Top Gear’ın delisiyim. (Çook uzun zamandır izlemesemde). Top Gear’ı sadece bir otomobil programı olarak değerlendirmek biraz abes kaçar. Top Gear bir show programı. Çekimlerin kalitesi,müzikler, sunum, herşey enfes. Onun için, Türkiye’deki otomotiv programları beni kusturuyor. Hani dandik programların sayısı akıl almaz derecede çok filan ama, bu kadar hayal gücü ve zekadan yoksun program çekip insanların vakitlerini ziyan etmenin mantığını anlamış değilim.

Geçen sene, bu uyuz programlardan birine denk geldim; Hyundai Coupe ve Ethem Genim. Ethem Genim, motorsporlarına çok girip çıktı, co pilotu da daima manken olurdu. "Yahu hiç duymadık, Ethem Genim kim?" derseniz, duymamanız normal derim.

Ethem Genim artık bayağı yaşlanmış, Allah uzun ömür versin. Hyundai Coupe’yi pazar gezintisine çıkan babam gibi kullandı ve yol tutuşunu öve öve bitiremedi. (Market arabasını iterek kendisiyle yarışabilirdim o gün) "Arabanın rengi kırmızı, koltukları da deri" gibi zeka dolu yorumlar yaparak, Hyundai Coupe almayı düşünen körlere de aracı tanıtmış oldular. Bunun dışında enteresan birşey olmadı.

Açıkçası, herhangi bir otomotiv ithalatçısı olsam, bu tip programlara araç vermem. Bu arabaları zaten yolda görüyoruz, üstelik çok daha hızlı giderken.

Jeremy Clarkson ise, bir arabanın satılıp satılmamasını belirleyecek bir güce sahip. Çünkü o ve Top Gear, bir arabayı alıp, enfes görüntülerle birlikte süper star yapabiliyor. Arabaları kullananlar emekli yarışçılar değil, bu işi seven adamlar. Tabi bir de Stig faktörü var. (Stig’in Damon Hill olabileceği rivayet ediliyor, bu da programa biraz gizem katan bir unsur!)

Top Gear’dan kadınlar bile zevk alabiliyor, hatta otomobille alakası olmayan kadınlar bile. Mesela bir programda Subaru Impreza ile Mitsubishi Lancer EVO’yu kapıştırdılar, sırf İskoçya manzarasının hatırına bile kaçmayacak programdı. Espriler kaliteli. Çekimler kaliteli. Test sürüşleri, Hollywood prodüksiyonu filmleri aratmıyor (bence daha da iyi).

Türkiye’de Top Gear kalitesinde program yapılamaz mı? Hayır. Çünkü Jeremy Clarkson gibi bir adam yok. Herhalde biraz Clarkson’ın aynı zamanda gazeteci ve yazar olmasından ilham alarak,  Fatih (neydi soyadı ya, "tek etek"’in yapımcısı Fatih bu) bu işe soyundu ve donukluğuyla içimizi kıydı.

Jeremy Clarkson, aşırı sivri bir herif. Zamanında Opel’i, Alfa Romeo’yu yerin dibine soktu. Türkiye’de kaç mümessil böyle riske girebilir ki? Zaten bu programları seyreden de olmadığı için, bağımsız, adam gibi program yapamazsınız. Türkiye’den Clarkson filanda çıkmaz. Çünkü, biz alçakgönüllüyü oynayıp kendini bir halt sanan,boş tafra yapan adamlarız. Öyle televizyona çıkıp, "kardeşim sen gerizekalı ve yeteneksizsin" diyecek adam da yok; biz arkadan konuşmayı, ayak kaydırmayı severiz.

Clarkson’ın bunu yapmaya ihtiyacı yok; çünkü adamın zekası, yeteneği ve mesleği var.