Tartışma Adabı

Blograzzi’deki keşiflerim devam ediyor! Aynı yerde, Emrah’ın bloguna denk geldim (kendisini tanımam). Alıntı yaptığı Can Dündar’ın yazısı ilgi çekiciydi; oturup gelen yorumları da okudum.

Emrah kardeşimiz, aynı yazıyı öğrencisi olduğu Kocaeli elektronik mühendisliği forumunda yayınlayınca başına gelmedik kalmamış.

İlgi çekici olan, daha ikinci mesajdan itibaren saldırıya geçen arkadaşın, Emrah tarafından nasıl sakinleştirildiği. Sonunda, aynı kişi, artık bizim aramızı kimse bozamaz diye foruma mesaj atmış.

Emrah, forum moderatörü nasıl olunur konulu dersi başarıyla vermiş. Bana da şapka çıkarmak kaldı. Moderatörlerin, hatta hoşgörü sorunu olan herkesin okumasını tavsiye ederim.




9 yorum “Tartışma Adabı”

  1. Serkan Altuntaş :

    Tem 04, 07 at 3:30 pm

    Şimdi “ne alakası var” diyeceksiniz ama bu güne kadar hiç düşünmediysem de Emrah’ın forumdaki yazısına cevapları okurken siyasete atılmaya karar verdim. Peki niye?

    Ortada çarpık bir konu varsa ve bunu dile getirir yada aktarırsanız bu çarpıklığı kendi siyasetine sizden önce alet etmiş olanlardan mı olursunuz? Ne belli belki de onları tanımıyorsunuz bile. Ama ortada bir telif sorunu var belli…

    Ya da bir konuda biri site bir şeyler empoze etmeye çalışıyor (kısa süre önce yaşadığım gibi) teşekkür edip oralı olmadığınızı ifade ederseniz otomatik olarak diğerlerine dahil olmuş mu olursunuz?

    Sizin kendinize ait bir fikriniz olamaz mı? Yani mesela sadece sizin düşündüğünüz bir şey olamaz mı? Yoksa birkaç grup ortalıktaki tüm fikirleri patentledi mi?

    Veya soruyorum! Bir fikrin kime ait olduğunu kim belirliyor? Beyan etmek yeterli ise ben de birkaç laf söyleyeyim bakalım kimlerden olduğumu düşünecekler.

    Yok yok bunun tek bir yolu var. Eğer aklınıza bir şey geldi veya bir fikri sevdiniz ama sizden önce siyasete başlamış birilerinin yardakçısı gibi gözükmek istemiyorsanız bizzat kendiniz siyaset yapacaksınız. Bizzat kendiniz sürükleyeceksiniz o kitleleri peşinizden. Bakalım o zaman diyebiliyorlar mı “sen kimin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında mısın?” diye. Kimsenin ekmeğine yağ sürdüğüm düşünülmeden konuşmak istiyorum.

  2. emrah üstün :

    Tem 04, 07 at 3:41 pm

    Barış çok teşekkür ediyorum. Hem desteğin, hem övgülerin için.

  3. communicater :

    Tem 04, 07 at 4:00 pm

    Bence “bizim aramızı kimse bozamaz” diyen arkadaşıda tebrik etmek gerekir nede olsa sakin kalmayı ve hoşgörüyü içinde barındırmayı gerektiren bir kişiliğin ürünüdür bu cümle.
    tabi Emrah’a gelince, şımartmayalım keretayı. 4 senedir tanırım çok ama çok şeker katsayısı olan bir emrahtır.

  4. admin :

    Tem 04, 07 at 4:12 pm

    Seneler önce bir arkadaşın evine gittim. Babasıyla onun bir arkadaşı rakı içiyor, sohbet ediyorlar. İkisi de, 80′de hapis yatmış. Birisi solcu, öbürü sağcı. Güzel olan bu işte,ayrı cephelerde olmak birbirimizin gözünü oymayı gerektirmiyor. Çanakkale savaşıyla ilgili anlatılan bir hikaye, anzaklar bizimkilere sigara atarmış siperden,bizimkiler de yiyecek filan. İnsan olmayı becerdikten sonra gerisi olay, ama bizde sürekli olarak bu unutturuluyor. Emrah’ta,onunla başta kapışan arkadaşta şımarsınlar, bu ortamda bu tip insanlar şımartılmayı hak ediyorlar:)

  5. murat mutlu :

    Tem 04, 07 at 5:03 pm

    ben hemen ikisinide tebrik etmekten yana değilim. bakın, bir konu açılmış, insanlar durup bi düşünsünler ve durum buysa neden böyle, ne yapılabilir konuşulsun diye. fakat daha ikinci mesajdan itibaren tartışma değil resmen saldırıya geçilmiş. ardından emrah admin sorumluluğu ile olayı tatlıya bağlıyor.

