Faşizm yükselen değer. Bu “değerleri” artık ülkeler tek başına belirlemiyorlar. Aynı ayakkabı, çikolata ya da depresyon hapı gibi, “moda” şeklinde dünyaya yayılıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ve medyası ABD elinde olduğu için, hemen her akımın oradan çıkıyor olması da sürpriz değil.
Faşizmin “yükselen değer” haline getirilmesi elbette ekonomik temelli. ABD ekonomisi artık 80′lerdeki kadar güçlü ve tek başına değil; üstelik belli kilit sektörler hariç, artık know-how da ABD elinden çıkmış durumda. Faşizmin yayılması, savaş ve iç savaşları tetikleyerek daha fazla silah satışı yapabilmelerini sağlıyor. Bu yıl dünyanın silaha harcadığı para, yaklaşık 1.2 TRİLYON DOLAR! Bu pazarın lideri, %60 civarındaki pazar payıyla ABD; ayrıca bunun bir de görünmeyen yüzdesi var, ortak yatırımlar, paravan şirketler gibi…
Nitekim, şu an Güneydoğu’daki gerginliği destekleyen de ABD ve birçok olay, bizim gazetelerden ya da televizyonlardan takip ettiğiniz gibi gelişmiyor. Günler, hatta haftalardır, ABD’nin Türkiye’nin Irak’a girmesi durumunda sert tepki göstereceği söyleniyordu; oysa dünya basınının söylediği bu değildi. Nitekim, bölgede üst düzey bir komutan olan Petreus’un sözleri 1-2 gün önce bizim basına da yansıdı. “Aman, Habur’daki lojistik zincirimiz aksamasında ne yaparsanız yapın”.
Türkiye’de ABD karşıtlığının giderek arttığı doğru; ama bunun ABD için bir önemi yok. Çünkü ABD, bizi aldatan ama birtürlü vazgeçemediğimiz bir sevgili gibi. Silahtan gıdaya kadar aşırı derecede bağımlıyız ve ABD bunun değişmeyeceğini biliyor. Artı Irak’ta savaşmamız savaşmamamızdan çok daha iyi ABD için, sonuçta orada harcadığımız silah ve cephaneyi de ABD’den alıyoruz.
Yani ülkeler savaştıktan sonra, ABD’yi sevsinler ya da nefret etsinler onlar için önemi yok. ABD politikası değişti; artık Machievelli etkisi altında kalmış gibiler. Yeterki silah pazarı büyümeye devam etsin.
ABD, faşizmi fena ve çok tehlikeli biçimde kaşıyor. Eğer 200 yıl sonra, atıyorum Atreides gezegeninden antropologlar gelirse, 24 dizisini çok ilginç ve 21.yüzyılda faşizmi azdıran bir vakıa olarak dikkatle inceleyeceklerdir.
24 ve Jack Bauer’in baydığından çok uzun süre önce bahsetmiştim. Ancak dünyanın geneli benimle aynı fikirde değil. 24 tutuyor ve eskiye oranla çok daha fazla fanı var.
Jack Bauer nasıl bir adam? Önce arkadaşını öldürüyor, sonra en iyi dostunu satıyor, karısını aldatıyor, kızını kandırıyor, sevgilisinin kocasına işkence yapıyor ve ölümüne sebep oluyor, ardından bu sezon kardeşine işkence yapılması için talimat veriyor ve bu alanda en kalifiye adamları seçiyor.
Ama Jack Bauer vatansever!
Herşey vatan için!
Eğer insanoğlunda birazcık akıl ve sağduyu varsa, bu propaganda ters teper. İnsanlar, “ulan bizi teröristlerden koruyan herifler onlardan daha beter, cani” filan derler. Ama tarih bize göstermiştirki, insanda bu sağduyu yoktur.
Bu arada Jack Bauer ve saz arkadaşları bir miktar hayat da kurtarıyorlar. Ama artık “format”, Die Hard’da olduğu gibi filan değil. Yani onbinlerce insan ölebiliyor, masum insanlar devlet tarafından gözden çıkarılabiliyor. Bunun gerekçesi de, halkı bu tip “kayıplara” hazırlama düşüncesi olmalı. İleride, “1 milyon öldü ama 299′u kurtardık işte” diyebilmek için. Ama katiyen özeleştiri filan yok. Devlet ve Jack Bauer daima haklı.
Garip olan, insanların “vatan nedir?” sorusunu kendilerine soramıyor oluşu.
