Bedava oyunlara yenisi katıldı: The Suffering
Barış Atasoy • 27 Eylül 2008 Cts • 1 yorum var »
Barış Atasoy • 27 Eylül 2008 Cts • 1 yorum var »
id Software ile başlayan eski oyunları, hatta oyun motorlarını bedava dağıtma furyasına Midway de katıldı ve bir zamanların kült oyunlarından diyebileceğimiz The Suffering’i bedava dağıtmaya başladı. Oyun dosyası 1.26 GB ve indirebilmek için basit bir üyelik aşamasına birkaç dakika ayırmanız gerekiyor.
The Suffering’de, karısı ve çocuklarını öldürmekle suçlanıp (Max Payne’i hatırlayalım!) hapse atılan ve bir depremle birlikte ortaya çıkan tuhaf yaratıklarla mücadele eden Torque namlı bahtsız şahsı canlandırıyoruz. Oyun, Carnate adasındaki Maryland hapishanesinde geçiyor. Oyunda kan ve vahşet düzeyi had safhada olduğundan 18 yaşından küçüklerin oynaması sakıncalı olabilir. Oyun 2004 yapımı olduğundan aşırı güzel grafikler beklerseniz hayalkırıklığına uğrayacağınızı şimdiden söylemekte fayda var.
Barış Atasoy • 27 Eylül 2008 Cts • Fikileriniz? »
Sunucu işlemcileri pazarı kızışmaya başlayabilir. AMD’nin 8 çekirdekli işlemcileri pazara sokmaya hazırlanmasıyla, Intel de bu sefer masaüstü işlemcilerinden çok sunucu işlemcilerine odaklanmış görünüyor.
Dunnington, temel olarak 3 adet çift çekirdekli Penryn’den oluşan bir işlemci ve 1.9 milyar gibi akıl almaz bir transistor sayısına sahip. Öyleki, Intel en azından transistör sayısı olarak kendi Itanium işlemcileri ile yarışıyor (Son Itanium işlemcilerinde 2 milyar transistör bulunuyor).
45nm üretilecek olan Dunnington, 2.66 Ghz de çalışıyor ve 130Watt gibi oldukça düşük bir tüketime sahip. Intel, seneye 32nm’ye geçecek olan ve 8 çekirdekli sunucu işlemcileri ile pazarı tekrar kapmaya çalışan AMD’ye gözdağı veriyor. 2.4 Xeon 7400 ise, sadece 95 Watt tüketerek AMD’nin masaüstü Phenom’larına bile ekonomik dersi veriyor. 2.13 Ghz’lik 6 çekirdekli Xeon 7400 ise, masaüstü makinanızda kullanmak isteyeceğiniz türden; sadece 65 Watt harcıyor.
Basri Kahveci • 27 Eylül 2008 Cts • Fikileriniz? »
Evet, bugün Google’ın onuncu yaşgünüymüş. Google yaşgününü şu bağlantıyla ulaşabileceğiniz (Google ana sayfasında da bağlantısı mevcut) sayfada onuncu yaşgününü ilan etmiş. Hazırladığı yaşgünü sayfasına girdiğinizde önünüze ilk olarak Google hakkında kısa kısa bilgiler geliyor. Sayfayı yenileyince farkettim bu bilgiler her sayfa yüklenişinde farklı olarak ekrana geliyor. Sayfaya ilk tıkladığımda Google adının nereden geldiğini anlatan metnin bağlantısını görmüştüm. Google ayrıca on yıldır neler yaptığını bir zaman çizelgesiyle güzel bir biçimde bizlerle paylaşmış. Bizlere şirket içi aktivitelerinden, şirket içi yaşam tarzından, satın almalarından, Google’ın gelişiminden falan filan bahsetmiş. Sayfadaki mavi renkli zaman çizelgesi düğmesiyle Google’ın on yıllık marifetlerini kronolojik sırayla görebiliyorsunuz. Google gerçekten yaş gününü adına yakışır bir şekilde duyurmuş. Ne diyelim, iyi ki doğdun Google!
