradan gelmekte!
Gelelim The Tudors dizisi ile ilgili bazı bilgilere..
Dizi, İrlanda ve Kanada’da çekilmiÅŸ ve ilk sezon, 10 bölümden oluÅŸmakta. Yakaladığı baÅŸarının ardından, Showtime 2.sezonu da çekmeye karar vermiÅŸ; hatta 2. sezonda kadroya sevdiÄŸim aktörlerden Peter O’Toole da katılacakmış.
Temel olarak tarih ve olaylara sadık kalınmış olmasına raÄŸmen, özellikle 8.Henry ve karılarının yaÅŸları arasında ciddi farklılıklar olduÄŸu söyleniyor. Dizi, 8.Henry’nin 25.yaşında baÅŸlıyormuÅŸ. Ancak, 8.Henry’nin hayatında 30 yaşından önce pek bir numara filan olmuyor. Mesela, Anne Boleyn 8.Henry’den 15 yaÅŸ filan genç olmasına karşın, dizide yaşıt gibiler. (Yüzlerine filan bakınca öyle görünüyor) Küçük olsada, “yuh” dedirtecek hatalar da yok deÄŸil; zamanının papasının yanlış yansıtılması gibi!
8.Henry, tip olarak da gerçeÄŸine benzemiyor. Enine geniÅŸ olan gerçek 8. Henry’nin aksine, Jonathan Rhys Meyers filinta gibi bir genç. Jonathan Meyers ÅŸu aralar alkolizm tedavisi görmekle meÅŸgulmüÅŸ; bu açıdan 8.Henry ile bir benzerliÄŸi var diyebiliriz!
Sam Neill, dizideki en tanıdık yüz ve Kardinal Wolsey’i canlandırıyor. Natalie Dormer, Anne Boleyn rolünde; umarım idamı gecikir de bol bol seyrederiz kendisini!
Popularity: 20% [?]




6 yorum yapılmış.
İlgili Makama,(çok resmi oldu, devamı bu ÅŸekilde gelmeyecektir müsterih olunuz…)
Efendim! Konuya’Türkiye nerden nereye geldi’ gibi kliÅŸeleÅŸmiÅŸ bir soruyla baÅŸlamak istemiyorum, malumunuz yoruma açıktır, konu hassastır girmeyeceÄŸim lakin yıllarca beklediÄŸim Gazap KuÅŸları’dizisi hristian propagandası yapılıyor diye yasaklanmış olması günümüz dizilerini seyrettikten sonra anlamını yitirmiÅŸ oluyor ve beni size yazmaya kadar itiyor.Bu yasak neden hala kalkmıyor bilemiyorum!!Zira ortada öyle filimler öyle diziler var ki
yüzler artık kızaramaz hale geldi.Neden? kaÅŸarlanmış olmaktan… Ha dediÄŸim gibi sosyal yapımızdaki hızlı deÄŸiÅŸim bizi bir yerlere götürüyor hayırlısı.Dizi hakkında bilginiz var mı bilemem ama 1977 de yanlış hatırlamıyorsam nasıl olduysa seyretme ÅŸansımız olmuÅŸtu Bir papazın ,sonra kardinal oldu galiba,bir kıza aşık olmasıyla baÅŸlıyor ama olay sanıldığı kadar basit deÄŸildir bir Allah sevgisi vardır ki konuyu tepeye çıkarıyor.Aslında ,naif, çocuksu,ahlak sorgulaması içinde gidip gelen insancıl BİR ADAMIN ÖYKÜSÜDÜR… Beyefendinin tek sorunu papaz olması,iÅŸin komiÄŸi bizimde sorunumuz olması.Dizide kimin eli kimin cebinde gibi bir ahlaki sorunlar yoktu.Bu Don Veletto kimin oÄŸlu, amcası çocuÄŸu neden sattı,teyzesi mi kaçırmış, o eniÅŸteye ne demeli baldız baldan tatlır deyip…Misaller çoÄŸaltılabilir ama öyle görünüyor ki durum aynen kalacak,günümüzün modernliÄŸi iÅŸte.Sebebi ziyaretim,Tudors fena deÄŸil ama sizden rıcam Gazap KuÅŸları ‘The Torn Birds ‘Filine bir ÅŸans tanımanız .O zamanlar küçük bir kızdım belki çok abartıyor olabilirim ismini yanlışta yazmış olabilirim ama ben genede ÅŸansımı denemek istedim.AÅŸklarından çok etkilenmiÅŸtim…Sabrınız için çok teÅŸekkür ederim!Ha bu arada ! hala bir müslümanım ve aÅŸkımı bir Türk evladıyla paylaşıyorum. Allah’a şükür hiç ‘papaz’ olmadık. Hepinize saygılar harika bir kanalsınız bu yüzden rahatlıkla yazabildim.