Her milli mücadelede, ya da sınıf mücadelesinde bir “kardeşlik” ruhu vardır. Hiçbir milli mücadele, “ötekileri gebertelim” gibi faşist ideallerle başlamamıştır; bu yüzden Nazi Almanyası farklı propaganda teknikleri geliştirmek, kendi basın organlarını, kendi “düşünce adamlarını” yaratmak zorunda kalmıştır.
İnsanların, devlet denen kurumdaki birkaç kişinin kararları sonucu takır takır öldüğü, sürekli yalan söylendikleri, kendi kaderleri hakkında en ufak bir karar haklarının olmadığı, belli renkteki ve dindeki insanların potansiyel terörist ilan edilip sorgusuz sualsiz hapsedildiği, işkence gördüğü, öldürüldüğü yerin adı vatan olabilir mi?
Devletin başındaki adamların insanları insan olarak değil de, satranç tahtasındaki taşlar olarak gördükleri yerin adı vatan olur mu?
Vatan, biraraya gelmek, devamını sürdürmek için Jack Bauer gibi insanlıktan çıkmış heriflerden medet umuyorsa zaten işi bitmemiş midir?
Jack Bauer’dan da, 24′den de nefret ediyorum.
7 yorum yapılmış.
Teşekkürler.
O kadar güzel anlatmışsınız ki.. 24 dizisini ATV ‘de uykusuz kaldığım bir gece izlemiş ve nefret etmiştim. Irak’ı işgal edip Saddam kitle imha silahları var diye yalan söyleyip Petrolün ve doğal doğal kaynakların üstüne oturmadılar mı? Irak’da faşist Black Water şirketinden çalınan silahların PKK ‘da çıkınca,hiç şaşırmamıştım. Dünya kaynaklarının %29 ‘unun üreten %42 ’sini tüketen,doğaya ve insana saygı duymayan Amerika’nın çöküşü başlamıştır.
İsterseniz sadece ABD olarak sınırlandırmayalım. Bakın Roma 1500 yıl önce çöktü ama kurumları daha yeni yeni çökmeye başlıyor. Naziler Roma İmparatorluğunu tüm kurumları (hatta mimarisiyle) tekrar canlandırdılar ve 15 sene dayanamadan tekrar çöktüler. Gerçek şu ki, insanı değerin merkezinde görmeyen tüm sistemler,siyasi ve ekonomik düzenler eninde sonunda çökmeye mahkumdur. Komik olan ne biliyor musunuz, biz de ABD’den şikayetçiyiz ama ondan da farklı değiliz! Kapıları ve üsleri açarak ABD’nin Irak’a müdahalesine izin verdik ama K.Irak’ta Kürt devleti kurulunca paçalarımız tutuştu. Oysa bu çok önceden belliydi.
Bugün Çin ABD’yi kendi silahıyla vuruyor. Her imparatorluk gibi ABD’de çökecek; Osmanlı’da olduğu gibi. Nasıl Osmanlı Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkarıp “milli devlet” fikrinin yükseldiğini görmüştür, ABD’de bugün “milli devlet” olmaya çalışıyor. Eskiden buna ihtiyacı yoktu, çünkü herkes refah içindeydi. Artık insanları birarada tutacak kadar parası olmadığını biliyor ve milliyetçilik ortamı yaratmaya çalışıyor kendi içinde. Zira, bizde olduğu gibi, ABD’nin kendi içinde de tarihi bir anlaşmazlık var. En canlı örneği kuzey-güney savaşı ve Teksas eyaletinin ABD içindeki ayrıcalıklı durumu. İspanya ve İngiltere kendi sorunlarını daha yumuşak bir şekilde çzömeyi başardı. Aslında ben yasal düzeyde sorunumuz olduğunu düşünmüyorum. Nitekim Kürtçe yayın hakkı bile mevcut. Sorun, Güneydoğu’nun fakir olması da değil; örnek vermek gerekirse Güneydoğu Karadeniz’den çok daha zengin. Sorun, heryerde olduğu gibi gelir dağılımındaki adaletsizlik. Devlet orada toprak ağalarının aşırı güçlenmesine önce seyirci kaldı, sonra aşiretleri kullanmak istedi, şimdi ise başa çıkamıyor. Ortaçağda, toprak sahiplerinin krala başkaldırmasına benzer bir durum yaşıyoruz. Bu ABD’de farklı bir şekilde var, orada da sorun dev şirketler ve medya. ABD kapitalist dönüşümü tam olarak tamamlamış olduğu için, toprak bizdeki gibi değerli değil.