Barış Atasoy • 23 Eylül 2008 Sal • Fikileriniz? »
Bu sayfalarda her ay bilgisayar parçalarından birini ele alıp enine boyuna özelliklerini, sisteme etkilerini, parçayla ilgili teknik terimleri enine boyuna ele almaya çalışıyoruz.
Aslında birazda tersten başladığımızı farkettik: şimdiye kadar ele aldığımız konulardaki tüm donanım parçaları anakart üzerine takılıyordu. Dolayısıyla, ilk başta anakarttan başlamak daha akıllıca olacaktı. Ancak nedense birtürlü aklımıza gelmedi. İşte bu ay, bu eksiği telafi edeceğiz. Hem de fazlasıyla!
Eskiden bir anakart aldınız mı, bu evladiyelik bir yatırım sayılıyordu. En fazla RAM ekler, ya da ekran kartını değiştirir, kullanmaya devam ederdiniz. Bugünse durum hiç de öyle değil. Özellikle, önümüzdeki dönemde yeni çıkacak işlemcilerle, anakartlarımıza veda etmeye başlayacağız. Bu yüzden, yazımızın anakart alışverişi yapacak arkadaşlara, bir nevi “alışveriş rehberi” olabileceğini düşünüyoruz.
Her zamanki gibi, basitten başlayıp yazının ilerleyen bölümlerinde teknik detaylara gireceğiz. Ama öncelikle, anakartımıza yakından bakarak başlayalım.
Barış Atasoy • 23 Eylül 2008 Sal • Fikileriniz? »
Bu yazıda size 1 saatin altında bir sürede kendi GNU/Linux dağıtımınızı yapmayı göstereceğiz!
Hayır, başka dergilerin yaptırdığı gibi “sanal” bir işletim sistemi değil! CD’den çalıştırabileceğiniz, ya da isterseniz sabit diskinize kurabileceğiniz “gerçek” bir işletim sisteminden bahsediyoruz! Üstelik ücret ödemeniz gerekmiyor, herhangi bir firmanın reklamını filan da yapmıyoruz!
Slax’i duymuş muydunuz?
Slackware, bir zamanların en yaygın dağıtımlarından biriydi. Gerek Debian gibi “tutucu” olması, gerekse GNU/Linux kurallarına sıkı sıkı bağlı olmasıyla, Slackware özellikle UNIX’den geçiş yapan GNU/Linux kullanıcılarının favorisi oldu. Kimi Slackware’ı “zor” bulsada, günümüzde bile en kararlı çalışan, en sorunsuz dağıtımlardan biri. Bir kez doğru kurabildiniz mi, sizi asla yarı yolda bırakmaz. Üstelik, abartıldığı kadar da zor değildir.
Maalesef Slackware artık eski popülaritesine sahip değil ve GNU/Linux dünyasındaki yaygınlığını gün geçtikçe kaybetmekte. Öte yandan, Slackware’ın “yavrusu” bir dağıtım, sessiz ve derinden gelerek önemli bir kitleyi avucuna alacak gibi! Bu dağıtımın adı ise “Slax”.
Barış Atasoy • 22 Eylül 2008 Pts • 1 yorum var »
Özellikle GNU/Linux’a yeni adım atan her kullanıcının hayali, pek de barışık olmadığı konsol’a girip şifreli mesajlara benzeyen komutlar yazmadan tüm sisteme hakim olmaktır.
Bunun bir yolu var ve yıllardır da gözlerimizin önünde duruyor. Webmin isimli araç sayesinde, GNU/Linux’un -aslında Solaris, OpenSolaris, Mac OS, hatta Windows da buna dahil!- derinliklerine inip aklınıza gelen hemen herşeyi kolayca yapmak mümkün. Üstelik, bunu ağınızdaki bir başka bilgisayardan bile yapabilirsiniz! Evet; Webmin aynı zamanda bir uzaktan yönetim aracı!