    sonuç: yine önemli bir konu hakkında tartışma, fikir paylaşımı sağlanamadı.
    yine söyliyen söyliyeceğini fazlasıyla söyledi, birileri alttan almak zorunda kaldı. üste çıkmış olanda kendisine kanka edindi.
    şimdi aynı konuyu farklı başlıkta farklı bir kişi açsa yine aynı saldırıya maruz kalacak, çünkü fikre değil kişiye hoşgörü var.

    ehe şimdi burda da tartışma başlarmış ;)

  6. admin :

    Tem 04, 07 at 5:11 pm

    Aslında haklısınız. Nedense bizim insanımız her yaşta 14 yaşında ergen tutumuna sahip tartışamalarda. (Emrah’ın olayı ele alış tarzı cidden çok profesyonelce) Sonuç olarak bakarsak,evet,tartışma sonuçsuz kalıyor. Sonuca ulaşması belki çok da önemli değil ama, tartışmanın kesilmesi kötü. (Bir de bizde tartışma ve kavga eş anlamlı algılanır,çok sinirlenirim buna!)

    Ama kişiye hoşgörü olması da bir başlangıçtır en azından. İnsanlar birbirleriyle konuşabilecek düzeye gelirlerse, zıt kutupta olsalarda birbirlerinin gözünü oymamaya alışırlar.

  7. murat mutlu :

    Tem 05, 07 at 5:40 am

    evet bunun bir başlangıç olduğu kesindir.
    yukarıdaki yorumu yazarken, tartışma kesilmişti, şimdi ise tekrar baktığımda gördümki tartışma asıl olması gereken çizgi üzerinde gitmeye başlamış, tebrikler emrah ve kouelohab.
    ve bu konuya titizlikle yaklaşan herkese teşekkürler..

  8. Selamaleyke :

    Tem 05, 07 at 11:47 am

    Adı geçen foruma bir gözattım. Çocukluğumuzdan bu yana bu tür münâkaşalara tanık oluyoruz. Münâkaşada Barış Bey’in aksine ders alınası bir durum göremedim. Kırıcı, üzücü bir boyut kazanmaması güzel tabi.

    Tartışmayı burada devam ettirmek istemem; lâkin bir kaç söz sarfetmeden edemeyeceğim. Dini faaliyetlere; eğitim, sağlık vs. faaliyetlerden daha fazla yatırım yapılıyor denilmiş, aksini iddaa edenler olmuş; ama kimse lâik bir ülkede Diyânet İşleri başkanlığı’nın ne işi var? Hani din ve devlet işleri birbirinden ayrıydı? diye sormamış. Muhasır medeniyet seviyesine giden yolun dini kontrol altına alıp, dini etkinlikleri baskılamaktan geçtiğini düşünen zihniyetin sonu gelmiştir. İslâm Dini iyiliği doğruluğu emreder. İnsanları zararlı alışkanlıktan men eder. Dini, ahlâki eğitimin zayıflamasının sonucu kapkaçtır, hortumculuktur, terördür, vb. Selam ve dua ile.

  9. admin :

    Tem 05, 07 at 5:12 pm

    Evet; laik bir ülkede diyanet işleri başkanlığı gerçekten olmamalı.

    Ben dinin baskı altına alınmaya çalışıldığını düşünmüyorum. Ne Türkiye’de, ne de dünyanın başka bir yerinde. Bizde sadece şeriat paranoyası var ve bende bunu tuhaf buluyorum. Adında “İslam” ibaresi bile geçmeyen partilerin baştan beri “şeriatçı” olarak anılmasını doğru bulmuyorum; kaldı ki birçok ülkede Hıristiyan ibaresi taşıyan partiler iktidar oldu ve dini hukuk ya da engizisyon modeli geri gelmedi.

    Bütün insanları dindar yaparak suçu engelleyemezsiniz, bu dünyada hiçbir zaman ve hiçbir yerde görülmüş bir model değil. İnsanları cadı diye yakan çok dindar, rönesans öncesi Avrupa’da olmadı, Osmanlı, hatta İslamiyetin beşiği Arap yarımadasında da olmadı. Kimsenin de kimseye din empoze etme hakkı yok; buna en başta dindarlar karşı çıkmalıdır; çünkü gerçek adaletin öbür dünyada tecelli edeceğine doğal olarak dinibütün insanlar iman ederler; dolayısıyla insanların başka insanlara zorla imana getirme hakkı yoktur.

    Sadece İslam dini değil, bütün dinler iyiliği ve doğruluğu emrederler. Öte yandan, insanların dini yorumlama şekli farklıdır. Örneğin, Ladin, cennete girme şartının öldürebileceğiniz kadar hıristiyan öldürmek olduğunu söyler. Bu yorum farklarını da ortadan kaldırmak üzere seküler hukuk sistemi doğmuştur; ama hukukun temelindeki ahlakın dinlerden geldiği de büyük ölçüde doğrudur.


Siz de birşey söyleyin!