Yobazlık maalesef belli dönemlerde yükseliÅŸe geçer; bunu bu zamanla sınırlamayalım ya da sadece Türkiye ile; tüm dünyada özellikle 90′ların ortasından beri hızla yükselen bir yobazlık ve baÄŸnazlık akımı var.
77′de ben 2 yaşındaydım:) Ama merak ettim, araÅŸtıracağım. Hatta bulursam size haber verip kopyasını bile yollarım.
Eh,kaşarlanmış da olabiliriz tabi. Büyük bir insanın dediği gibi, az kaşardan tost, çok kaşardan dost olmaz:P
Sayın Atasoy,
hemen cevap vermenize çok sevindim,kelimelerin havada kalacağını sanıyordum memnuniyetle görüyorum ki yerine ulaÅŸmış.Yorumlarınızı da beÄŸendim.KaÅŸar meselesi vahim bir boyut kazanabileceÄŸini düşündüğümden konuyu es geçiyorum,üstünüze alınmayın.Ama Shakespeare ‘in özlü bir sözü vardır ben biraz deÄŸiÅŸtirerek yazıyorum:’Her kaÅŸar dosdoÄŸru tost olmuyor..’Neyse iyi haberlerinizi bekliyorum.Bulup seyrettiÄŸinizde umarım hayal kırıklığı yaratmaz!Bu arada 77 de ben 8 yaşındaydım!! Biraz arabesk oldu ama…Selamlar!
Bütün yorumlara cevap vermeye çalışıyorum, yapamayacak durumda olsam kapatırdım zaten. Bu biraz saygıyla ilgili birşey, yani siz vakit harcayıp yorum yazmışsınız, benim bunu görmezlikten gelmem saygısızlık olur. Selam veren birine boş boş bakmak gibi. Bunun dışında, genel olarak yazdığım şeylerde insanların birşeyler söylemesini teşvik etmeye gayret ediyorum, çünkü en nihayetinde hayat başkalarını anlamaya çalışırken kendimizi de tanıma çabasından ibaret.
“Arabesk” kelimesini ucuz ve duygu sömürüsü yapan müzik tarzı olarak kullanmayalım; aslına bakarsanız “gerçek” arabesk müziÄŸi severim:) Annemin dayısı da, farkında olmadan bu türün Türkiye’de keÅŸfedilmesine vesile olmuÅŸ;keÅŸke böyle rezil bir hale getirilmeseydi. DoÄŸu kültürünü de yozlaÅŸmamış haliyle severim. Madem film-dizi seviyorsunuz, Robin Hood’da Morgan Freeman’ın söylediÄŸi çok güzel bir laf vardı. GüzelliÄŸi ÅŸuradan geliyor, tek kelimeyle doÄŸu-batı ayrımını özetliyor: “Bizde birinin hayatını kurtarırsan ondan sorumlu olursun, sizde ise o insan köleniz olur”. Yalancılık,pusu kurma,kan davası gibi ÅŸeylerin doÄŸu kültürüne yamanmasına son derece üzülüyorum. Bu tip rezillikleri “batı rezillikleri”,”doÄŸu kepazelikleri” diye ayırmak daha doÄŸru olur.