Cobalt serisi sunucuları hatırlar mısınız? Özellikle 2000′lerin henüz başında oldukça popüler olan bu sunucularda, Astaro’nun Security Linux versiyonu çalışırdı ve özellikle kullanım kolaylığı ile dünyada büyük bir hızla yayılmıştı. Cobalt o kadar büyük bir hızla büyüdü ki, kısa bir süre sonra Sun Corporation tarafından satın alındı; Sun bir süre bu sunucuları pazarladı sonra ortadan kayboldular.
Barış Atasoy • 22 Eylül 2008 Pts • Fikileriniz? »
TV kartları gibi çok sonra çıkan ekipmanları saymazsak, ses kartları PC kasalarına en son giren kartlardan biri olmuştur. Commodore 64 ve Amiga “devrimini” yakalayanlar, o zamanlar çok daha fazla para ödeyip kasa içindeki yarım watt hoparlörden gelen biplemelerle yetinmek zorunda kalan PC kullanıcılarıyla hep dalga geçmişlerdir.
Dünyada ilk çıkan ses kartı olmasa da, Türkiye’de PC kullanıcılarının ses kartıyla tanışması genelde Creative SoundBlaster ile olmuştur. Açıkçası, ilk SoundBlaster, Amiga’dan sonra bana büyük hayalkırıklığı yaşatmıştı. Fiyatı neredeyse bir müzik seti kadar olduğu halde, verdiği ses neredeyse telefon kalitesindeydi.
Barış Atasoy • 22 Eylül 2008 Pts • Fikileriniz? »
Cygwin, iyi tanınan GNU araçlarını Windows üzerinde çalıştırmaya yarayan bir araç. 1995′de Red Hat desteğiyle başlayan proje, daha sonra bağımsız hale gelerek güçlü ve yaygın bir araç haline geldi. Aslında Cygwin ne değildir demek daha doğru: Cygwin, Windows üzerinde Linux kerneli çalıştıran bir araç değildir. Sadece Linux ve Unix’e özgü bazı sistem çağrıları, sinyaller ve ortam değişkenlerini Windows üzerinde “simule” eden bir araçtır.
Cygwin, 250 kb civarında bir kurulum dosyası ile gelmektedir. Dosyayı, www.cygwin.com adresinden indirebilirsiniz. Bu dosyayı çalıştırdığınızda, Cygwin mirror’ları görüntülenmekte ve kurmak istediğiniz GNU öğelerini seçmenizi sağlayan bir arabirim çıkmaktadır. Cygwin dosyalarını direk kurabilir ya da önce indirip daha sonra kurmak için bir dizine kopyalayabilirsiniz.
Barış Atasoy • 22 Eylül 2008 Pts • Fikileriniz? »
Windows 95 çıkana kadar, x86 mimarisini kullanan PC’lerin müzik ve grafik becerilerine acıyarak bakardık. Daha yavaş işlemcilere sahip olan Amiga, Atari ST, Acorn gibi bilgisayarlar ve tabii ki Apple, grafik ve ses konusunda PC’lerden fersah fersah ötedeydi.
Microsoft, herzaman olduğu gibi yenilikleri benimsemekte geri kalmıştı. Grafiksel Kullanıcı Arabirimi, ancak Windows 3.1 ile gelmişti; oysa Amiga kullanıcıları bile seneler önce bu imkana sahipti. Üstelik, çok daha şık ve fazla özellikle.
Windows 95′in çıkmasıyla birlikte, oyun üreticileri için yeni bir problem belirdi: DOS altında çalışan oyunlar, ekran kartı ve joystick gibi donanımlara direk ulaşabilmekteydi; oysa bu yeni işletim sistemiyle gelen korumalı bellek yönetimi, belleğe direk erişilmesini önlüyordu.
Barış Atasoy • 22 Eylül 2008 Pts • Fikileriniz? »
Bilgisayar kullanıcılarının çoğunun en az parayı monitöre harcadığı, diğer parçalar konusunda oldukça titiz ve seçici davranırken monitör alırken en ucuz ve çoğu zaman da kalitesiz modelleri satın aldığı maalesef gerçek.
