Blograzzi’deki keÅŸiflerim devam ediyor! Aynı yerde, Emrah’ın bloguna denk geldim (kendisini tanımam). Alıntı yaptığı Can Dündar’ın yazısı ilgi çekiciydi; oturup gelen yorumları da okudum.
Emrah kardeÅŸimiz, aynı yazıyı öÄŸrencisi olduÄŸu Kocaeli elektronik mühendisliÄŸi forumunda yayınlayınca başına gelmedik kalmamış.
İlgi çekici olan, daha ikinci mesajdan itibaren saldırıya geçen arkadaşın, Emrah tarafından nasıl sakinleÅŸtirildiÄŸi. Sonunda, aynı kiÅŸi, artık bizim aramızı kimse bozamaz diye foruma mesaj atmış.
Emrah, forum moderatörü nasıl olunur konulu dersi baÅŸarıyla vermiÅŸ. Bana da ÅŸapka çıkarmak kaldı. Moderatörlerin, hatta hoÅŸgörü sorunu olan herkesin okumasını tavsiye ederim.
Popularity: 2% [?]
Bu yazıyı beğendiyseniz, şunları da sevmeniz olasıdır: |
| Polisin silah ihalesi de tartışma konusu oldu...Blog adabı... |




9 yorum yapılmış.
Åžimdi “ne alakası var” diyeceksiniz ama bu güne kadar hiç düşünmediysem de Emrah’ın forumdaki yazısına cevapları okurken siyasete atılmaya karar verdim. Peki niye?
Ortada çarpık bir konu varsa ve bunu dile getirir yada aktarırsanız bu çarpıklığı kendi siyasetine sizden önce alet etmiÅŸ olanlardan mı olursunuz? Ne belli belki de onları tanımıyorsunuz bile. Ama ortada bir telif sorunu var belli…
Ya da bir konuda biri site bir şeyler empoze etmeye çalışıyor (kısa süre önce yaşadığım gibi) teşekkür edip oralı olmadığınızı ifade ederseniz otomatik olarak diğerlerine dahil olmuş mu olursunuz?
Sizin kendinize ait bir fikriniz olamaz mı? Yani mesela sadece sizin düşündüğünüz bir şey olamaz mı? Yoksa birkaç grup ortalıktaki tüm fikirleri patentledi mi?
Veya soruyorum! Bir fikrin kime ait olduğunu kim belirliyor? Beyan etmek yeterli ise ben de birkaç laf söyleyeyim bakalım kimlerden olduğumu düşünecekler.
Yok yok bunun tek bir yolu var. EÄŸer aklınıza bir ÅŸey geldi veya bir fikri sevdiniz ama sizden önce siyasete baÅŸlamış birilerinin yardakçısı gibi gözükmek istemiyorsanız bizzat kendiniz siyaset yapacaksınız. Bizzat kendiniz sürükleyeceksiniz o kitleleri peÅŸinizden. Bakalım o zaman diyebiliyorlar mı “sen kimin ekmeÄŸine yaÄŸ sürdüğünün farkında mısın?” diye. Kimsenin ekmeÄŸine yaÄŸ sürdüğüm düşünülmeden konuÅŸmak istiyorum.
Barış çok teşekkür ediyorum. Hem desteğin, hem övgülerin için.
Bence “bizim aramızı kimse bozamaz” diyen arkadaşıda tebrik etmek gerekir nede olsa sakin kalmayı ve hoÅŸgörüyü içinde barındırmayı gerektiren bir kiÅŸiliÄŸin ürünüdür bu cümle.
tabi Emrah’a gelince, şımartmayalım keretayı. 4 senedir tanırım çok ama çok ÅŸeker katsayısı olan bir emrahtır.
Seneler önce bir arkadaşın evine gittim. Babasıyla onun bir arkadaşı rakı içiyor, sohbet ediyorlar. İkisi de, 80′de hapis yatmış. Birisi solcu, öbürü saÄŸcı. Güzel olan bu iÅŸte,ayrı cephelerde olmak birbirimizin gözünü oymayı gerektirmiyor. Çanakkale savaşıyla ilgili anlatılan bir hikaye, anzaklar bizimkilere sigara atarmış siperden,bizimkiler de yiyecek filan. İnsan olmayı becerdikten sonra gerisi olay, ama bizde sürekli olarak bu unutturuluyor. Emrah’ta,onunla baÅŸta kapışan arkadaÅŸta şımarsınlar, bu ortamda bu tip insanlar şımartılmayı hak ediyorlar:)
ben hemen ikisinide tebrik etmekten yana değilim. bakın, bir konu açılmış, insanlar durup bi düşünsünler ve durum buysa neden böyle, ne yapılabilir konuşulsun diye. fakat daha ikinci mesajdan itibaren tartışma değil resmen saldırıya geçilmiş. ardından emrah admin sorumluluğu ile olayı tatlıya bağlıyor.
sonuç: yine önemli bir konu hakkında tartışma, fikir paylaşımı sağlanamadı.
yine söyliyen söyliyeceğini fazlasıyla söyledi, birileri alttan almak zorunda kaldı. üste çıkmış olanda kendisine kanka edindi.