Adresinizden yaşınızı gördüğüm için “ben o zaman 2 yaşındaydım” deme ihtiyacı duydum:)
Sayın Atasoy,
Haddimi biraz aÅŸmış olabilirim sizi biraz da üzmüş olduÄŸumu görüyorum.’Arabesk kelimesini’ gerçekten tanımladığınız gibi kullandım ama amacım ÅŸimdi ki ‘Arabesk’in insanlar üzerindeki yansıması göstermekte deÄŸildi.Gerçek arabesk’ı tanımlarken heyecanınızı hissedebildim.Konu hakkında bir gözlük daha takmam gerekiyor.Galiba doÄŸru kelimeyi bulamayınca kaçtığımız yolun adı arabesk oluyor.Birçok genç duygularından dürüstçe bahsettiÄŸinde alay konusu olacağını zannederek güvensizlikten kaynaklanan bir ‘U’ dönüşü yapıyor.Burada ki konumum bu tarife iyi oluyor.Morgan Freeman’ın söylediÄŸi sözü biliyorum.Benimde sizinle paylaÅŸmak istediÄŸim sözler var ama burada bir polemiÄŸe girmek istemem,doÄŸru olmayabilir.DoÄŸu kökenli bir arkadaşım, kendi öz eleÅŸtirisini yaparken’Biz ÅŸehirden gelen adamı Tanrı misafiri olarak kabul ederiz,varımızı yoÄŸumuzu önüne sereriz, kültürümüzde bu vardır ama hep bilinç altımızda ondan bir gün fayda saÄŸlamak yatar ‘demiÅŸti.Çok üzülmüştüm ,gittiÄŸim her köyde çok güzel ağırlandım ve bir daha kimse kimsenin yüzünü görmedi…Parada istenmedi Sıkıntılarından bahsedeceÄŸine isim verdiÄŸi ineklerine,her biri altın yumurtluyorcasına deÄŸer verdiÄŸi tavuklarına götürdü onlarla gurur duyuyordu.Hangimiz elimizdekiyle gurur duyuyor? EkmeÄŸinden,suyundan içirdi.Belli ki yüzüne,ifadesine ÅŸehrin pisliÄŸi hiç bulaÅŸmamıştı.Sadece elleri ,kaÅŸ ,alın hızasındaki derin çizgiler, hayatın yükünü nasıl çektiÄŸini anlatıyordu…Görebilen, görebildiÄŸini doÄŸru yorumlayan için.Evet haklısınız bizim olan herÅŸey yön deÄŸiÅŸtirmiÅŸ,soluksuz kalmış gibi görünebilir ama hala oksijeni baÅŸka yerlerde arıyoruz…Ve resim çok deÄŸiÅŸiyor…adını koymak bile çok üzüyor…Yalancılık,pusukurma,kan davası…Bu tip tabloları televizyon çok iyi besliyor,doÄŸu-batı ayrımı yapmaksa diÄŸerlerine koz olarak kalıyor.Ben Türk’üm ,her yönümle doÄŸusuyla batısıyla.BeÄŸenmediÄŸim çok ÅŸey var ama eleÅŸtirmeÄŸe korkuyorum çünki ÜLKEMDE yaÅŸayıp ölmek istiyorum.
EstaÄŸfurullah, kesinlikle kızmış ya da alınmış deÄŸilim; hatta sizin kullanmış olduÄŸunuz ÅŸekliyle ben de sıkça kullanıyorum. Bu bir hata ama hem alternatif bir kelime yok, hem de dile yerleÅŸivermiÅŸ. Sadece antrparantez, “diÄŸer” arabeskten bahsetme ihtiyacı hissettim.
Beğenmediğimiz şeyleri eleştirmek gerek, üstelik bu eleştiri ve uzlaşma kültürünü kazanmak açısından yararlı da olur. Bende eskiden bu topraklarda yaşayıp ölmek istiyorum derdim; ama artık görüyorum ki, bu topraklarda çocukken gördüğüm insanlar artık yaşamıyorlar. Hala duruyor olmamın nedeni,rasyonel olmayan, duygusal bir bağımlılıktan ibaret.
Bozulma büyük bir hızla devam ettikten sonra bir noktadan sonra düzelmeye başlayacak; çünkü biz çok ama çok uzun süre gerçek dünyaya kapalı yaşadık; komünist Rusya gibi. Örneğin burjuva sınıfı oluşmak için kavga veriyor, burjuva nasıldır, ne yapar, iş ahlakı nedir bilmedikleri içinde bocalıyor ve saçmalıyorlar. Zaman içinde herkes yeni düzende yerini bulup kök salacak, sonraki kuşaklar daha düzgün yetişecekler. Biz talihsiz bir zamanda doğduk belki.
Köyler de istisna deÄŸil, oralarda da klasik “köylü” yaÅŸantısı deÄŸiÅŸti. Ben herÅŸeyin olması gerektiÄŸi için olduÄŸuna inanırım. Onlar da bu deÄŸiÅŸimi yaÅŸayacak; önce 1-2 kuÅŸak yozlaÅŸacaktır; çünkü artık ne at ne eÅŸekler. Sonra yavaÅŸ yavaÅŸ onların da ahlaki ve ekonomik sistemleri oturacak. Zaman gerek; ama hayat çok kısa.