Oysaki monitör seçimi sadece görüntü kalitesini değil, sağlığımızı da etkiliyor. Görüntüsü titreyen, elektromanyetik izolasyonu kötü bir monitör başağrısı, göz bozukluğu gibi ciddi sağlık problemleri yaratmakta. Yaygın olarak kullanılan CRT (tüplü) monitörlerin kanserojen etkileri hakkında hala tartışmalar olsada özellikle kalitesiz modellerin yüksek seviyede elektromanyetik dalga yaydığı zaten bilinmekte.
Özellikle bu sene LCD monitörler fiyatların da ciddi oranlarda düşmesiyle masaüstlerinde hantal CRT modellerin yerini almaya başladılar. Elektromanyetik dalga yaymadıkları ve güçlü elektron tabancaları kullanmadıkları için sağlık açısından çok daha doğru bir tercih oldukları açık. Hafif, küçük olmalarının yanında elektrik tüketimi açısından CRT modellere göre yarı yarıya, hatta bazen 3-4 kata kadar daha avantajlılar. Görüntü açısından baktığımızda da LCD modeller genellikle daha keskin bir görüntü sunmakta.
Pınar Yanardağ • 22 Eylül 2008 Pts • Fikileriniz? »
Larry Page ve Sergey Brin sekiz yıl önce bir garajda başladıkları arama motoru projesinin şüphesiz milyarlarca dolarlık bir şirkete dönüşeceğini tahmin etmemişti. Linux tabanlı sistemleri kullanan internetin en büyük projesi Google, kullanımının kolay, güçlü ve hızlı olmasıyla öne çıkıyor. Bu sebeplerden dolayı bilgisayar kullanıcıları ve ustalar için de sıkça başvurulan bir kaynak. Bu yazıda, ustalar için aramaları kolaylaştıracak
10 temel Google güvenlik arama metodu gösteriyoruz.
1.site
site operatörü, özellikle herhangi bir aramayı bir host ya da alan adı ile özelleştirdiğiniz zaman ezici bir avantaj sağlıyor. site operatörü her ne kadar temel bir arama operatörü gibi dursa da, ille de bağımsız bir arama operatörü olarak kullanmak zorunda değilsiniz. Tabii ki, bu arama kriteri sonucunda çıkan sonuçları da tek tek incelemek mümkün, ancak çoğu zaman işlevsiz bir aktivite oluyor. Önemli bilgileri basit bir aramayla da bulabilirsiniz, buna rağmen Google’ın sonuçları sayfa hitlerine göre sıraladığını unutmayın. Başka bir deyişle, en popüler sayfalardan en az olanlarına doğru akan bir liste. Bu da, bir site hakkında en dikkate değer şeyleri çabukça görebilmeniz anlamına gelir.
Barış Atasoy • 21 Eylül 2008 Paz • Fikileriniz? »
Bilindiği üzere, işlemci üreticilerinin yıllardır en büyük derdi, ısı. Transistör sayısının artışı çekilen akım miktarını artırıyor, bunun sonucu olarak işlemciler kalorifer gibi çalışmaya başlıyorlar!
Isı, sadece işlemci üreticilerinin problemi değil: özellikle çok yoğun transistör içeren GPU’lar üretmeye başlayan ekran kartı üreticileri de ısı belasıyla yüzyüze. Kartların yatay yerleşimi sayesinde sürekli olarak heatsink ve fanları büyütselerde, bir noktadan sonra bunun yeterli olmayacağı kesin; zaten yavaş yavaş 2 slotluk yer kaplayan ekran kartlarına alışmaya başlıyoruz; ancak gelecekte bu bile yeterli olmayacak.
Kasamızın içindeki “kalorifere”, birsüre sonra ses işlemcilerinin de eklenmesini beklemek hayal değil: Creative’in son ses işlemcisi, kendi alanında transistör rekorunu çoktan kırdı. Bilgisayar dünyasında bir çılgınlık başladı mı durdurmak mümkün olmaz; yakında rakiplerinin de bu yarışı daha fazla transistör, daha fazla elektrik ihtiyacı ve daha fazla ısı ile katılacaklardır.