Türkiye K.Irak’a orduyla girmemeli. K.Irak’ı eninde sonunda tanıyacağız, bunu şimdi yapalım. Ben Barzani’nin PKK’yı desteklediğine inanmıyorum. PKK, K.Irak içinde tehdit. 30.000 kişilik orduyla 3.000 PKK’lıya saldırmak hem stratejik, hem siyasi açıdan yanlış. PKK’yı bizde istemiyoruz, Barzani de. Oturup anlaşırız, 1500 bordo bereli sokarız, 24 saat içinde PKK’lı filan kalmaz. Ulusal çıkarlar için doğru hareket budur; ama bu konu artık iç siyaset malzemesi haline geldiğinden birsürü yanlış yapılıyor. Siz düşünebiliyor musunuz, 30.000 askeri, tankı, helikopteri 3.000 pkklı orada bekleyecek? Adamlar gerilla, neden düzenli ordunun kesinlikle kazanacağı bir savaş içine enayi gibi girsinler? Bu sorunun böyle çözülmeyeceğini de defalarca gördük; kimine göre 24, kimine göre 36 kez girmişiz K.Irak’a.
Black Water şirketini iyi biliyorum; komik olan şu, bu şirketin paralı askerlerine tanınan haklar, ABD ordusu askerlerine tanınan haktan daha fazla! Örneğin, silah nakliyatı sırasında Black Water’ın adamları bir konvoydan şüphelenip ateş açıyor, o sırada escorluk yapan ABD askerleri de “bir bildikler vardır” diye onlara katılıyor. Black Water’a birşey olmuyor ama, askeri mahkeme ABD askerlerini mahkum ediyor! Kısacası, ABD içindeki derin devletin uzantısı Black Water. Kennedy’nin ölümü hala açıklanamıyor. Doğrusunu isterseniz, Bush dahil olmak üzere, ben “görünen” devletin de çok etkili filan olduğunu sanmıyorum.
Güclü olan her zaman haklıdır felsefesine hayatım boyunca karşı çıktım. Amerika uygarlığının temelini eski Yunan ve Roma ile Hristiyanlık olarak görüyor;Brezenski gibi CIA bağlantılı Amirikan derin devletinin adamları,bu düşüncenin teorisyenlğini yapıyor.Amerika ve Batı uygarlığı ayakta kalmak işgal etmek dünyayı yağmalamak zorunda..
Kuzey Irak’a opersyaon yapılmasına bednde karşıyım neden mi? Kuzey Irak alt yapı olarak tamamen Türkiye’ye bağlı,elektrik başta olamk üzere hemen hemen herşeyini Türkiye’den alıyor. Sınırı kapatmamız Barzani’yi aklını başına getirir.
Politikanın bir gerçeği var Türk ordusu Kuzey Irak’a PKK yı vurmak için gitmeyecek,operasyon İsrail ve Amerika’ya mesaj verilecek mesaj’ın özü “Kuzey Irak “bağımsız olmayacak,böyle bir duruma izin vermeyiz,gerektiğinde savaşmaktan çekinmeyiz.
Akla şu gelebilir Amerika’ya göbekten bağlıyız silahları bile,onlardan alıyoruz yorumları var basında.. basında ki yorumculara katılmıyorum,yorumcular bana Kurtuluş savaşında ki mütareke basınını anımsatıyor. Kıbrıs savaşında sonra ülkemizde çok şey değişti.
Böl parçala senaryoları gerçekleşirse,petrol ve diğer kaynaklar yağmalanacak,Halklar birbirine kırdırılacak.
Kuzey Irak’da devlet kurulmasını Araplar ve İranlılar kabul etmeyeceği gibi Türkler de kabul etmez. Ortadoğu da ikinci bir İsrail olmamalı..
Kendimizde sütten çıkmış ak kaşık değiliz. 12 eylül Kenan Evren faşizminin Türkiye’yi bu hale getirdi.
Petreus öyle bir laf etti ki, çok zekice bir hamleyle bizi köşeye sıkıştırdı:”Sınırdaki akışı aksatmadığın sürece bizim içim sorun yok”
Ben Barzani ile ciddi bir sorunumuz olduğunu düşünmüyorum. Barzani, tipik bir küçük ortadoğu devleti adamı. Kendi koşulları içinde en doğrusunu yapıyor. Nitekim Özal zamanında Barzani’yi gayet güzel kafakola almıştı.