şimdi aynı konuyu farklı başlıkta farklı bir kişi açsa yine aynı saldırıya maruz kalacak, çünkü fikre değil kişiye hoşgörü var.
ehe şimdi burda da tartışma başlarmış
Aslında haklısınız. Nedense bizim insanımız her yaÅŸta 14 yaşında ergen tutumuna sahip tartışamalarda. (Emrah’ın olayı ele alış tarzı cidden çok profesyonelce) Sonuç olarak bakarsak,evet,tartışma sonuçsuz kalıyor. Sonuca ulaÅŸması belki çok da önemli deÄŸil ama, tartışmanın kesilmesi kötü. (Bir de bizde tartışma ve kavga eÅŸ anlamlı algılanır,çok sinirlenirim buna!)
Ama kişiye hoşgörü olması da bir başlangıçtır en azından. İnsanlar birbirleriyle konuşabilecek düzeye gelirlerse, zıt kutupta olsalarda birbirlerinin gözünü oymamaya alışırlar.
evet bunun bir başlangıç olduğu kesindir.
yukarıdaki yorumu yazarken, tartışma kesilmişti, şimdi ise tekrar baktığımda gördümki tartışma asıl olması gereken çizgi üzerinde gitmeye başlamış, tebrikler emrah ve kouelohab.
ve bu konuya titizlikle yaklaşan herkese teşekkürler..
Adı geçen foruma bir gözattım. ÇocukluÄŸumuzdan bu yana bu tür münâkaÅŸalara tanık oluyoruz. MünâkaÅŸada Barış Bey’in aksine ders alınası bir durum göremedim. Kırıcı, üzücü bir boyut kazanmaması güzel tabi.
Tartışmayı burada devam ettirmek istemem; lâkin bir kaç söz sarfetmeden edemeyeceÄŸim. Dini faaliyetlere; eÄŸitim, saÄŸlık vs. faaliyetlerden daha fazla yatırım yapılıyor denilmiÅŸ, aksini iddaa edenler olmuÅŸ; ama kimse lâik bir ülkede Diyânet İşleri baÅŸkanlığı’nın ne iÅŸi var? Hani din ve devlet iÅŸleri birbirinden ayrıydı? diye sormamış. Muhasır medeniyet seviyesine giden yolun dini kontrol altına alıp, dini etkinlikleri baskılamaktan geçtiÄŸini düşünen zihniyetin sonu gelmiÅŸtir. İslâm Dini iyiliÄŸi doÄŸruluÄŸu emreder. İnsanları zararlı alışkanlıktan men eder. Dini, ahlâki eÄŸitimin zayıflamasının sonucu kapkaçtır, hortumculuktur, terördür, vb. Selam ve dua ile.
Evet; laik bir ülkede diyanet işleri başkanlığı gerçekten olmamalı.
Ben dinin baskı altına alınmaya çalışıldığını düşünmüyorum. Ne Türkiye’de, ne de dünyanın baÅŸka bir yerinde. Bizde sadece ÅŸeriat paranoyası var ve bende bunu tuhaf buluyorum. Adında “İslam” ibaresi bile geçmeyen partilerin baÅŸtan beri “ÅŸeriatçı” olarak anılmasını doÄŸru bulmuyorum; kaldı ki birçok ülkede Hıristiyan ibaresi taşıyan partiler iktidar oldu ve dini hukuk ya da engizisyon modeli geri gelmedi.
Bütün insanları dindar yaparak suçu engelleyemezsiniz, bu dünyada hiçbir zaman ve hiçbir yerde görülmüş bir model deÄŸil. İnsanları cadı diye yakan çok dindar, rönesans öncesi Avrupa’da olmadı, Osmanlı, hatta İslamiyetin beÅŸiÄŸi Arap yarımadasında da olmadı. Kimsenin de kimseye din empoze etme hakkı yok; buna en baÅŸta dindarlar karşı çıkmalıdır; çünkü gerçek adaletin öbür dünyada tecelli edeceÄŸine doÄŸal olarak dinibütün insanlar iman ederler; dolayısıyla insanların baÅŸka insanlara zorla imana getirme hakkı yoktur.
Sadece İslam dini değil, bütün dinler iyiliği ve doğruluğu emrederler. Öte yandan, insanların dini yorumlama şekli farklıdır. Örneğin, Ladin, cennete girme şartının öldürebileceğiniz kadar hıristiyan öldürmek olduğunu söyler. Bu yorum farklarını da ortadan kaldırmak üzere seküler hukuk sistemi doğmuştur; ama hukukun temelindeki ahlakın dinlerden geldiği de büyük ölçüde doğrudur.