Barış Atasoy • 21 Eylül 2008 Paz • Fikileriniz? »
Günümüzde herhalde en revaçta olan donanım parçaları ekran kartları. Gerek oyunların neredeyse film kalitesine yaklaşması, gerekse artık yeni işletim sistemlerinin görsel efektlere fazlasıyla bel bağlaması nedeniyle, özellikle gelecek birkaç ay içinde ekran kartı ve GPU üreticileri parayı koyacak yer bulamayacaklar gibi görünüyor!
Windows Vista çıktığında, en tutucu kullanıcılar bile muhtemelen ekran kartlarını çöpe atacaklar.
Donanım değiştirme konusunda inatçılıklarıyla bilinen GNU/Linux kullanıcıları bile, özellikle XGL ile birlikte gelen son derece etkileyici masaüstü efektlerini kaçırmamak için ekran kartlarını yenileyeceklerdir. XGL, Vista kadar sistem arsızı olmasa da, nuh nebiden kalma ekran kartları ile yeterli performansı gösteremeyeceği kesin.
Piyasanın iki devi Nvidia ve Ati kozlarını sadece bilgisayarlarda paylaşmıyor. Özellikle bu yıl iki firmada oyun konsolu piyasasında hayli revaçtaydı ve kasalarını fazlasıyla doldurdu. ATI, Xenos ile Xbox 360′a; Nvidia ise RSX ile PS3′e girdi. Yakın zamanda cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir cihazlarda da grafik devrimiyle tanışacağız; zira hem Ati hem Nvidia bu alanda da ardı ardına yeni ürün çıkarıyor.
Barış Atasoy • 21 Eylül 2008 Paz • Fikileriniz? »
Podcasting ülkemizde bomba etkisi yaratmasa da dünyada bir hayli yaygın bir hale geldi; hatta amatörce podcast yayınına başlayıp bu işten ciddi paralar kazanmaya başlayan bireylere rastlar olduk.
Bu ay, podcasting’in bir seviye ilerisi kabul edebileceğimiz videocasting konusunu ele almaya karar verdik. Videocasting de podcasting’e çok benzer bir mantıkla çalışmakta. Internetten görüntü yayıncılığı yeni bir kavram değil; hatta neredeyse Internet kadar eski. Ancak, yüksek bant genişliği gerektirmesi ve oldukça pahalı streaming server altyapıları gerektirdiğinden doğal olarak yaygınlaşmadı. Seneler sonra bireysel yayıncılığın önünü açan blog, podcasting gibi kavramlarla birlikte videocasting ile de tanıştık.
Barış Atasoy • 21 Eylül 2008 Paz • Fikileriniz? »
Bu ayki sayımızda tüm verilerimizi emanet ettiğimiz sabit diskleri yakından tanıyacağız.
Sabit diskler, bilgisayarımıza 3 ayrı arabirimle (ATA(IDE),SATA ve SCSI) bağlanan ve 3 ayrı ebatta üretilen (3.5′,2.5′ ve 1′) elektromanyetik depolama ortamlarıdır. Çağımızın artan yüksek veri talebine paralel olarak sabit diskler sadece bilgisayarlarımızın içinde durmakla yetinmediler; MP3 çalıcılar, mobil oyun konsolları, uydu alıcıları, hatta cep telefonlarına kadar girdiler. Kapasite ve hızları sürekli artsada, aslında çalışma mantıkları ilk ortaya çıktıkları günle aynı.
Şimdi, öncelikle bir sabit diskin nasıl çalıştığını ve temel parçalarını tanımakla başlayalım.
Sabit diskler, basit mekanik prensiplerinin akıl almaz derecede hassas bir üretimle uygulandığı, üstelik de çok narin olması beklenirken 1000g gibi muazzam şoklara bile dayanabilen, “garip” cihazlar. 1000G’ nin ne kadar “astronomik” bir rakam olduğunu kavrayabilmeniz için savaş uçaklarını örnek verelim: Dünyanın en gelişmiş savaş uçağı kabul edilen ve fiyatı 100 milyon dolar olan F22, sadece kısa bir aralıkta 8g’ye dayanabilmekte!