Büyük Ortadoğu projesi denen şeyde Türkiye’nin işgali de sözkonusu zaten. Nasıl K.Irak konusunda kafamızı kuma gömdüysek, bu konuda da kuma gömüyoruz. Panik halinde İran’la yakınlık kurma çabalarımız da bu yüzden.
Günaydoğu sınırımız çok kötü bir yerde. Basın işin magazin tarafında zaten; ama kurmaylar bu sınırın çok kötü bir yerde olduğunu biliyor ve bir miktar ileri taşımak istiyorlar (en azından bu tartışılıyor, elbette genelkurmayın resmi görüşünü bilemeyiz). Birde şu aralar gündeme gelen “B planı” teorisi var; K.Irak’ı ele geçirip kendi içimizdeki Kürtleri de razı ederek bir konfederasyon kurmaktan bahsediliyor. Bu konuda bir kitap gördüm ama inceleme fırsatım olmadı. Aslında bu zamanında Özal’ın istediği birşeydi; zira bu günlere geleceğimizi görmek zor değildi ve o da gördü. O günkü tablo içerisinde bu bir parça mümkündü. ABD ile anlaşacak, onlara aslan payını verecek, bizde önemli bir parça koparacaktık. Böylece ABD de İran ve Irak’la uğraşmak zorunda kalmayacaktı.
Evet; İran da Irak’ın mevcut durumundan rahatsız. Ama hangi Araplar? Hani bölgedeki müslümanlar İsrail’e yükelniyor ama ortadoğu’da çıban başı Suudiler. Arabistan’da devrim olsa ortadoğu düzelir. Aslına bakarsanız, Bin Ladin’in ilk mücadelesi zaten Arabistan’da darbe yapmak oluyor, çeşitli girişimlerde bulununca istenmeyen adam ilan ediliyor ve ülkeden sürülüyor. İsrail -ABD çıkarları ve politikası daima paralel değil ve bundan sonra daha da ayrılacaktır. Üstelik işbirlikçi araplar olmadığı sürece, sadece İsrail’den faydalanarak Ortadoğu’da at oynatmak imkansız. İsrail’in coğrafyası bile bu işe uygun değil.
bu dizideki anti-terörist ajan yoldaşlarımız Türkleri de terörist olarak göstermişlerdi ve arapça’yla Türkçe’yi ayırt edememişti. herneyse, SOAD hayranı türkler olduğu sürece bu diziyi de seven “vatandaş”larımız olacaktır. hele bazı dizi forumlarına girince gözlerime inanamıyorum. sevgili vatandaşlarımız tamamen jack bauer’ın yoluna baş koymuş. elele teröristlere karşı savaşıyorlar. jack bauer’ın sempatikliğini konuşuyorlar, abd anti-terör birimi dizinin setini ziyaret etmiş onun resimlerini koyuyorlar ve keşke tayyip de onlarla poz verseymiş, tüh! diye üzülenler var. aynen devam, 51. eyalet biz olalım.
dizide, arkadaşın bu yazıda anlattığı gibi (Jack Bauer nasıl bir adam? Önce arkadaşını öldürüyor, sonra en iyi dostunu satıyor, karısını aldatıyor, kızını kandırıyor, sevgilisinin kocasına işkence yapıyor ve ölümüne sebep oluyor, ardından bu sezon kardeşine işkence yapılması için talimat veriyor ve bu alanda en kalifiye adamları seçiyor.) olaylar bukadar düz mantık değil. fikirleri bilgisi olan bir arkadışımız belli ama bu işi bukadar abartıp romantik olmayalım ya ayrıca dizi hiçbirzaman Türkleri terörist olarak göstermemiştir bazı arkadaşlarda bitmeyen bir komplesk var ve hiçbirşeyi tartmadan ölçmeden kendilerine dışardan gösterildği gibi kabul ediyorlar ve böyle adamlar bu dizi hakkında çok haksız yorumlarda bulunuyor.SOAD grubunu sevmekle 24 ü izlemeyi bir tutmak konuyu çok fena saptırmış(o iğrenç grup tamamen farklı bir konu) sadece eleştiri olsun veya fikir beyanı olsun diye anlamsız örnekler vermiş arkadaşlar bu kompleksleri atalıma artık..